19 Kasım 2017 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Sözleşmeler Hukuku » Dövize Endeksli Konut Kredisi – Uyarlama Talebi

Dövize Endeksli Konut Kredisi – Uyarlama Talebi

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/3259

K. 2012/21304

T. 26.9.2012

• DÖVİZE ENDEKSLİ KONUT KREDİSİ ( Japon Yeni’nin TL Karşısında Aşırı Değer Kazandığını ve Bu Suretle İşlem Temelinin Çöktüğünü İleri Sürerek Uyarlama Talebi – Uyarlama Koşulları Bulunmadığından Davanın Tümüyle Reddi Gerektiği )

• UYARLAMA TALEBİ ( Davacının Seçme Özgürlüğü Varken TL Yerine Döviz Bazında Kredi Kullandığı/Zaman Zaman Ekonomik Krizler Vuku Bulduğundan Dövizle Borçlanmanın Risk Taşıdığı – Dava Geri Ödemeden İki Yıl Sonra Açıldığından Davacının Sözleşmeyi Benimsediği/Uyarlama Koşulları Bulunmadığı )

• İŞLEM TEMELİNİN ÇÖKMESİ ( Japon Yeni’nin TL Karşısında Aşırı Değer Kazandığından Sözleşmenin Uyarlanması Talebi, Sözleşmeye Bağlılığın Esas Olduğu ,  Uyarlamanın İse Uyarlama Koşullarının Varlığı Halinde Başvurulması Gereken İstisnai Bir Durum Olduğu )

• JAPON YENİNİN TÜRK LİRASI KARŞISINDA AŞIRI DEĞER KAZANMASI ( Sözleşmenin Uyarlanması Talebi – Davacının Serbest İradesiyle Kredi Türünü Belirlediği/Uyarlama Talebinin Reddi Gerektiği )

6098/m.26

ÖZET : Davacı, davalı bankadan dövize endeksli olarak konut kredisi kullanmıştır. Davacı Japon Yeni’nin TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuştur. Davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten iki yıl sonra açılmış olup, bu husus davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Uyarlama koşulları bulunmamaktadır. Davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, 17.9.2008 tarihinde davalı bankadan dövize endeksli TL olarak 7.400.000 Japon Yeni tutarında 87.320 TL.lik 84 ay vadeli konut kredisi kullandığını, ancak ekonomik kriz nedeniyle Japon Yeni’nin TL karşısında aşırı değer kazandığını, işlem temelinin çöktüğünü, geri ödeme miktarının arttığını ileri sürerek kredinin aylık taksitlerinin ilk taksit tarihi olan 17.10.2008 tarihindeki TL karşılığına çekilmesini ve bu miktarda sabitlenmesini istemiştir.

Davalı, davacının kendi iradesi ile döviz cinsinden kredi kullandığını, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, kredi borcunun 17.7.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1.406,21 TL.lik taksitlerle 51 taksit halinde ödenmesine, sözleşmenin bu şekilde uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının, davalı bankadan 17.9.2008 tarihinde 7.400.000 Japon Yeni tutarında dövize endeksli olarak 84 ay vadeli 87.320.00 TL limitli konut kredisi kullandığı ve ilk taksidin 17.10.2008 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacı Japon Yeni’nin TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır.

Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten iki yıl sonra açılmış olup, bu husus davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates