15 Eylül 2019 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Ticaret ve Şirketler Hukuku » ABD Ticaret Hukukunda Temel Kavramlar

ABD Ticaret Hukukunda Temel Kavramlar

 

2. Uluslar Arası Ticari Organizasyonlar, Konferanslar ve Anlaşmalar

Mal, hizmet ve yatırımlar için uluslar arası pazarı etkileyen sayısız organizasyonlar bulunmaktadır. Bu organizasyonlar, konferans ve anlaşmaları takiben kurulmuştur.

A. GATT 1994 ve WTO

“The General Agreement on Tariffs and Trade 1994(GATT 1994)[285]”, 125 üye devlet tarafından imzalanan uluslar arası bir anlaşma olup, Çin ve Rusya hariç, Amerika’yı da içine alan bir düzenlemedir[286]. Bu anlaşma 1947 yılında imzalanan GATT’ın orijinal metnini esas almıştır[287]. Bu anlaşma daha sonra eklenen maddeler ile gelişmiş ve günümüzdeki halini almıştır. Bu anlaşmaya göre, “the Uruguay Round Agreemens” ve “the World Trade Organization(WTO)” oluşturulmuştur[288]. GATT’ın temel amacı, ikinci dünya savaşından sonra, dünya ticaretini liberalize etmek ve daha ötede ekonomik büyümeyi ve insan gelişimini sağlamaktır[289].

GATT’ın temelde iki ana fikri temeli vardır. Bunlar[290]; (1) herhangi bir ayrım yapmaksızın ticaret, (2) gümrük tarifeleri aracılığıyla korumanın sağlanmasıdır. Ayrım yapmaksızın ticaret yapma ilkesi “most favored nation clause”[291], yani üçüncü ülkelere verilen imtiyazların aynısının, anlaşılan ülkeye de verileceğini ifade eder. Buna göre, ithalat ve ihracat düzenlemelerinde ve uygulamalarında üye devletler, en lehe devlet konumundadırlar. Tüm üye devletler bu ilkenin bir sonucu olarak, birbirlerine eşit muamele yapmak durumundadırlar. Bunun istisnası “the European Union” ve “the North American Free Trade Organization(NAFTA)[292] gibi bölgesel anlaşmaların içerdiği özel şartlardır[293]. Bu düzenlemenin temel amacı, uluslar arası ticarette, açıklık ve şeffaflığı sağlamak suretiyle, rekabeti etkin hale getirmektir[294].

Kısa adı ”WTO” olan dünya ticaret örgütü, dünya ticaretinin sağlıklı bir şekilde gelişmesi, rekabetin sağlanması, uyuşmazlıkların çözümlenmesini gerçekleştirmek üzere kurulmuştur. Özellikle, üye devletler arasında çıkabilecek ticari uyuşmazlıklar, “Dispute Settlement Body(DSB)” adı verilen kuruluş tarafından giderilmektedir[295]. Bu kuruluş, mahkeme gibi çalışmaktadır. Ayrıca “GATT” anlaşmasının ilgili maddelerinin üye devletler tarafından ihlal edilip, edilmediği hususunda da karar verir. “DSB” bu hususta yapmış olduğu araştırma sonucunda, taraflardan birinin anlaşmayı ihlal ettiği sonucuna varırsa, ihlal eden tarafı üyelikten ihraç etmez. Sadece zarar gören ilgili tarafın zararını ihlal eden tarafa tazmin ettirir[296].

B. CISG

“The United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods(CISG)”[297], adı verilen anlaşma, uluslar arası satım sözleşmelerini yürütmek üzere ve eyaletler arasında birlikteliği sağlamak için çıkartılmıştır. Bu anlaşma daha sonra, ABD ile birlikte imza eden ülkeler arasında da etkili olmaya başlamıştır. “CISG” hükümleri, aslında “the Uniform Commercial Code”nin 2 . maddesi hükmünden esinlenerek hazırlanmıştır.

C. UNCTAD

“The United Nations Conference on Trade and Development(UNCTAD)” adı verilen anlaşma, az gelişmiş ülkelerin menfaatlerini temin etmek üzere hazırlanmıştır. “UNCTAD” uluslar arası ticaret yolu ile, az gelişmiş ülkeler lehine gelir dağılımını düzeltmeyi amaç edinmiştir.

D. NAFTA

“The North American Free Trade Agreement(NAFTA)”, Meksika, Kanada ve Amerika arasında yapılmış olan serbest ticaret anlaşmasıdır. Başlangıçta bu anlaşma, Amerika ile Kanada arasında 1989 yılında serbest ticaret anlaşması(Free Trade Agreement) olarak imzalandı. Bu anlaşmaya 1994 yılında Meksika da katıldı. Kısa adı “NAFTA” olan anlaşma, üye üç ülke arasında tüm gümrük tarifelerini kaldırdı. Böylelikle, geniş ölçekli bir ticaret alan oluşturuldu[298]. Üye devletlerden Kanada ve Meksika gümrük tarifelerini ABD yatırımları için daha da indirdiler[299]. NAFTA, “the European Union” gibi müşterek işçi pazarı oluşturmazken, anlaşma işadamlarının sınır ötesine ulaşmalarına imkan sağladı.

 

E. IMF

“The International Monetary Fund(IMF)”[300], New Hampshire’de II. Dünya Savaşı sonrası toplanan bir grup ülke tarafından oluşturuldu. IMF anlaşmasına göre, uluslar arası ticaretin dengeli olarak büyümesi ve yayılmasının sağlanması esas amaç olarak belirtilmiştir. Ayrıca ülkelerin uluslar arası ödeme dengelerinde ortaya çıkan bozuklukları gidermek için de üyelerine ödünç para transferi yapılabilir. IMF üyeleri birbirlerinden borç para alabilecekleri gibi, IMF’in kendisinden de borç para alabilirler. New Hampshire de yapılan Bretton Woods konferansı, “the International Bank for Reconstruction and Development”, Amerika gibi sermaye fazlası olan ülkeler tarafından ekonomik açıdan ihtiyaç içinde olan yada yabancı yatırımlar için ihtiyaç duyan ülkelere ödünç para vermeyi kolaylaştırmıştır.

3. Uluslar Arası Ticari Organizasyon Şekilleri

Uluslar arası ticari işlemlere katılım ve katılıma karar verme, katılımın genişliği, bireysel firmalar ve üreticilerin finansal durumları, pazar faktörleri, vergiler ve diğer bir çok faktörler önem arz eder. Bunlara göre, sınır ötesi ticaret yapmak üzere çeşitli ticari organizasyonlar oluşturulabilir.

A. Export Sales

Yabancı bir ülkede müşterilere doğrudan satım bir “export sale”[301](ihraç satım)dır. Export satımla uğraşan bir Amerikan firması bu tür bir anlaşma ile, yabancı ülkede bulunması gerekmez. İhraç, yabancı ülkenin gümrük tarifelerine konu olur. Ancak ihraç yapan firma, ithal eden ülke tarafından lokal vergilendirmeye konu olmaz[302].

B. Agency Requirements

Amerikalı üretici firmalar, yabancı ülkelerde kendisini temsil etmek üzere bir acenta ataması yapmakla, uluslar arası ticarete sınırlı bir giriş yapmaya karar verebilirler. Acenta(agent)[303] bir kişi yada bir firma olabilir. Bunlar Amerikalı üretici firma adına, ilgili pazarda hareket eden(the principal)[304] yada sözleşme yapan kimselerdir.

Acenta, Amerikalı şirket adına yaptığı işlemlerden komisyon alacaktır. Yabancı bir acentanın atanması çoğunlukla ticari faaliyet yapılan ülkede oluşturulur. Amerikalı firma bu durumda lokal vergilendirmeye konu olur[305].

 

C. Foreign Distributorships[306]

Distribütör[307], malların ilerde satılması için finansal yada ticari risk taşıyan ve malları alma hakkı olan kimsedir[308]. Büyük finansal yatırımlardan kaçınmak için, bir Amerikan firması yabancı bir distribütör atanmasına karar verebilir. Bu kimse aracılığıyla, mal ve hizmetleri diğer devlete rahatça dağıtabilir. Böylelikle, karışık iç hukuk mevzuatından ve bürokrasiden kurtulmuş olur[309].

D. Licansing

“Licansing”[310] bir üretimde teknoloji transfer hakkını içerir, öyle ki yabancı bir ülkede farklı ticari organizasyon tarafından üretilmesine izin verilir[311]. Teknolojik olarak lisansı elde edilmiş olan patentler, ticari markalar, know-how’lar(ticari sır)[312] uluslar arası ticari alana taşınabilir. Bu haklara “intellectual property right”(gayri maddi haklar)[313] adı verilmektedir. “Franchsing”[314] ise, özel şartlar altında copyright, ticari isim yada ticari marka kullanımına izin vermeyi içeren, uluslar arası ticarette çok kullanılan bir lisans sözleşmesidir.

E. Joint-Venture

Amerika şirketi ile yabancı bir organizasyon “joint-venture”[315] şeklinde bir birliktelik oluşturabilir. Bu şekilde yan yana gelen iki firma, ortak bir sonuç için farklı fonksiyonlu performans göstermeyi kararlaştırabilirler[316]. Bu tür işlemlerde sorumluluk yapılan sözleşme ile yürütülür[317]. Örnek olarak, Hughes Aircraft Co. ile birlikte iki Japon şirketi(C.Itah&Co. ve Mitsui) Japon devleti için, telekomünikasyon amaçlı olmak üzere, uzay uydusu yapmayı, Joint-Venture olarak gerçekleştirmek üzere anlaşmışlardır.

4. Ülkelerin İç Hukuk Düzenlemeleri

Her ülke kendi vatandaş ve kurumlarının ekonomik menfaatlerini korumak yada uluslar arası ilişkilerde kendini korumak için, iç hukukta bir takım düzenlemelerle ticari hayatı yönlendirebilir.

A. Export Regulations[318](İhraç Düzenlemeleri)

Amerika Birleşik Devletleri, ulusal güvenlik sebepleri, dış politika yada belli yerli ürünlerin korunması için, malların ve teknolojilerin ihracını kontrol eder[319]. Bu işlemleri “the Export Administration Act” adı verilen ve ihraç kontrollerini düzenleyen mevzuatla gerçekleştirir. Ayrıca bu düzenlemenin işleyişini kontrol etmek üzere kurulan ve düzenleme yapma yetkisi de(export administration regulations) bulunan, “the Bureau of Export Administration of the Department of Commerce” kurulmuştur[320]. “The Bureau of Export Administration of the Department of Commerce” yapmış olduğu düzenlemelerle, uygulamacıların işlemlerini oldukça kolaylaştırmıştır[321].

İhraç edilmek istenen bir ürünün, ihraç izni(export license) gerekip gerekmediğinin tespiti, önemli bir sorundur. İhracı gerçekleştirecek kişi yada firma bu ürünün, “the Commerce Control List(CCL)”(Ticari Kontrol Listesi) adı verilen listede de belirtilen ürünler arasında yer alıp almadığına bakmak durumundadır. Listede yer alan ürünler, “EU”(Avrupa Birliği) tarafından kullanılan usule uygun olarak bir ihraç kontrol numarasına ”Export Control Classification Numbers”(ECCNs) sahiptir. Eğer ihraç edilmek istenen ürün bu listede yer alıyorsa, ulusal güvenlik, teknolojik, dış ilişkiler, nükleer bozulma, kimyasal yada biyolojik silahlar, antiterörizm, suç kontrolü, kısıtlı arz yada Birleşmiş Milletler(UN) sınırlandırmaları gibi haller yüzünden kontrol sebebiyle, “the ECCN” ye kodlanmıştır. İhraçcı, “the Commerce County Chart” adı verilen danışma organına başvurarak, ürününün bu listede yer alan ürünler içinde mütalaa edilip edilmeyeceğini öğrenebilir. Ancak tüm ihraç edilecek ürünler için “the Commerce Country Chart”ın referansına gerek yoktur.

İhraç izinleri(export licenses), özellikle belirli ileri teknolojik ürünler ve askeri ürünler için gereklidir. Bazı ihraç ürünleri vardır ki, askeri teçhizat üretmekte kullanılabilir. Örneğin, çelik gibi, ürünler her türlü askeri teçhizat üretiminde kullanılabilir. Bundan dolayıdır ki, çelik ihracı yapılırken bunun ithal eden ülke için, hangi amaçla kullanacağı göz önünde bulundurulur. Örneğin çelik ihracı Pakistan gibi nükleer çalışmaları olan bir ülkeye yapılacaksa, bunun yetkililerden izin alınarak yapılması gereklidir. Çünkü, Pakistan “the Nuclear Non-Proliferation Treaty”(Nükleer Silahlanmayı Önleme anlaşması) adı verilen anlaşmayı imzalamamıştır. Dolayısıyla bu ürünün nükleer amaçlı kullanımı söz konusu olabilir.

“The Department of Commerce’s Exporter Assistance Staff”(Ticari Departmanda Görevli Ticari İhraçcı Uzmanı), bir ihraç lisansına ihtiyaç varsa bunu tespitte ihraççıya yardımcı olacak ve gerekli bilgileri kendisine ulaştıracaktır[322].

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates