21 Kasım 2018 - Çarşamba
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Borçlar Hukuku » 3095 Sayılı Kanun Dışında Faiz İle İlgili Yasa Ve Hükümler

3095 Sayılı Kanun Dışında Faiz İle İlgili Yasa Ve Hükümler

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasası‘nın 20. maddesinin 13.4.1983 tarih ve 2814 sayılı kanunla değişik ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde “kendi payına düşen genel gider veya avans tutarının tamamını zamanında ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde on oranında gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür” hükmü getirilmiştir. Gecikme karşılığında ödenmesi gereken meblağ kanunda “gecikme tazminatı” olarak adlandırılmış ise de, burada söz konusu olanın temerrüt faizi olduğu kabul edilmektedir ( Bkz.Prof. Dr.Abdulkadir Arpacı, Türk Hukukuna göre Kat Mülkiyetinde Yönetim, Doktora Tezi İst.1984 sh.279, Prof. Dr. Hayri Domaniç, Ticaret Hukukunun Genel Esasları 4.Bası İst.1988 sh.44 ). T.C.YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2004/19-357 K. 2004/360 T. 16.6.2004

6183 sayılı Amme Alacaklarına Uygulanan Faiz:

Madde 51   Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.Gecikme zammı birmilyon liradan az olamaz.Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez. Bakanlar Kurulu, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir.

Kamulaştırma Alacağına Uygulanan Faiz Oranı:

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1982) Madde 46.-  Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait oranlarının bedeli, her halde peşin ödenir.İkinci fıkrada   öngörülen   taksitlendirmelerde  ve  herhangi  bir  sebeple  ödenmemiş  kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. 


Bedelsiz El Atma Tazminat Alacağına Tatbik Edilecek Faiz Oranı:

Yüksek Mahkeme İdare’nin kamulaştırmasız el atma eyleminden dolayı hükmedilen bedeli tazminat olarak kabul etmekte ve bu alacağa 3095 Sayılı Faiz Yasa’sındaki yasal faiz oranlarının uygulanacağını, Kamulaştırma bedeline uygulanan Anayasa’nın 4709 S ayılı Kanun’un 18. maddesi ile değiştirilen 46/son maddesindeki  hüküm altına alınan ve kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının yürütülmeyeceğini benimsemektedir.)       

  “.. Alacaklının takibe dayanak yaptığı ilamda kamulaştırmasız el atmadan dolayı tazminata hükmedildiği görülmektedir. Hükmedilen alacak tazminat niteliğinde olduğundan bu alacak için 3095 Sayılı Yasa’daki yasal faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Anayasa’nın 4709 Sayılı Kanunun 18. maddesi ile değişik 46/son maddesinde kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan artırım bedelleri için son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirlendiğinden, tazminat niteliğinde olan kamulaştırmasız el atmadan dolayı alacaklar, anılan madde kapsamı dışında kalmaktadır. Dairemizce oluşturulan son uygulamalar bu doğrultuda olduğundan, mahkemece icra müdürlüğünce takip talebi ve icra emrinde uygulanan faiz oranlarının, 3095 Sayılı Yasa’ya uygun olup olmadığı denetlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü doğru değildir..” YARGITAY 12. HD. E: 2004/4638, K: 9621 SAYI VE T.19.04.2004

 1479 nolu Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (Bağ-Kur), Madde 49 –     “..Bu Kanuna göre ödenecek sigorta primi, sigortalının seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği 50 nci maddede belirtilen gelir basamağının %20’sidir.

Sigortaya girişte bildirilen gelirin bir defaya mahsus olmak üzere %25’i oranında giriş keseneği, basamak yükselmelerinde ise, iki gelir basamağı arasındaki artış farkı kadar yükselme primi alınır. Sigorta primi, sigortalılığın başladığı tarihi takip eden ay başından, sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak alınır. …..(Değişik fıkra: 24/07/2003 – 4956 S.K./27. md.) Sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, primlerin ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlamak üzere %10 oranında artırılır. Bu miktara, borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır.  Dava veya icra kovuşturması açılmış olsa bile primlerin ödenmemiş kısmı için gecikme zammı tahsil olunur….”S.S.Kurumu prim alacağının İcra Takibi ve İflasta faiz Oranı     506 nolu Sosyal Sigortalar Kanunu, Madde 80 –     “..İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

(Ek fıkra: 09/04/2003 – 4842 S.K./32. md.) Prim borçlarının, katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle de ödenmesi mümkündür. Bu takdirde katma değer vergisi iade hakkı sahibi; kendisinin, mal ya da hizmet satın aldığı veya iştirak ya da ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu işverenlerin prim borçları için de mahsup talep edebilir. Kurumun bağlı olduğu Bakanlık, Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile bu uygulamadan faydalanacak işverenleri, iştigal konusu, işletme türü ve işletme büyüklüğü itibariyle belirlemeye ve lehine mahsup talebinde bulunulan işverenlerin prim borcu ödeme süresini otuz günü aşmamak üzere uzatmaya yetkilidir.         77 nci maddenin (a) fıkrası gereğince hak edilen ve fakat ödenmemiş olan ücretler üzerinden hesaplanacak primler hakkında da yukarıdaki hüküm uygulanır.

Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları Gelir ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılamaz.  (Değişik fıkra: 29/07/2003 – 4958 S.K./38. md.) Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102 nci maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, söz konusu Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. Şu kadar ki; Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihte % 10 oranında artırılır. Bulunan bu tutara, ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar, her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi, bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır.  Yetkilerin kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle tespit edilir.      Kurum alacaklarının tahsilinde 21/07/1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, alacaklı Sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkilidir.        Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.

Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer alacakların ödenmemiş kısmı için gecikme zammı tahsil olunur..”“ Karar= “..506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun değişik 80. madesi gereğince Kurum’a ödenmesi gereken primlerin süresinde ödenmemesi nedeniyle uygulanacak gecikme zammının, borçlu işverenin iflasına karar verilmesi halinde; iflasın açılmasından sonra da işlemeye devam edeceğine, içtihatların bu yolda birleştirilmesine 22.11.1991 günlü ilk toplantıda üçte ikiyi geçen çoğunlukla karar verildi.. “. Y. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 990/5, K: 991/4 sayı ve 22.11.1991 tarihli kararı, 506 s. SSK: m. 80, 6183 s. AAK. M. 9, 12, 21, 27, 36, 101, 103)“ Karar= 506 sayılı Yasanın değişik 80. maddesinde Kurumun prim vb. alacakları için genel kuraldan ayrılan bir temerrüt faizi düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar burada gecikme zammından söz edilmekte ise de, prim borcunun zamanında ödenmemesi halinde Kurumca talep edilecek karşılık kamu hukuku karakterli bir para alacağı için öngörülen ( nitelikli ) temerrüt faizinden ibaret olup, genel ilke uyarınca buna ayrıca temerrüt faizi yürütülmesine yasaca olanak bulunmamaktadır. (YHGK. E: 2004/10-104, K: 2004/94, sayı ve 18.02.2004 tarihli kararı, 506 S. Kan. Md. 80, 6183 Sayılı Kan. Md. 48, 51, 52, 818 S. Kan. Md. 101, 104, 113)

1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. Md. Göre, Kıdem Tazminatı Alacağı Faiz Oranı:

4857 Sayılı Kanun  Madde 14/11; “. 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder..”“.. Kıdem tazminatı uygulanacak faiz en yüksek mevduat faizidir. Bu oran hakkın doğum tarihindeki en yüksek oran esas alınarak birer yıllık zaman dilimleri için uygulanır. Yoksa 1 yıllık zaman dilimi içinde daha sonra oluşan oranların göz önüne alınması mümkün değildir. Bilirkişi raporunda 1 yıl içinde oluşan değişiklikler göz önüne alınarak kademeli hesaplama yapılmıştır.  Mercice hakkın doğum tarihi olan 24.06.1992 tarihindeki en yüksek mevduat faizinin 1 yıl için ve bundan sonra takip eden 1 yıllık süreler için süre başlangıcında belirlenecek faiz oranları esas alınarak hesaplama yapılması gerekir..” T.C YARGITAY . 12. HD. E: 995/12975

Yargıtay Kıdem Tazminat alacaklarına faiz uygulamasında yasa belirtilen uygulanacak   “ mevduata uygulanan en yüksek faiz  “ oranlarının tesbitinde  Kamu Bankalarıdan sorulması görüşü terk edilerek  yerine TARAFLARIN BİLDİRDİKLERİ BANKALARA “YTL cinsinden 1 yıl vadeli mevduat hesabına FİİLEN uyguladıkları faiz oranı “sorularak tespitine karar vermiştir.  

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2006/18945 K. 2006/22074 T. 24.11.2006

KIDEM TAZMİNATI TALEBİ ( Uygulanacak Faiz Dramı Tarafların Bildirdikleri Bankalardan Mevduata Fiilen Uygulanan En Yüksek Faiz Dram Sorularak Belirlenmesi  )

FAİZ DRAMI ( Kıdem Tazminatına Uygulanacak Faiz Dramı Tarafların Bildirdikleri Bankalardan Mevduata Fiilen Uygulanan En Yüksek Faiz Dram Sorularak Belirlenmesi )

MEVDUATA UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZ ( Kıdem Tazminatına Uygulanacak Faiz Dramı Tarafların Bildirdikleri Bankalardan Mevduata Fiilen Uygulanan En Yüksek Faiz Dram Sorularak Belirlenmesi  )

KARAR : Takip dayanağı ilamda kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden tahsiline karar verildiği görülmüştür. İcra mahkemesine, Merkez Bankası’ndan gelen ve fiilen uygulanan değil, uygulanması muhtemel olan en yüksek mevduat faiz oranları bildirilmiştir. Yargılama aşamasında bilirkişiden alınan faiz hesabına yönelik raporun incelenmesinde mahkemece dairemizce “kamu bankalarından sorulması” gerekeceği görüşüne değer verilerek kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak dairemizce bu görüş terk edilerek, Yargıtay diğer daireleriyle içtihat birliği sağlanması ve ülkenin ekonomik gerçeklerine uygun düşeceği görüşleriyle oluşturulan son içtihatlarına göre mahkemece yapılması gereken iş hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının ( tarafların bildirdikleri ) bankalardan sorulmak üzere oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, önceki içtihatlar doğrultusunda ve yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.

Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunundan Kaynaklanan Alacak ve Sendika Aidatı Alacağı Faiz Oranları.

2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu madde 61/1: “..Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında ifaya mahkum edilen taraf, temerrüt tarihinden itibaren, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi   üzerinden temerrüt faizi özemeye de mahkum edilir .  Ayni taahhüdünü yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren taraf derhal ifaya mahkum edilir. Tarafların tazminat hakları saklıdır…” ..Dayanak ilamda 2822 sayılı Kanunun 61/1. maddesi uyarınca temerrüt tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi üzerinden temerrüt faizine ilişkin hüküm kurulmuştur. Mercice yapılacak iş, işletme kredisi veren (Halk Bankası, T. Kalkınma Bankası, T. Sınai Kalkınma Bankası gibi bankalarca uygulanan işletme kredisi faizi sorulup saptanması, bundan sonra gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl oluşacak duruma göre bir karar vermesi gerekir..” T.C YARGITAY. 12. HD. E: 2000/15076, K: 12896 sayı ve T 15.09.2000

T.C.YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2005/12127 K. 2005/15426 T. 12.7.2005

EN YÜKSEK İŞLETME KREDİSİ FAİZİ ( İşletme Kredisi Veren Tüm Kamu Bankalarından Sorulup Gelen Bilgilere Göre Tespit Edilmesi Gereği )

KAMU BANKALARINDA UYGULANAN EN YÜKSEK İŞLETME FAİZ ORANLARI ( İşletme Kredisi Faizinin Uygulanmasına Karar Verilmesi Halinde Tespit Edilmesi Gereği )

ÖZET : Mahkemelerce işletme kredisi faizinin uygulanmasına karar verilmesi halinde, işletme kredisi veren tüm kamu bankalarından fiilen uygulanan en yüksek işletme faiz oranları sorularak gelen bilgilere göre sonuca varı/malıdır. Yerel mahkemece sadece bir kamu bankasının uyguladığı faiz oranı esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

KARAR :

1 ) Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

İİK’nun 4949 Sayılı Kanunla değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı kanunun ek madde 1/2 fıkrası uyarınca 01.01.2005 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu değerin 2.870.- YTL’yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyizine ilişkin dilekçenin ( REDDİNE );

2 ) Alacaklı vekilinin temyiz istemine gelince;

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Takip dayanağı Körfez İş Mahkemesi’nin ilamında hüküm altına alınan toplu iş sözleşmelerinden doğan alacak için 27.04.2000 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizinin uygulanmasına karar verilmiştir.

İcra mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece Türkiye Kalkınma Bankası’nın işletme kredisi faiz oranlarının dikkate alındığı görülmektedir. Oysa, alacaklı vekilince temyiz dilekçesine ekli 22.12.2004 tarih ve 9085 no’lu Halkbank yazısında, Halkbank’ın uyguladığı en yüksek işletme kredisi faiz oranlarının Türkiye Kalkınma Bankası faiz oranlarından yüksek olduğu görülmekte olup, dosya içinde bulunan Halk Bankası’na ait 26.09.2003 tarih 687 no ‘lu yazıda anılan faiz oranı 27.02.2001 itibariyle % 250 olarak bildirilmiştir.

Mahkemece yapılacak iş;

İşletme kredisi faizinin uygulanmasına mahkemelerce karar verilmesi halinde, işletme kredisi veren tüm kamu bankalarından ( Halkbank, Sinai Kalkınma Bankası vs. ) fiilen uygulanan en yüksek işletme faiz oranlan sorularak veriler toplandıktan sonra en yüksek işletme kredisi uygulayan kamu bankasının faiz oranı belirlenip, buna göre hakkın doğum tarihinden itibaren kademeli olarak değişen her dönem için faiz hesaplanması yapılması gerektiğinden yeniden bilirkişiden yararlanılarak Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken diğer kamu banka faiz oranları dikkate alınmaksızın sadece Türkiye Kalkınma Bankası’nın faiz oranlarına göre yapılan hesaplama esas alınarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.

FAİZ HESAPLAMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

      HGK.nun  5.4.2000 tarih ve 2000/12-739 Esas, 2000/746 Karar, HGK.nun 4.7.2001 tarih, 2001/2-565 sayılı kararlarında da  vurgulandığı üzere, takip dayanağı ilamda hükmedilen alacak için, faizin başlangıcının belirtilmediği hallerde , alacaklı karar tarihinden itibaren faiz isteminde  bulunabilir.T .C. YARGITAY 12.Hukuk Dairesi  E   2003/ 19114   K. 22449

Takip dayanağı ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren faiz istenebilir. Ancak, hükmün infazı için kesinleşmesi gereken hallerde ilamda yer alan eklentiler de, ilamın kesinleştiği tarihte istenebilir hale geleceğinden, faizin kesinleşme tarihinden takip tarihine kadar hesaplanması ve itirazın bu kurallar çerçevesinde değerlendirilmesi gereklidir. Somut olayda, boşanma ile birlikte verilen maddi tazminata ilişkin karar, 13.1.2003 tarihinde kesinleştiğine ve boşanmanın eklentisi olduğuna göre bu bölüm için alacaklı, işlemiş faizi kesinleşme tarihinden itibaren başlatabilir. T.C.YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ ESAS 2003 KARAR 15858 19864

  TTK’ nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında uygulanması gereken aynı kanunun 637/2. maddesi gereğince alacaklı vade tarihinden itibaren faiz isteyebilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.1995 gün ve 1995/171-413 sayılı kararında ise vade tarihinden itibaren istenecek faizin 3095 sayılı yasanın 2. maddesine göre hesaplanacağı vurgulanmıştır. Bu itibarla takip talebinde işlemiş faizin başlangıç tarihi gösterilmemiş ise işlemiş faizin bononun vadesinden itibaren işlemeye başladığı kabul edilmelidir. T.C.  YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ ESAS 2003 KARAR 14242         18297          

 Takip dayanağı ilamda dava tarihinden itibaren ödenmesine karar verilen nafaka alacağı için faizin başlangıç tarihini belirleyen bir hükme yer verilmemiştir. HGK.nun 05.04.2000 tarih ve 2000/12-739 E., 2000/746 K. ve yine HGK.nun 04.07.2001 tarih ve 2001/2-565 E. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bu durumda faizin karar tarihinden itibaren hesaplanması gereklidir T.C.  YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ ESAS 2003  KARAR 14241  18284

Takip dayanağı ilamda iştirak nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere artırılmasına hükmedilmiş olup, faizin başlangıç tarihi bir belirleme olmadığına göre karar tarihinden itibaren faiz hesaplanmalıdır T.C.  YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ ESAS 2003  KARAR  11617       14327

KİRA ARTIRIMLARINDA KARARIN KESİNLEŞMESİNDEN İTİBAREN

01.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 30.06.1987 tarih ve 87/11921 sayılı Kararname ve bu kararnameye ilişkin 19.02.1991 tarih, 20791 sayılı resmi gazetede yayımlanan 91/1 no.lu TCMB tebliğinin 2 ve 4. üncü maddeleri ile 07.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 04.02.2002 tarih, 2002/3707 sayılı Kararnameye ilişkin 29.03.2002 tarih, 24710 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2002/1 sayılı T.C. Merkez Bankası Tebliği’nin 2, 3 ve 4 üncü maddelerine göre, bankaların mevduat ve kredi işletmelerinde uygulayacakları azami faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit edebileceği, tespit edilen mevduat ve kredi faiz oranlarının ve bunların yürürlük tarihlerinin TC Merkez Bankasına bildirmeleri esasının getirildiği, Bütün bankaların bildirdikleri faiz oranlarının asgari ve azami listelerinin düzenlenmesi, para piyasaları yapıcısı ve enflasyonla mücadele için  faiz oranlarını takip ve yönlendirme, bu cümleden kamu görevi yapan TC Merkez Bankasına 3095 Sayılı Faiz Yasası’nın 1, 2, 4857 sayılı Kanunun 14/11 Md.,  2822 sayılı Yasa’nın 61/1 maddelerine …… göre uygulanacak faiz oranlarını saptama ve istemde bulunan kişi, kurum, kuruluş ve Yargı birimlerine yazılı veya elektronik (Internet üzerinde bilgilendirme) görevinin verildiği,

BAZI YARGITAY KARARLARI

      T.C.YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2006/1597 K. 2006/1617 T. 17.5.2006

KAÇAK ELEKTRİK KULLANIMI ( Miktarı Ancak Yargılama Sonucunda Belirleneceğinden Likit Olmayan Alacaklar İçin Başlatılan İcra Takiplerine İtiraz Edilmesi Halinde Açılacak İtirazın İptali Davalarında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilemeyeceği )

ÖZET : Tacir veya tacir sayılan taraflar arasında kaçak elektrik kullanımından, bir başka ifadeyle, haksız fiilden kaynaklanan tazminatın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada, davalı tarafın kaçak elektrik kullandığı iddiasını kabul etmemesi karşısında, davalının kaçak elektrik kullandığını ve uğradığı zararı ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Kaçak elektrik tutanağı, tespit tutanağı, abone dosyası gibi deliller davacının tek taraflı düzenlediği belgeler olup davalı şirket yetkililerinin imzasını içermediği ve davalı tarafından kabul edilmediği anlaşılan bu belgelerin davalının kaçak elektrik kullandığını kabule yeterli olmaması karşısında, taraf delilleri toplanmalı, davalının kaçak elektrik kullandığı anlaşıldığı takdirde, Enerji Tarifeleri Yönetmeliği ve Elektrik Tarifeleri hükümleri doğrultusunda, davalının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedelinin ve takip tarihi itibariyle işlemiş gecikme faizlerinin hesaplanması için uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

İcra takibinde değişken oranlı olduğunu açıklamadan %48 oranında reeskont faizi istediği anlaşılan davacının bu isteği ile ilgili olarak, talebin aşılamayacağına ilişkin HUMK’nın 74. maddesi hükmü dikkate alınıp takip tarihinden önceki döneme ait işlemiş faiz hesabının yıllık %48 oranını aşmayacak biçimde ve reeskont faizine göre yapılması, takip tarihinden sonraki dönem için de yıllık %48 oranı ile sınırlı reeskont faizine hükmedilmesi gerekir.

Haksız fiilden kaynaklanan alacaklar likit olmadığından, miktarı ancak yargılama sonucunda belirleneceğinden, likit olmayan alacaklar için başlatılan icra takiplerine itiraz edilmesi halinde açılacak itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilemez. Bu nedenle, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir.

T.C. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 2004/3026 K. 2005/969 T. 23.2.2005

ALACAK TALEBİ ( Mahkemece 3095 Sayılı Kanunun 1.Maddesindeki Reeskont Oranı Üzerinden Faize Hükmedilmesi Yerine Davacı Alacağına Avans Faizi Uygulanması Doğru Olmadığı )

AVANS FAİZİ ( Alacağının Reeskont Faizi İle Birlikte Tahsili İstemi – Mahkemece 3095 Sayılı Kanunun 1.Maddesindeki Reeskont Oranı Üzerinden Faize Hükmedilmesi Gereği )

3095/m.1

ÖZET : Davacı dilekçesinde, alacağının reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Bu nedenle mahkemece 3095 sayılı Kanunun 4489 sayılı kanunla değişik 1.maddesindeki reeskont oranı üzerinden faize hükmedilmesi yerine davacı alacağına avans faizi uygulanması doğru olmamıştır.

T.C.YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2004/19-357 K. 2004/360 T. 16.6.2004

ELEKTRİK BEDELİNİN TAHSİLİ TALEBİ ( Gecikme Zammının Faiz Niteliği ve Görevli Mahkemenin Tesbitinde Müddeabihe Dahil Edilemeyeceği)

GECİKME ZAMMININ FAİZ NİTELİĞİ VE MÜDDEABİHİN KAPSAMINA DAHİL OLMAMASI ( Görevli Mahkemenin Tesbitinde – Elektrik Abonesinin Kullandığı Elektrik Bedelinin Tahsili Talebi )

FAİZ NİTELİĞİ ( Elektrik Bedelinin Ödenmesinde Temerrüt Nedeniyle Uygulanacak Gecikme Zammı – Görevli Mahkemenin Tesbitinde Gecikme Zammının Müddeabihin Kapsamında Kabul Edilemeyeceği )

ÖZET :Davacı vekili, elektrik abonesi olan davalının, kullandığı elektriğin bedelini ödemediği gibi girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Uyuşmazlık; gecikme zammı alacağının hukuksal niteliği, müddeabihe dahil olup olmadığı, dolayısıyla mahkemenin görevini tespitte hesaba katılıp katılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Para borçlarında borçlunun borcunu vadesinde ödememesi halinde yasal faizden ayrık olarak uygulanan ve borçlu tarafından ödemek zorunda bırakılan ilave paranın aslında bir faiz olduğunda kuşku yoktur. Tüm bu açıklamalardan ışığında, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 1. maddesi değerlendirildiğinde, adı ne olursa olsun ister icra inkar tazminatı, ister faiz bu kavram altında yer alacak hiçbir yaptırımın görevin tespitinde hesaba katılmayacağı sonucuna varılmaktadır. Bu sonuç doğrultusunda davamıza konu gecikme zammı bir faiz olup, HUMK.nun 1. maddesinin açık hükmüne göre müddeabihe dahil değildir. Mahkemenin görevini tayinde nazara alınamaz.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates