24 Ekim 2019 - Perşembe
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Ticaret ve Şirketler Hukuku » ABD Ticaret Hukukunda Temel Kavramlar

ABD Ticaret Hukukunda Temel Kavramlar

a. Ehliyetsizlik Durumu

Hukuk, bir takım insanların hukuki muamele ehliyetini sınırlandırmıştır. Hukuk, bu kişileri hukuki muamele ehliyetinden mahrum ederek, onların koruma altına almıştır[117]. Bu sınıfa giren kişilerin çoğu, gayri reşit kişiler olarak tanımlanmaktadır[118].

Son zamanlara kadar, hukuki muamele ehliyeti konusunda kişiler arasında bir takım ayrımlar yapılmaktaydı. Örneğin evli kadınlar ve yabancılar gibi. Yine cezai amaçlı olarak, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler yada suçlananlar da, ehliyet bakımından kısıtlanmaktaydı. Bu gün evli kadın veya yabancı gibi sınıfsal ayrımlar terk edilmiş, kişiler hukuki muamele ehliyeti bakımından, kanun önünde eşit olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Mahkemeler hukuki muamele ehliyeti ile ilgili olarak verdikleri kararlarda, evli kadınlar ile evli olmayan kadınlar arasında hiçbir ayrım yapmamaktalar[119]. Uluslar arası anlaşmalar vasıtasıyla yabancılara karşı, ehliyetle ilgili sınırlandırmalar da kaldırılmaktadır. Ceza olarak, hukuki muamele ehliyeti üzerindeki sınırlandırmalar tartışılmakta, özellikle anayasaya aykırılığı üzerinde durulmaktadır. Öyle görülüyor ki, yakın zamanda bu sınırlandırmaların tamamı ortadan kalkacaktır.

b. Gerçek Ehliyetsizlik

Gerçek ehliyetsizlik(factual ıncapacity)[120], kişiye ait fıtri arızalardan kaynaklanan eksiklik halidir. Gerçek ehliyetsizlik hallerine, buhran hali, akıl hastalığı, uyuşturucu ve alkol düşkünlüğü, yaş küçüklüğü yada insanın makul surette hareket edebilme iktidarından mahrum eden bedeni ve ruhi eksiklikler, örnek olarak gösterilebilir[121]. Gerçek ehliyetsizlik hallerinin, sözleşme anında olması, sözleşmenin akıbetini etkiler[122]. Sözleşme yapıldıktan sonra bu gibi hallerin ortaya çıkması durumunda, sözleşme üzerinde etkili olamaz.

B. Gayri Reşit Olma(Minors)

Gayri reşit olanlar(minors)[123] da sözleşme yapabilir[124]. Hukuk, gayri reşit kimseleri korumak için, onların yapmış oldukları sözleşmeleri, ehliyet eksikliği yüzünden iptal edilebileceğini(a class lacking contractual capacity) hükme bağlamıştır[125].

Müşterek hukukta(common law), erkek yada kadın olsun, 21 yaşın altında her kişi gayri reşit olarak kabul edilirdi. Buna göre, kişi 21. yaş gününden bir gün önce reşit olurdu. Buna müşterek hukukta, “the day before the birthday rule” (doğum gününden önceki gün kuralı) adı verilmekteydi. Günümüzde reşit olma yaşı, 21’ den 18’e düşürülmüştür. Yani 18 yaşını tamamlayan herkes reşit olarak kabul edilir.

C. Ehliyetsizler(Incompetents)

Akli olarak yetersiz olan kişiler genellikle ehliyetsiz(incompentent)[126] olarak adlandırılır. Bu gruba giren kişiler, sözleşme yapma açısından eksik ehliyetli olarak kabul edilir. Akıl yetersizliğine dayanan ehliyetsizlik hali, yaş küçüklüğü, akıl zayıflığı, akıl hastalığı, aşırı alkol ve uyuşturucu düşkünlüğü sebepler arasında sayılabilir[127]. Bu tür rahatsızlıklar kişilerin doğru anlama yeteneğini etkilediğinden, isabetli karar vermeleri söz konusu olmaz. Mahkeme bu kişilere vasi tayin edebilir(appointment of guardian)[128]. Kendisine vasi tayin dilen kişilerin yaptıkları veya yapacakları işleme vasi tarafından izin veya muvafakat edilmesi gereklidir. Dolayısıyla ehliyetsiz kişilerin yapmış olduğu sözleşmeler iptal edilebilir[129].

D. Intoxicated Persons

Kural olarak, taraflardan birinin sözleşme yapıldığı anda sarhoş olması(intoxicated person)[130] ve sözleşme yaptığını fark etmesi halinde, bu durum sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Ancak sarhoşluğun derecesi, kişinin sözleşme yaptığını fark edemeyecek nitelikte ise, bu kişi tarafından sözleşme iptal edilebilir.

2. Düzeltme Yolları(Remedies)

Taraflar arasında mevcut olan anlaşmada bir takım eksiklikler söz konusu ise, baş vurulacak yollar(remedies)[131], sözleşmenin feshi(rescission), tazminat davası(an action for damages), yada sözleşmenin eksikliklerinin tamamlanarak düzeltilmesidir(an action for reformation of the contract).

Eğer sözleşme bir takım sebepler yüzünden iptal edilebilir(voidable)[132]nitelikte ise, o takdirde sözleşmenin feshi(rescission)[133]yoluna gidilebilir. Sözleşmede aldatılan tarafın zararları(damage)[134] karşı tarafça tazmin edilir. Bazı hallerde, sözleşme değişen şartlara ve vuku bulan fevkalade olaylara göre, mahkemece uygun hale getirilebilir(reformation of contract by a court)[135].

IV. Sözleşmelerin Şekli(Form of Contract)

Sözleşmeler ne zaman yazılı yapılmalıdır? Yazılı sözleşmeyi etkileyen hususlar nelerdir? Bu sorular sözleşmelerin şekli ile ilgili hususlardır.

 

1. Yazılı Sözleşmeler

Genellikle, bir sözleşmenin geçerliliği, yazılı veya sözlü olup olmamasına bağlı değildir. Ancak, bazı hallerde kanun, sözleşmelerin yazılı yapılmasını belirtmiş olabilir[136]. Sözleşmelerin kanunen yazılı yapılması zorunluluğu “the statute of frauds”[137] belirtilmiş olabileceği gibi, ayrıca taraflarda, kanuni zorunluluk olmamasına rağmen, sözleşmenin yazılı olarak yapılmasını kararlaştırabilirler.

Sözleşmelerin yazılı yapılmasının zorunlu(the statute of frauds) olduğu genellikle şunlardır[138];

– Sözleşmenin yapılış tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ifa edilemeyecek anlaşmalar.

– Gayri menkuller üzerinde her türlü anlaşmaları,

– Kefalet anlaşmaları,

– $ 500 yada daha fazla değere sahip mal satım yada diğer sözleşmeleri,

ABD hukukunda, elektronik mail(e-mail) ve faksın, yazılı şekil(the statutes of frauds) yerine geçip geçmeyeceği tartışılmaktadır. Genellikle, imzalı faksın yazılı şekli yerine getirdiği, ancak elektronik mailin bu şartı yerine getirmediği görüşü hakimdir[139].

Taraflar arasındaki yazılı metin not veya muhtıra(memorandum)[140] şeklinde de olabilir[141]. Ancak, sözleşme olarak nitelendirilebilmesi için, bu yazılı metinlerin taraflarca imza altına alınması gerekir.

Eyaletlerin çoğu tarafların, yazılılık şartına riayet etmemeleri halinde, sözleşmenin iptal edilebileceği hususunu düzenlemişlerdir[142]. Çok az sayıda eyalette, yazılılık şartına riayet edilmemesi halinde, sözleşmenin geçerli olmayacağını kabul etmiştir.

Yazılı şekle uyulmaması halinde, tarafların düşebileceği güç durumu göz önünde bulunduracak mahkeme, belli istisnalar oluşturabilir(judicial relief from statute of frauds)[143]. Bu haller; (1) sözlü olarak yapılan sözleşmenin kısmen ifa edilmesi, (2) bir başkasının borcuna kefil olan kimse, bundan bir menfaat temin etmişse, mahkeme yazlılık şartını kabul etmez.

2. Sözlü Delil Kuralı(Parol Evidence Rule)

Bir sözleşme yazılı olarak yapıldıktan sonra, şahit göstermek suretiyle sözleşmenin şartlarında değişiklik yapılabilir mi? Sorusunun cevabı, sözlü delil kuralı(parol evidence rule)[144] ile ilgilidir. Genel kural, yazılı bir sözleşme yapıldıktan sonra, sözlü anlaşma ile tarafların sözleşme şartlarında herhangi bir değişikliğe gidemeyecekleri yönündedir. Ancak yazılı sözleşmede taraflardan birisinin ispat edilebilir hilesi, hatası yada ihmali varsa, bu halde kural uygulanmaz. Çünkü bu halde, taraflar gerçek iradelerini sözleşmeye yansıtamamışlardır. “The parol evidence rule” ilkesi, sözleşme yapıldığı anda yada yapılmadan önce taraflar arasında konuşulan söz ve ifadelerin, göz önünde bulundurulmamasını gerektirir[145]. Bu kural taraflardan birinin, yazılı sözleşme yapıldığı sırada yada yapılmadan önce konuşulanları şahitle ispat edip, sorumluluktan kaçmasını önler[146].

Bazı hallerde, “the parol evidence rule” kuralına müracaat edilmez. Bu haller; (1) sözleşmenin tamamlanması(incomplete contract), (2) belirsizlik hali(ambiguity), (3) hile(fraud), ihmal(accident) yada hata(mistake), (4) sözleşmenin varlığını ispat(existence of contract), (5) sözleşmenin değiştirilmesi(modification of contract), (6) kanuna aykırılıkdır(illegality).

V. Sözleşmelerin Yorumlanması(Interpretation of Contracts)

1. Genel Olarak

Sözleşmeleri yorumlayacak organ mahkemelerdir. Mahkemeler yorumlama faaliyetini belli kuralların yardımıyla gerçekleştirirler.

A. Mahkemenin Fonksiyonu(Function of Court)[147]

 

Sözleşmede ifade edilen hususların ne anlama geldiği konusunda anlaşmazlık meydana gelirse, bunun anlamını tespit etme yada belirleme, hakim için önemli bir sorundur. Bu hususların ne manaya geldiğini, tarafların bunlardan neyi kast ettikleri mahkeme tarafından tespit edilecektir[148].

a. Tarafların Niyetleri(Intention of the Parties)

Kişiler bir anlaşma içerisine girdiklerinde, tarafları bu anlaşmaya sevk eden bazı amillerin olduğu farz edilir. Mahkeme tarafları anlaşma yapmaya sevk eden bu amilleri bulmaya, tespit etmeye çalışır. Sözleşmenin şartları yürütülürken bu husus göz önünde bulundurulur. Ancak mahkeme bu yorumu yaparken, anlaşmayı yeniden yapmak yada yeniden yazmak yoluna gidemez[149]. Eğer bir sözleşmenin ne anlama geldiği hususunda bir münakaşa varsa, mahkeme tarafların niyetlerinin ne olduğunu tespit ederek, sözleşmeyi açıklar. Tarafların niyeti hukuki olduğu sürece, bu niyet sözleşmenin anlaşılmasında mahkemece göz önünde bulundurulacaktır. Mahkeme tarafların niyetini tespit ederken, ölçüt olarak, makul üçüncü bir kişinin vereceği anlamı göz önünde bulundurur. Buna “objektif kıstas” adı verilir[150].

Sözleşme şartlarında geçen kelimeler, normal olarak anlamlarına göre yorumlanırlar[151]. Tarafların niyetlerini araştırmada mahkeme, sözleşmenin ifasından beklenen ekonomik realiteleri de göz önünde bulundurarak sonuca ulaşmaya çalışır[152].

b. Sözleşme İle İlgili Diğer Evraklar

Sözleşmeler genellikle taraflardan birince, diğerine gönderilmek suretiyle ulaştırılır. Bu ulaştırma esnasında, zarf gibi bir takım materyaller de kullanılır. Mahkemece sözleşme ile ilgili olan bu tür yazılı evraklar da yorumlama esnasında kullanılabilir[153].

c. Tüm Sözleşme(Whole Contract)

Sözleşme mahkemece yorumlanırken tüm olarak(whole contract) göz önünde bulundurulur. Bu halde sözleşmenin kısmen sözlü, kısmen yazılı olarak yapılmasının önemi yoktur. Burada sözleşmede tarafların kullanmış olduğu kelime ve cümleler, mahkemece sözleşmenin tamamı göz önünde bulundurularak yorumlanır[154].

d. Zıt veya Belirsiz Hükümler

Sözleşmede bulunan bir hüküm diğer bir hükme aykırı olabilir. Yine bir hüküm iki farklı şekilde anlamlandırılabilir. Bu hallerde mahkeme, aykırı ve belirsiz durumu tespit edip, gidermek durumundadır. Mahkeme, zıt veya belirsiz olan durumu tespit edip, hükümlerin gerçek anlamını bulur[155]. Bu hususu tespit ederken, tarafların yazılı sözleşmede kullandıkları, sözcük ve ifadelere bakar.

e. Davranış ve Gelenek(Conduct and Custom)

Tarafların davranışları ve belirli ticari gelenek(custom)[156] ve teamüller(usage)[157], tarafların sözleşmede kullandıkları sözcüklerin, ne anlama geldiğini anlamada mahkemelere yardımcı olabilir[158]. Tarafların davranışları(conduct of the parties), onların sözleşme yapma niyetlerini belirlemede, mahkemelere yardımcı olabilir. Ticari gelenek ve teamüller(the customs and usages of the trade) de, sözleşmenin hükümlerinin yorumlanmasında mahkemelere yardımcı olabilir[159].

B. Ayrı(Several), Birlikte(Joint) ve Ayrı ve Birlikte Sözleşmeler(Several and Joint Contracts)

Sözleşme ile sorumluluk çeşitli şekillerde kararlaştırılabilir. Özellikle taraflar birden fazla ise, sorumluluğun belirlenmesi önemli bir husustur. Bu halde, taraflar aralarında ayrı(several)[160], yani her birinin sorumluluğunun ayrı ayrı olduğunu belirtebilirler. Bir başka deyişle, taraflar aralarında kararlaştırmış oldukları kısım kadar sorumludurlar. Yine taraflar sözleşmeden doğan sorumluluklarının birlikte(joint)[161] olacağını da kararlaştırabilirler. Taraflar aralarında ayrı ve birlikte(several and joint contract) sorumlu olacaklarını da kararlaştırabilirler. Bu halde tarafların her biri, borcun tamamından ayrı ayrı sorumludur.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates