23 Eylül 2018 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Dekontla Yapılan Ödeme

Dekontla Yapılan Ödeme

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2005/13-774

K. 2006/14

T. 25.1.2006

• VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI ( Dekontla Yapılan Ödemenin Taşınmaz Satış Bedeline Karşılık Olduğuna İlişkin Bir Açıklama Olmaması – Bu Dekont Yalnız Başına Davalı Savunmasını İspata Yeterli Olmadığı )

• TAZMİNAT DAVASI ( Dekontla Yapılan Ödemenin Taşınmaz Satış Bedeline Karşılık Olduğuna İlişkin Bir Açıklama Olmaması – Bu Dekont Yalnız Başına Davalı Savunmasını İspata Yeterli Olmadığı )

• DEKONTLA YAPILAN ÖDEME ( Taşınmaz Satış Bedeline Karşılık Olduğuna İlişkin Bir Açıklama Olmaması Nedeniyle Bu Dekont Yalnız Başına Davalı Savunmasını İspata Yeterli Olmadığı )

• SENETLE İSPAT ( Davalı Dekontları Başkaca Yazılı Belgede İbraz Edememesi – Dekont Yalnız Başına Davalı Savunmasını İspata Yeterli Olmadığı )

• YEMİN TEKLİFİ ( Delil Listesinde Bulunması Nedeniyle Davacı Tarafa Yemin Teklif Hakkı Olduğu Hatırlatılması Gereği – Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması )

ÖZET : Davalı, tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğinin doğru olduğunu ancak davacı ya satış bedelinin, dava dışı alıcı tarafından kardeşleri ile ortak olan hesaptan ödendiğini, kendisinin para almadığını savunmuştur. Davalı bu savunmasını kanıtlayamaz ise davacı taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini davalıdan istemekte haklıdır. Davalı savunmasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı savunmasını ispat için bir banka dekontu ibraz etmiş ise de; dekontla yapılan ödemenin taşınmaz satış bedeline karşılık olduğuna ilişkin bir açıklama olmadığı gibi, davacı, davalının bu savunmasını kabul etmemiştir. Davalı bu dekontları başkaca yazılı belgede ibraz edememiştir. Bu dekont yalnız başına davalı savunmasını ispata yeterli değildir. Miktar itibariyle ve davacının açık muafakatı bulunmadığından olayda davalı savunmasının ispatı için HUMK 288 ve devamı maddeleri hükmü gereği tanık dinlenemez ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Davalı savunmasını yazılı belge ile ispat edememiş ise de, delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşıldığından savunmasının ispat için davalıya, davacı tarafa yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “tazminat ( alacak )” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; G. 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 05.03.2004 gün ve 2002/1352 E. 145 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 30.11.2004 gün ve 2004/7473-17375 sayılı ilamı ile;

( … Davacı, 15780 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 1/2 hisseyi dava dışı S. O.’ye satış yapmak üzere 23.05.2002 tarihinde davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının aynı gün satış işlemini gerçekleştirdiğini ancak taşınmazı vekalet görevini kötüye kullanarak çok düşük bedelle devrettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın rayiç değeri üzerinden 210.000.000.000 TL.nin satış tarihinden faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalı, davacının hissedarı olduğu şirkete ait hastanede başhekim olarak görev yaptığı dönemde, kardeşi olan S. O. ile dava konusu taşınmazın satışı konusunda haricen anlaştıklarını ve satış bedeli olarak davacının banka hesabına, ortak hesaplarından 125.000 Dolar havale edildiğini, kendisine tapuda resmi işlemin yapılması için vekalet verildiğini, davacının başhekimlik görevine son verilmesi dolayısıyla duyduğu husumet nedeniyle bu davayı açtığını belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece ortak hesaptan yapılan ödemenin taşınmazın satış bedeli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacıya ait 15780 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payın 23.05.2002 tarihli vekaletname ile aynı gün davacının vekili olan davalı tarafından dava dışı alıcı S. O.’e tapuda resmi satış akdi ile 65.000.000.000 TL bedelle satılıp, bedelin peşinen ve nakden alındığı tapu akit tablosundan anlaşılmaktadır. Davacı, vekili davalı tarafından tapuda taşınmazın gerçek değerinden düşük bedelle satılmış gibi gösterip, alınan parayı kendisine vermediğini iddia ederek, davalının vekil olarak görevini iyi yapmadığı ve kendisine hesap vermediği iddiası ile bu davayı açmıştır.

BK.390.maddesi hükmüne göre vekilin mesuliyeti umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir. Vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Ayrıca BK. 392.maddeleri hükmüne göre de vekil, müvekkilinin talebi üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkiline tediyeye mecburdur. Yasanın bu düzenlemelerine göre davalı vekaleti iyi bir şekilde ifa ettiğini ispat etmeli, aksi takdirde en ufak bir kusurunun varlığı halinde müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu gibi, satış bedeli olarak aldığı paranın hesabını da vermek zorundadır. Davalı, tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğinin doğru olduğunu ancak davacıya satış bedelinin, dava dışı alıcı tarafından kardeşleri ile ortak olan hesaptan ödendiğini, kendisinin para almadığını savunmuştur. Davalı bu savunmasını kanıtlayamaz ise davacı taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini davalıdan istemekte haklıdır. Davalı savunmasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı savunmasını ispat için bir banka dekontu ibraz etmiş ise de; dekontta yapılan ödemenin taşınmaz satış bedeline karşılık olduğuna ilişkin bir açıklama olmadığı gibi, davacı, davalının bu savunmasını kabul etmemiştir. Gerçekten ödemenin yapıldığı hesabın dava dışı S. O.’e ait olduğunu ve havalenin de S. O. tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bu dekonttan başkaca yazılı belgede ibraz edememiştir. Bu dekont yalnız başına davalı savunmasını ispata yeterli değildir. Miktar itibariyle ve davacının açık muafakatı bulunmadığından olayda davalı savunmasının ispatı için HUMK.288 ve devamı maddeleri hükmü gereği tanık dinlenemez ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Davalı savunmasını yazılı belge ile ispat edememiş ise de, delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşıldığından savunmasının ispat için davalıya, davacı tarafa yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir… )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.01.2006 gününde yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates