18 Kasım 2017 - Cumartesi
Basın Duyuruları
Anasayfa » Anayasa Şikayeti » Basın Duyuruları » Din ve Vicdan Özgürlüğüne İlişkin Esra Nur Özbey Kararı Anayasa Mahkemesi Basın Duyurusu

Din ve Vicdan Özgürlüğüne İlişkin Esra Nur Özbey Kararı Anayasa Mahkemesi Basın Duyurusu

DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN ESRA NUR ÖZBEY KARARI BASIN DUYURUSU

(Karara ulaşmak için tıklayınız)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 20/5/2015 tarihinde Esra Nur Özbey’in bireysel başvurusunda (B. No: 2013/7443), başvurucunun inancı nedeniyle giydiği pardösüsünü çıkartmaya zorlanmasının din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, dini inancı gereği vücudunun tamamını örtecek şekilde giyinmektedir.

Başvurucu Bakırköy Adliyesi binasına giriş yaptığı sırada güvenlik kontrolü yapan görevliler kendisinden pardösüsünü çıkartmasını istemişlerdir. Başvurucu inancı nedeniyle pardösüsünü çıkartamayacağını ve bir bayan görevli tarafından üzerinin aranabileceğini söylemesine rağmen binaya alınmamıştır.

Başvurucu, adliye binasına girmesinin engellenmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş, yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

İddialar

Başvurucu, inancı nedeniyle giydiği pardösüsünü çıkartmaya zorlanmasının din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, dinin hem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada başvurdukları temel kaynaklardan biri olması ve hem de toplumsal yaşamın şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi nedeniyle din ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olduğunu belirtmiştir. Mahkemeye göre, kişiler dini veya vicdani kanaatlerini açıklamaya ve herhangi bir tarzda ibadet etmeye, dini uygulamaya ve ayine katılmaya zorlanamaz, ibadetleri ve dini uygulamaları ile açıklamış oldukları dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve başka türlü davranmaya zorlanamazlar.

Anayasa Mahkemesine göre bir davranışın bir dinin veya inancın gereği olup olmadığına söz konusu din veya inancın mensuplarınca karar verilebilir ve dolayısıyla başvurucunun pardösü giymesinin ve güvenlik kontrolünde çıkartmayı reddetmesinin İslam dini bakımından yerine getirilmesi gerekli bir uygulama olduğuna ilişkin düşüncesinin esas alınması gerekir. Anayasa Mahkemesi kadınların İslam dininin gereği olduğu inancıyla vücutlarını örtecek şekilde giyinmelerinin, Anayasa’nın 24. maddesinin olağan anlamının kapsamında değerlendirilebilecek bir konu olduğunu kabul etmiştir.

Somut olayda Mahkeme, başvurucunun din ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterilmesi hakkı ile “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” ve “kamu düzeninin sağlanması” için yapılan güvenlik kontrolünde başvurucunun kıyafetini çıkartmaya zorlanması arasındaki çatışan menfaatlerin ağırlıklarının dengelenmesi hususuna eğilmiştir. Mahkeme, çatışan bu iki menfaatin dengelenmesi için mevzuatta bazı tedbirlerin öngörüldüğünü tespit etmiştir.

Mahkemeye göre, ilk olarak Ceza Muhakemesi Kanunu ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin hükümleri uyarınca, üzerlerindeki giysilerinden herhangi biri çıkartılmaksızın ve aynı cinsiyetteki görevliler tarafından ilk önce kişilerin üzerleri yoklama biçiminde bir kontrol yapılmalı ve daha sonra da eğer gerekmekteyse üst araması yapılmalıdır. En son aşamada ise kişinin kanunlara göre izin verilmeyecek bir şeyi taşıdığına ilişkin makul şüphenin bulunması ve aramanın amacına başka türlü ulaşılamaması hâlinde, üst araması giysiler çıkartılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak bunun için önce, bu aramayı yapmanın neden gerekli görüldüğü ve nasıl yapılacağı ilgiliye bildirilmeli, aynı cinsiyetten görevliler tarafından yapılmalı ve arama işlemi kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler alınarak gerçekleştirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi, somut olayda özel güvenlik görevlilerinin, başvurucunun dini inancı gereği giydiğini ve arama noktasında çıkartamayacağını söylediği kıyafetini çıkartmasını ve elektromanyetik cihaza bırakmasını istediklerini, kadın güvenlik görevlisi olmasına ve başvurucunun talebine rağmen başvurucunun elle aranmadığını, ayrıca başvurucunun kıyafetini çıkartması için mevzuatın emrettiği “kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler”in de alınmadığını tespit etmiştir. Kararda, adliye binası halk giriş kapısında pek çok insanın bulunduğu bir ortamda başvurucunun kıyafetini çıkartmaya zorlandığı belirtilmiştir.

Mahkemeye göre, belirli bir dinsel uygulama davranışını, başkalarını korumak adına ölçüsüz sınırlandırmak veya yasaklamak çoğulculuğu ve hoş görüyü örselemek anlamına gelir. Nitekim yürürlükteki mevzuat hakları korumayı esas alan bir yaklaşımla hazırlanmış, bireylerin dinlerinin icaplarını uygulama özgürlüklerini bütünüyle ortadan kaldırmaksızın güvenlik önlemlerinin yerine getirilmesini temin için bazı tedbirler öngörmüştür. Mahkeme ayrıca, başvurucunun pardösüsünü herkesin görebileceği bir yerde ve diğer tedbirler alınmadan çıkartmasının neden zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç olduğunun açıklanmadığını tespit etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun din ve vicdan özgürlüğüne yapılan müdahalenin kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için demokratik toplum düzeninde gerekli olmadığını belirterek Anayasa’nın 24. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates