18 Kasım 2018 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceği

Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceği

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2011/17-513

K. 2011/549

T. 21.9.2011

• ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İSTİHKAK DAVASI ( Rehin Hakkı Banka İle Müşterisi Arasında İmzalanan Çerçeve Sözleşmede de Yer Aldığından Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceği )

• İSTİHKAK İDDİASI ( 3.Kişinin – Rehin Hakkı Banka İle Müşterisi Arasında İmzalanan Çerçeve Sözleşmede de Yer Aldığından Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceği )

• REHİN HAKKI ( Banka İle Müşterisi Arasında İmzalanan Çerçeve Sözleşmede de Yer Aldığından Bankanın Borçlusuna Karşı İleri Sürebileceği Rehin Hakkını Borçlunun Alacaklısına Karşı da İstihkak İddiası Olarak İleri Sürülebileceği )

• KARŞILIKSIZ ÇEK ( Bankanın Çekle İşleyecek Hesap Açarken ve Çek Karnesi Verirken Gerekli Basiret ve İtinayı Göstermek Zorunda Olduğu – Bankanın Yasal Sorumluluk Miktarı Kadar Riski Bulunduğundan İbraz Edilmeyen Çeklerden Kaynaklanan Tüm Riskinin Banka Kayıtları Üzerinde Uzman Bilirkişi Aracılığıyla İnceleme Yaptırılması Gerektiği )

ÖZET : Dava, 3.kişinin İ.İ.K.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir. Esasen rehin hakkı banka ile müşterisi arasında imzalanan çerçeve sözleşmede de yer aldığından bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkını borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürülebileceğinin kabulü gerekir.

Davacı bankanın, çekle işleyecek hesap açarken ve çek karnesi verirken, gerekli basiret ve itinayı göstermek zorunda olduğu da gözetilerek, haciz tarihi itibariyle davacı bankanın takip borçlusuna verdiği ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çekler ile bankanın yasal sorumluluk miktarı kadar riski bulunduğundan ibraz edilmeyen çeklerden kaynaklanan tüm riskinin banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmak suretiyle tespiti ile oluşan sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “istihkak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa 2. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 4.8.2009 gün ve 2009/146 E., 2009/305 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 9.12.2010 gün ve 2010/8720-10778 Sayılı ilamı ile;

( … Davacı üçüncü kişi vekili, Manisa 3. İcra Müdürlüğünün 2009/1945 Esas sayılı takip dosyası ile davalı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine yürütülen takipte, 19.3.2009 tarihinde müvekkili bankanın Manisa Şubesine gelinerek borçluya ait hesapta bulunan ve müvekkili ait kredi borcundan dolayı blokede tutulan 7,520 TL. nin fiilen haczedilerek icra dosyasına gönderildiğini, söz konusu paranın müvekkiline rehinli olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ile tazminat talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili davacı bankanın 3167 Sayılı Çek Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca bankaların çek hamillerine ödemek zorunda kalacağı miktara karşılık gelen paranın bloke altında tutulduğuna dair iddiasının soyut bir iddia olup bankaca, mevcut ya da muaccel bir alacakları için rehin tesis edilmediğini, ileride doğması muhtemel bir risk için paranın bloke edildiğini ve bunun yasal olmadığını savunarak davanın reddini ve tazminat istemiştir.

Davalı, borçlu davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davacı bankanın haciz tarihi itibariyle muaccel bir alacağının bulunmadığı, 3167 Sayılı Kanunun 10. maddesinde çeklerin karşılığının bulunmaması halinde davacı bankanın sorumluluğunun düzenlendiği bankanın bu madde uyarınca yaptığı ödemeden sonra üçüncü kişilere yönelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, 3.kişinin İ.İ.K.nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.

Somut olayda çözümlenmesi gereken husus; 19.3.2009 tarihinde haczedilen para üzerinde davacı 3.kişinin ( bankanın ), rehin hakkı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 10/1 maddesine göre muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için ( 2009 yılı için 435 TL ) ödeme yapmakla yükümlüdür. Davacı banka ile borçlu müşteri arasında imzalanan “Bankacılık Hizmetleri ve Sermaye Piyasası İşletmeleri Çerçeve Sözleşmesi” gereğince, ilgili bankanın yasal sorumluluk tutarları müşteriye ( borçluya ) kullandırılan gayri nakdi kredi niteliğinde olup anılan sözleşmenin 20.maddesinin ( R ) bendinde müşterinin ( borçlunun ) bankaya karşı iş bu sözleşmeden veya herhangi bir sebepten doğmuş ve doğacak her türlü borçlarından dolayı müşteriye ait olup da bankada bulunan her türlü sermaye piyasası araçları üzerinde ( bunların kuponları, anapara, işlemiş ve işleyecek faiz, temettü, rücuhan hakkı, itfa bedelleri vs gib ) bankanın rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda borçlu ile 3.kişi ( Banka ) arasında düzenlenmiş, açıklanan sözleşme ile banka lehine tanınmış olan haklar değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, 2004 Sayılı İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkaka ilişkindir.

Üçüncü kişi banka, müvekkili bankanın Manisa Şubesi nezdinde borçluya ait hesapta bulunan ve müvekkiline ait kredi borcundan dolayı rehinli olup, blokede tutulan paranın fiilen haczedilip icra dosyasına gönderilmesinin yerinde olmadığı iddiası ile eldeki davayı açmıştır.

Mahkemenin davanın reddine ilişkin hükmü davacı vekilinin temyiz üzerine Özel Dairece yukarda başlık bölümünde yer alan sebeplerle bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.

Direnme yoluyla H.G.K.’nun önüne gelen uyuşmazlık; 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ( Mülga ), 5941 Sayılı Çek Kanunu ve davacı banka ile borçlu müşteri arasında imzalanan çerçeve sözleşme gereğince borçlunun karşılıksız çek sebebiyle bankanın yasal sorumluluğundan kaynaklanan riskinden dolayı müşteriye ait olup da bankada bulunan her türlü sermaye piyasası araçları üzerinde bankanın rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı olup da bankada bulunan her türlü sermaye piyasası araçları üzerinde bankanın rehin, hapis, takas ve mahsup hakkı olup olmadığı ile bankanın alacağının muaccel hale gelip gelmediği giderek davacı bankanın istihkak isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü bakımından konuyla ilgili genel olarak yasal düzenlemelere değinilmesinde yarar vardır:

Genel anlamıyla rehin; alacaklının alacağını teminata bağlamak için borçlunun veya üçüncü kişinin mal varlığı üzerinde kurulan sınırlı bir ayni haktır. Hapis hakkı ise; Türk Medeni Kanunu’nun 950. maddesinde hükme bağlanmış olup borçlunun taşınır mallarına ve kıymetli evrakına onun onamıyla zilyed bulunan alacaklının muaccel olan ve bu eşya ve evrakla doğal bir bağlantısı bulunan alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni haktır. İleride doğabilecek bir alacağın güvenceye bağlanması için ipotek kurulabileceği kabul edilmiş ise de taşınır rehininde böyle bir hüküm bulunmamakta olup öğretide ileride doğacak ve koşula bağlı alacakların da taşınır rehini ile güvence altına alınabileceği ileri sürülmektedir ( Doğrusöz M. Edip, Karahacıoğlu Ali Haydar, Altan Mehmet, Türk Hukukunda Rehin, Ankara 1996, s 12 ).

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 23. maddesinde;

“Bu kanunun tatbikında: ( ipotek ) tabiri ipotekleri, ipotekli borç senetlerini, irat senetlerini, gemi ipoteklerini, eski hukuk hükümlerine göre tesis edilmiş taşınmaz rehinlerini, taşınmaz mükellefiyetlerini, bazı taşınmazlar, üzerindeki hususi imtiyazları ve taşınmaz eklentisi üzerine rehin muamelelerini,

( Değişik fıkra: 17.7.2003 – 4949 S.K./5. Md. ) ( Taşınır rehni ) tabiri, teslime bağlı rehinleri, Türk Medeni Kanununun 940 ıncı maddesinde öngörülen rehinleri, ticari işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri,

Sadece ( Rehin ) tabiri, ( İpotek ) ve ( Taşınır rehni ) tabirlerine giren bütün taşınır ve taşınmaz rehinlerini ihtiva eder.

( Taşınmaz ) tabiri, gemi siciline kayıtlı olan gemilere de şamildir. Diğer gemiler bu kanun hükmünce taşınır sayılır.”

hükmü yer almaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ( T.M.K.’nun 881.maddesiyle halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacağın, ipotekle güvence altına alınabileceği, ipoteğe konu olarak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunmasının gerekmediğini hükme bağlamıştır.

Anılan Kanun’un 950.maddesi gereğince; alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınır veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması halinde, borç ödeninceye kadar hapsedebileceği, zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılacağı, alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olacağı ve 955.maddesinde ise senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, çek, özel bir para ödeme aracı olup çek tanzimi ve devri, keşidecinin banka nezdindeki provizyon alacağının temliki işlemidir ( Domaniç Hayri, Karşılıksız Çek, İstanbul 1983, s 10 ).

3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ( mülga )’un 10.maddesi gereğince; “Muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunması halinde ise bu miktarı her çek yaprağı için üçyüzmilyon liraya tamamlayacak biçimde ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmündedir.”

Bu kanun 20.12.2009 tarih ve 27438 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.12.2009 tarih ve 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun 9.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup “İbraz, Ödeme, Çekin Karşılıksız Olduğunun Tespiti ve Gecikme Cezası” başlıklı 3.maddesiyle de aynı nitelikte hüküm konulmuştur.

Bu zorunlu kredi sözleşmesi için banka çek karnesi vermeden istediği teminatı talep edebilecek; eğer hesap sahibi bankanın kredi müşterisi ise bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçları için daha önce verdiği ipotekler, ticari işletme rehinleri, menkul rehni, mevduat ve alacaklar üzerindeki rehinler ve bankanın aldığı kefaletler bu kredinin de teminatını oluşturacaktır. Bankanın azami yasal yükümlülüğü için bu miktarı karşılayacak miktarda paranın hesap sahibi tarafından bloke edilmesini istemesi de mümkün olup bloke olarak alınan paranın çek hesabı dışında bir hesapta tutulması ve hesap sahibinin bu para üzerinde bankaya rehin hakkı tanıması gerekecektir ( Reisoğlu Seza, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, Ankara 1998, s 214 v.d. ).

Öte yandan; Davacı üçüncü kişi banka ile borçlu Ö… Başak Ölçme Değerlendirme Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri ve Sermaye Piyasası İşletmeleri Çerçeve Sözleşmesi’nin;

“Hesapta Çek ile Tasarrufa İlişkin Hükümler” başlıklı 4.maddesinin;

( M ) bendinde; “müşterinin banka nezdinde açtırdığı hesabı çek keşide ederek kullandığı taktirde 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuata uyacağını kabul ve taahhüt eder”,

( N ) bendinde; “3167 Sayılı Kanun’un 10.maddesi uyarınca hesapta yeterli karşılığı bulunmayan çekler için Banka’nın çek hamiline ödemeye mecbur olduğu miktarı Banka’nın hamile ödeme tarihinden, söz konusu miktarın müşteriden tahsil tarihine kadar geçecek süre için Banka’nın borçlu hesaplara uygulayacağı en yüksek cari faiz haddinin %25 fazlası ile buna ilişkin diğer vergi ve sair kesenek ve masrafları ödeyeceğini müşteri kabul ve taahhüt eder. Müşteri bankanın mesul olduğu miktarın bankaca hamile ödendiği anda temerrüde düşmüş sayılacağını kabul eder.”

Düzenlemesi yer almaktadır.

Aynı sözleşmenin “Genel Hükümler” başlıklı 20.maddesinin “Banka’nın/TEB Yatırım’ın Rehin, Hapis, Takas Mahsup, Virman Hakkı” başlıklı ( R ) bendinde; müşterinin bankaya karşı iş bu sözleşmeden veya herhangi bir sebepten doğmuş ve doğacak her türlü borçlarından dolayı müşteriye ait olup da bankada bulunan her türlü sermaye piyasası araçları üzerinde ( bunların kuponları, anapara, işlemiş ve işleyecek faiz, temettü, rüçhan hakkı, itfa bedelleri vs gibi ) bankanın rehin, hapis, takas ve mahsup ve virman hakkı olduğu, müşterinin kredi borcunun olması halinde hesabına yapılacak her türlü alacak kayıtlarının kredi borcuna mahsup edileceğini kabul edeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ( İ.İ.K.’nun 96/1.maddesi gereğince; borçlu, elinde bulunan bir mali başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut 3. bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği taktirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir.

Somut olaya gelince;

Manisa 3.İcra Müdürlüğü’nün 2009/1945 Sayılı dosyasında, S… Yayıncılık Bilgisayar Yazılım Basım Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından 6.3.2008 tarihli takip talebi ile Ö… Başak Ölçme Değerlendirme Tic. Ltd. Şti. aleyhine 35.000,00 TL asıl alacak, 1.750,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.750,00 TL alacağın faiz ve masrafları ile birlikte tahsili istenmiş; 15.12.2008 keşide, 30.12.2008 keşide, 15.2.2009 keşide ve 29.12.2008 keşide tarihli karşılıksız kaşesi vurulan dört adet çeke dayanılmıştır. Ödeme emri borçluya 6.3.2009 tarihinde tebliğ edilmiş; takibin kesinleşmesinin müteakip 19.3.2009 tarihinde borçlunun davacı bankada bulunan ve 2.2.2009 ve 16.2.2009 tarihinde çek sebebiyle bankaca bloke konulan hesabı üzerinde fiili haciz uygulanarak hesapta bulunan 7.520,00 TL icra dosyası hesabına alınmıştır.

Haciz sırasında davacı banka vekili tarafından İ.İ.K.nun 96/1.maddesi hükmü gereğince istihkak iddiasında bulunmuştur.

Manisa 2.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20.3.2009 gün ve 2009/135-122 K sayılı kararı ile; Türk Ekonomi Bankası’nın 19.3.2009 tarihli haciz sırasında istihkak talebinde bulunduğu, fiili haciz sırasında haczedilen ve menkul hükmünde olan para bakımından haciz tutanağındaki iddianın yazılış şekli bakımından tam bir istihkak iddiası niteliğinde olmadığı, üçüncü kişi bankanın hapis ya da rehin hakkı bulunduğuna ilişkin soyut iddia dışında bir belge ibraz edemediği gerekçesiyle takibin devamına, istihkak davası açabileceğine kesin olarak karar verilmiştir. Manisa 2.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24.3.2009 tarihli yazıları ile takip dosyasında yatırılan 7.520,00 TL’nin dava sonuna kadar ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği İcra Müdürlüğü’ne bildirilmiş; 4.8.2009 tarihli yazısı ile de ihtiyati tedbirin kaldırıldığı bildirilerek 4.8.2009 tarihinde alacaklı vekiline ödenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde;

Mülga 3167 Sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki” Kanunun 10. ve 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun 3.maddesi uyarınca muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde yasal sorumluluk miktarına kadar ( somut olay yönünden 2009 yılı için 435,00 TL ) ödeme yapmakla, kısmen karşılığının bulunması halinde ise kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili hususun hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, yasa gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için borçlunun bankadaki mevduatının her bir çek için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur.

Esasen rehin hakkı banka ile müşterisi arasında imzalanan çerçeve sözleşmede de yer aldığından bankanın borçlusuna karşı ileri sürebileceği rehin hakkını borçlunun alacaklısına karşı da istihkak iddiası olarak ileri sürülebileceğinin kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemece, aynı yönlere işaret eden ve yukarda açıklanan ilave sebeplerle H.G.K.’nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması ve davacı bankanın, çekle işleyecek hesap açarken ve çek karnesi verirken, gerekli basiret ve itinayı göstermek zorunda olduğu da gözetilerek, haciz tarihi itibariyle davacı bankanın takip borçlusuna verdiği ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çekler ile bankanın yasal sorumluluk miktarı kadar riski bulunduğundan ibraz edilmeyen çeklerden kaynaklanan tüm riskinin banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmak suretiyle tespiti ile oluşan sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçelerle, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı/banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen ilave nedenlerden dolayı H.U.M.K.’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının iadesine, 21.09.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

 

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates