24 Eylül 2018 - Pazartesi
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Eşik Değerlerin Altında Olan Yarışmalarda Yabancı Ülke Vatandaşlarının Katılımı Konusunda İdarelere Takdir Hakkı Tanınması Yolunda Düzenleme Yapılabileceği

Eşik Değerlerin Altında Olan Yarışmalarda Yabancı Ülke Vatandaşlarının Katılımı Konusunda İdarelere Takdir Hakkı Tanınması Yolunda Düzenleme Yapılabileceği

T.C.

DANIŞTAY

13. DAİRE

E. 2005/906

K. 2005/5713

T. 30.11.2005

• DÜZENLEYİCİ GENEL İŞLEMLER ( Yarışma Değeri Eşik Değerlerin Altında Olan Yarışmalarda Yabancı Ülke Vatandaşlarının Katılımı Konusunda İdarelere Takdir Hakkı Tanınması Yolundaki Düzenlemede Kanun Hükümlerine Aykırılık Görülmediği )

• YARIŞMA DEĞERİ ( Eşik Değerlerin Altında Olan Yarışmalarda Yabancı Ülke Vatandaşlarının Katılımı Konusunda İdarelere Takdir Hakkı Tanınması Yolunda Düzenleme Yapılabileceği )

• İDARENİN AÇTIĞI YARIŞMALAR ( Katılmak İsteyenlerin Şartnameyi Almış Olmaları Gerektiğinden Mali Hakların Yarışmayı Düzenleyen İdareye Devrini Kabul Etmiş Sayılmaları Yönünde Yapılan Düzenlemenin Hukuka Uygun Olduğu )

• DANIŞMANLIK ALIM İHALESİ ( Uygulama Yönetmeliği’ne Göre İhale Edilerek Alınabileceği Yönündeki Düzenlemede Dayandığı Yasa ve Hukuka Aykırılık Bulunmadığı )

ÖZET : “Uluslararası Yarışmaların, yabancı ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalar olduğunun anlaşıldığı; yarışma değeri, eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların, uluslararası yarışma şeklinde düzenlenmesi, yarışma değeri, eşik değerlerin altında olan yarışmalarda ise, yabancı ülke vatandaşlarının katılımı konusunda idarelere takdir hakkı tanınması yolundaki düzenlemede, Kanun hükümlerine aykırılık görülmediği, -İdarelerce açılan yarışmalara katılmak isteyenlerin, şartnameyi almış olmaları gerektiğinden, mali hakların yarışmayı düzenleyen idareye devrini kabul etmiş sayılmaları yönünde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,

Denetimin idare elemanlarınca yapılması mümkünse de, hizmet alımı şeklinde, Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabileceği yönündeki düzenlemede de dayandığı Yasa ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin iptali istenen 6/a fıkrası ile 42. maddesinin 1, 3 ve 9. fıkralarının reddi istemiyle açılan davanın reddi hk.

Davanın Özeti : Davalı Kurum tarafından düzenlenen ve 24.12.2002 tarih ve 24973 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin 6/a fıkrası ile 42. maddesinin 1, 3 ve 9. fıkralarının; uluslararası yarışmaların kurallarının farklı olması nedeniyle, Yönetmelik’te yanlış bir tanımlama yapıldığı, söz konusu yarışmaların tamamının mimarlıkla ilgili olduğu, bir mimari tasarım yarışmasının uluslararası çapta düzenlenmesinin, 27.11.1978 tarihinde UNESCO Genel Konferansı’nda kabul edilen tavsiye kararlarına uygun ve Uluslararası Mimarlar Birliği’nin onayına bağlı olarak yapılması gerektiği, ulusal düzeyde düzenlenmekte olan çoğu yarışmanın Yasa’da belirlenen eşik değeri aştığı ve Yönetmelik’in 6/a fıkrasının 2. bendinde, eşik değeri aşan yarışmaların uluslararası yarışma şeklinde yapılacağı yönündeki düzenleme dikkate alındığında, mimari tasarım yarışmalarının neredeyse tamamının yüksek maliyetli uluslararası yarışmalar olarak yapılması gerektiği, oysa idarelerin gerekli görmesi halinde yarışmaların yabancı katılımına açık tutularak yapılması ile bu tür yüksek maliyetlerin söz konusu olmayacağı, bu yönde yapılacak uygulamanın kamu yararına uygun olacağı, yabancı katılımına açık yarışmaları uluslararası yarışma olarak nitelendiren düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, ülkemizin ekonomik koşulları içinde mesleği icra etmeye çalışan meslek mensuplarının, bu rekabet ortamı içinde yer alması güç olduğundan, düzenlemenin kamu menfaatine uygun olmadığı, Yönetmeliğin 6/a fıkrasının 2. bendindeki düzenlemenin 4734 sayılı Yasa’nın 8, 13 ve 63. maddelerindeki eşik değerlere ilişkin düzenlemelere uygun olmadığı, Yasa’daki düzenlemede eşik değerleri aşan ihalelerin zorunlu olarak yabancıların katılımına açık olmasının öngörülmediği, Yasa’nın anılan düzenlemelerinde kamu alımlarının yabancılara açık olup olmaması hususunun idarelerin takdirine bırakıldığı, Kanun kapsamında düzenlenecek tasarım yarışmaları için Yasa’nın zorunluluk getirmediği bir hususu zorunlu bir hüküm haline getiren Yönetmelik düzenlemesinin Yasa’ya aykırı olduğu, idarelere Yasa’yla tanınan takdir yetkisini ortadan kaldırdığı, Yönetmelik’in 42/1. maddesindeki düzenlemenin, fikri hakların koruma altına alındığı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 13. maddesi ve manevi hakları düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu, 5846 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projelerinin eser olarak sayıldığı, manevi hakların eser sahibinin şahsına bağlı olduğu, bu hakların kullanma yetkisinin devrinin de şahsın kendi tasarrufu ile mümkün olduğu, şahsa bağlı bir hakkın Yönetmelik’in 42/1. maddesindeki düzenlemede olduğu gibi eser sahibinin tasarrufu dışında, idarelere ait olduğu şeklindeki düzenlemenin Kanun’un fikri hakları koruma altına alan hükümlerine aykırı olduğu, fikri hukukta eser sahibinin manevi haklarına ilişkin korumanın Medeni Kanun’daki şahsi hakların kullanılmasına dair hükümlerle paralel olduğu, bu haklardan önceden vazgeçmenin mümkün olmadığı, nitekim Kanun’un 14/3 ve 16/3. maddelerinde fikri hak olarak tanınan bazı manevi haklardan sözleşme ile dahi vazgeçmenin hükümsüz olacağına dair düzenlemelerin yer aldığı, eser sahibi olan proje müellifi kendi tasarrufuyla dahi bu haklardan vazgeçemezken, yapılan düzenlemede ödül kazanan yarışmacıların eserleri üzerindeki fikri hakların bütünüyle idareye ait olacağı yönündeki hükmün hukuka aykırı olduğu, idarenin, eser sahiplerinden yarışma sonunda elde ettikleri projelerin üzerindeki mali hakları devretmelerini isteyebileceği ve bu hakları kullanabileceği, mali haklar dışında eser üzerindeki bütün fikri hakları kullanmasının, 5846 sayılı Yasa’ya aykırı olduğu, Yönetmeliğin 42/3. maddesinde yer alan “İdare, … tasarımın uygulama projelerinin yapılmasını, … tasarım sahibine … yaptırabilir.” ifadesinin fikri hakların korunması yönündeki kuralların uygulanmasını esnekleştirdiği, tasarımın uygulama projesinin eser sayılan tasarım üzerine yapılabileceği, yani mevcut eserden istifade suretiyle vücuda getirilebileceği, bu uygulamaların 5846 sayılı Kanun’un 6. maddesinde “işlenme” olarak nitelendirildiği, 21. maddesinde ise, bir eserden onu işlemek suretiyle faydalanma hakkının münhasıran eser sahibine ait olacağı hükmünün yer aldığı, buna göre bir tasarımdan yola çıkılarak uygulama projesi hazırlama hakkının tasarımın müellifine ait olduğu, bu nedenle iptali istenilen ifade Kanun ile tanınan hakların ihlali sonucunu doğurduğundan, idareye bu konuda takdir hakkı tanıyan bir düzenleme yapılamayacağı, Yönetmelik’in 42/9. maddesinde yer alan hüküm uygulamada aksaklıklara yol açacağından kamu yararına uygun bir düzenleme olmadığı, tasarımın eksiksiz uygulanması ve uygulama sırasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak inşai sorunlara çözüm bulunmasının, ancak tasarımı yapan müellif tarafından yerine getirilebileceği, tasarımın sadece bir proje ile sınırlı olmayıp, yapının bütünüyle fiziki olarak tamamlanmasıyla sonuçlandığı, tasarımın, müellifinin dışında bir başka gerçek veya tüzel kişi tarafından kontrol edilerek tamamlanmasının telif haklarına müdahale anlamını taşıdığı, 5846 sayılı Kanun’un 22/2. maddesinde mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanmasının çoğaltma sayıldığı, 1. fıkrasında ise bir eserin çoğaltma haklarının münhasıran eser sahibine ait olacağının hükme bağlandığı, uygulamanın mesleki kontrollük hizmetini başka bir gerçek veya tüzel kişiye ihale etmeyi öngören düzenlemenin Kanun ile korunan eser sahibinin çoğaltma hakkının ihlaline yol açacağı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Uluslararası yarışmaların, dava konusu Yönetmelik’in ve dayandığı Yasa’nın tanımladığı anlamda anlaşılması gerektiği, bu tanımlamanın ihale hukuku yönünden yapılmış, amacı ile sınırlı bir tanımlama olduğu ve usul ve esasların bu Yönetmelik ile belirlendiği, yarışmanın kültür, bilim, sanat ve çevrenin geliştirilmesine olumlu katkı sağlayacağı, 4734 sayılı Yasa’ya göre ihaleye katılmada “yabancılık” unsurunun engel teşkil etmediği, Yasa’nın 53. maddesinin b/8 bendinde mütekabiliyet, 63. maddesinde de eşik değer yönünden iki istisna getirildiği, hatta 63. maddedeki istisnanın uygulanıp uygulanmayacağının idarenin takdirine bağlı bulunduğu, Yasa’nın 8. maddesindeki eşik değerlerin üzerindeki ihalelere yabancıların katılımının sınırlanması konusunda idarenin takdir hakkının bulunmadığı, anılan Yönetmelik’in 42/1. maddesindeki düzenlemenin muhtemel ihtilafları önleme ve boşluğu giderme, şeffaflığı temin etme amacıyla yapıldığı, 5846 sayılı Kanun’un 57/1. maddesine göre fikri hakların devredilebileceği, asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devrinin aksi kararlaştırılmadıkça, fikri hakların devrini ihtiva etmeyeceği, Yönetmelik’in amacının rekabet ve kaliteyi yakalamak olduğu, bu anlamda meslek mensuplarının kişisel yararının kamu yararının üstünde olmadığı, 5846 sayılı Yasa’nın 17/2. maddesine göre, aslın malikinin eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebileceği, eseri yok edemeyeceği, bozamayacağı ve eser sahibinin haklarına zarar veremeyeceği, kişilerin özgür iradesi ile satın almanın, idarenin eser sahibinin haklarına zarar vereceği anlamına gelmeyeceği, zarar verdiği takdirde 5846 sayılı Yasa’nın uygulanacağının kuşkusuz olduğu, 4734 sayılı Yasa’nın 48. maddesine göre proje alımlarının belli istekliler arasında ihale yoluyla yapılması mümkün iken Yönetmelik’te doğrudan temin yolu getirilerek eser sahibine öncelik tanındığı, ancak görüşme yapılmadan proje yapım işinin tasarım sahibine doğrudan verilmesinin Yasa’nın genel amacına ve 22. maddesine aykırı olduğu, ödül alan kişi ile anlaşılamaması durumunda ikinciliği kazanan kişiye yönelenerek yarışmadan beklenen faydanın sağlanmasının amaçlandığı, Yönetmelik’in 42/9. maddesinde yer alan kontrollüğün çoğaltma sayılmayacağı, kontrolün kamu görevlilerince yapılmasının asıl olduğu, yeterli eleman olmaması halinde ihaleyle satın alınabileceği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Muammer TOPAL’ın Düşüncesi: Dava; Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin ( a ) fıkrası ile 42. maddesinin l, 3 ve 9. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.

4734 sayılı Yasa’nın 23. maddesinde “İdareler gerekli gördükleri mimarlık, peyzaj mimarlığı, mühendislik, kentsel tasarım projeleri, şehir ve bölge planlama ve güzel sanat eserleri ile ilgili bir plan veya tasarım projesi elde edilmesine yönelik olarak, ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre rekabeti sağlayacak şekilde ilan yapılmak suretiyle, jüri tarafından değerlendirme yapılmak üzere ödüllü veya ödülsüz yarışma yaptırabilir.” hükmüne, 53. maddesinin ( b ) fıkrasının 12. bendinde ise; “Kurum, Kurul kararıyla bu Kanunun ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun uygulanmasına ilişkin standart ihale dokümanı, tip sözleşme, yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya yetkilidir. Kurul ve Kurum yetkilerini, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanır. Standart ihale dokümanları, tip sözleşmeler, yönetmelik ve tebliğler Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.” hükmüne yer verilmiştir.

Dava konusu Yönetmelik’in söz konusu Kanun hükümlerinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

4734 sayılı Kanun’da “yarışma” ve “uluslararası yarışmalar” in tanımı yapılmamış, bu tanımlar Kanun’un 23. maddesinde yer alan “… ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre …” ifadesine dayanılarak Yönetmelikte yapılmıştır. Dolayısıyla “Uluslararası Yarışmalardan neyin kastedildiğinin, bu yarışmaların içeriğinin, söz konusu Yönetmelik’te belirtilen şekilde anlaşılması gerekir. Yönetmelik’teki “Uluslararası Yarışmalar” tanımından beynelmilel bir anlam çıkarılamaz. Bu tanımın, 4734 sayılı Kanun ve anılan Yönetmelik yönünden yapılmış, amacı ile sınırlı bir tanımlama olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, Yönetmelik’te sözü edilen “Uluslararası Yarışmaların, sadece ve sadece, yabancı ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalar olduğu anlaşılmaktadır.

4734 sayılı Yasa’nın 8. maddesinde, bu Kanun’un 13 ve 63. maddelerinin uygulanmasında yaklaşık maliyet dikkate alınarak kullanılacak eşik değerler belirtilmiş; 63. maddesinde ise, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında kalan ihalelere sadece yerli isteklilerin katılması hususunda, idarelerce ihale dokümanına hükümler konulabileceği belirtilmiştir.

4734 sayılı Yasa’nın 63. maddesi hükmü uyarınca, idarelerce, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında kalan ihalelerde, ihaleye sadece yerli isteklilerin katılması hususunda ihale dokümanlarına hüküm konulabilmesine imkan tanınmıştır. Yaklaşık maliyeti eşik değerin üzerinde olan ihalelerde ise, ihale dokümanlarına aynı şekilde hüküm koymak suretiyle, ihalenin sadece yerli isteklilerin katılımına açılması mümkün değildir. Bu konuda idarelere bütünüyle takdir hakkı tanınmamıştır. Yarışma değeri, eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların anılan Yönetmelik’in tanımladığı anlamda “uluslararası” olarak düzenlenmesi yasal zorunluluktur. Bu bakımdan, Yarışma değeri, eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların, uluslararası yarışma şeklinde düzenlenmesi, yarışma değeri anılan eşik değerlerin altında olan yarışmalara ise, yabancı ülke vatandaşlarının katılımı konusunda idarelere takdir hakkı tanınması yolundaki düzenlemede, anılan Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun l/B maddesinde, eserin, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, eser sahibinin, eseri meydana getiren kişiyi, işlenme eserin diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte, bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini ifade edeceği; 2. maddesinin 1/3. bendinde, estetik vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topografyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projelerinin ilmi eserler olduğu; 6. maddesinde, diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmayan fikir ve sanat ürünlerinin işlenme olduğu; istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan eserlerin, bu Yasa’ya göre işlenme sayıldığı; 8. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında bir eserin sahibinin, onu meydana getiren olduğu; bir işlenmenin ve derlemenin sahibinin, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyen olduğu; 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatlerinin bu Kanun dairesinde himaye göreceği, eser sahibine tanınan hak ve salahiyetlerin eserin bütününü ve parçalarını kapsadığı; 14/3. fıkrasında, eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibinin, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebileceği, menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmenin hükümsüz olduğu; 16. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, Yasa’nın veya eser sahibinin izniyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimsenin, işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı gerekli görülen değiştirmeleri eser sahibinin özel bir izni olmaksızın da yapabileceği; eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak izin vermiş olsa bile şeref veya itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirilmeleri menedebileceği, menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeçmenin hükümsüz olduğu; 17/2. fıkrasında, aslın malikinin, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebileceği, ancak eseri bozamayacağı, yok edemeyeceği ve eser sahibinin haklarına zarar veremeyeceği; 21. maddesinde bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkının münhasıran eser sahibine ait olduğu; 22. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında, bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkının münhasıran eser sahibine ait olduğu; eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanmasının da çoğaltma sayılacağı, aynı kuralın, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerli olduğu; 57. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise, asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devrinin, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikri hakların devrini ihtiva etmeyeceği; bir güzel sanat eseri üzerinde çoğaltma hakkını haiz olan bir kimseden kalıp ve sair çoğaltma aletlerinin zilyetliğini iktisap eden kimsenin, aksi kararlaştırılmamışsa, çoğaltma hakkını da iktisap etmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

5846 sayılı Yasa’nın anılan hükümlerinden, fikir ve sanat eserinin, eser sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri türlerinden birisi içine giren her nevi fikir ve sanat ürünü olduğu; diğer bir eserden yararlanmak suretiyle vücuda getirilip de bu esere oranla bağımsız olmayan fikir ve sanat eserlerinin işlenme sayıldığı, esas eserin sahibinin izni olmaksızın eserin işlenemeyeceği; eser sahibinin haklarının, manevi ve mali haklar olarak iki bölüme ayrıldığı, manevi haklardan yasanın izni haricinde feragat etmenin veya onları sınırlandırmanın muteber olmadığı, eser sahibinin itibar ve şöhretine zarar verecek mahiyette, manevi bir hakkını sınırlandırmasının hükümsüz olduğu, eser sahibinin şahsiyet haklarından ve yayım şartlarını tayin haklarından vazgeçemeyeceği, müellifin eserini yaymak için salahiyet verdiği kimsenin onun itibar ve şöhretini düşürecek şekilde eseri umuma arzedemeyeceği; müellifinden aldığı salahiyetle bir eseri işleyen kimseye, yayım tekniği itibarıyla gerekli görülen değiştirmeleri yapma salahiyetinin verildiği, müellifin bu değişikliklere yalnız şeref ve itibarına zarar verecek mahiyette olduğu veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozduğu iddiasıyla karşı çıkabileceği, müellif eserini kısaltma, değiştirme hakkını açık olarak başkasına verebilirse de, şeref ve itibarına zarar verebilecek değiştirmelere karşı çıkma hakkından vazgeçemeyeceği; bir eserin aslını şartsız iktisap eden kişinin ondan müellifinin itibar ve şerefine zarar vermeden her türlü yararlanabileceği, onu değiştirebileceği, fakat bu tasarrufun müellifin itibarına dokunmaması gerektiği; sözleşme ile bir eserde sahiplik hakkını alan kimsenin ise, değişiklik yapmasının müellifin muvafakatına bağlı olduğu, işlenmenin şeklini eser sahibinin tayin edeceği, eser sahibinin eserinde bir nevi işlenmeye muvafakatinin, diğer bir tarzda işlenmesine muvafakatini da içermeyeceği; bir eseri işleme ve çoğaltmaya mahsus tasarım ve proje üzerindeki fikri hakların başkasına devrinin, doğal olarak onu kullanarak eseri işleme ve çoğaltma salahiyetinin de devrini içine aldığı, çünkü satın alınmış tasarım ve projelerden başka suretle faydalanmanın mümkün olmadığı, bu halde yazılı bir sözleşme gerekmeyeceği anlaşılmaktadır.

Dava konusu Yönetmelik’in 42. maddesinin 1. fıkrasında, derece, mansiyon ve satın alma kazanan tasarım ve projelere ait her türlü fikri hakların, 5846 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, aksi idare tarafından yarışma şartnamesinde belirtilmedikçe idareye ait olacağı, şartname alan yarışmacıların, bu hükmü kabul etmiş sayılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemede sözü edilen fikri haklar, yukarıda da belirtildiği gibi, işleme, çoğaltma v.s haklardan oluşan mali hakları içermektedir. Yoksa davacı tarafından ileri sürüldüğü gibi manevi hakların devri söz konusu değildir. Burada mali hakların, yasal düzenlemeden dolayı hak sahibi olarak gösterilen idareye ait olması söz konusudur. İdarenin mali hakları alması için ayrıca bir düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. İdarelerce açılan yarışmalara katılmak isteyenlerin şartnameyi almış olmaları gerektiğinden, mali hakların yarışmayı düzenleyen idareye devrini kabul etmiş sayılmaları yönünde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Anılan Yönetmelik’in 42. maddesinin 3. fıkrasında idarenin, yarışma sonucu elde edilen tasarımın uygulama projelerini, birinciliği kazanan veya seçilen tasarım sahibine teknik şartlar ve fiyat üzerinde görüşme yapılmak suretiyle doğrudan temin yolu ile yaptırabileceği; yapılan görüşme sonucunda, anlaşma sağlanamaması halinde, idarece uygun görüldüğü taktirde, ikinciliği kazanan tasarım sahibi ile görüşme yapılmak suretiyle ikinci seçilen tasarımın uygulama projelerinin aynı usulle yaptırılabileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, 4734 sayılı Yasa’nın 22. maddesinin 1/b bendinde yer alan “Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması” halinde ihtiyaçların, ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın, doğrudan temini usulüne başvurulabileceği yolundaki hükme dayanmaktadır. Uygulama projesi, tasarımdan yararlanmak suretiyle meydana getirildiğinden, yukarıda belirtilen hükümlere göre, işlenme sayılmakta ve tasarım sahibinin izni olmaksızın eser işlenememektedir. Ancak, yarışmaya katılan, yarışma şartnamesine göre mali haklarını idareye devretmiş sayılacağından ve 5846 sayılı Yasa da bu devre izin verdiğinden, Kanun ile tanınan hakların ihlal edildiğinden söz edilemez. Düzenlemede tasarımın uygulama projesinin, tasarım sahibine doğrudan temin yolu ile yaptırabileceği belirtilmekle, tasarımla uygulama projesi birbirinden ayrılmamakta, aksine birlikte ele alınmaktadır. Düzenlemede yer alan ” … yaptırabilir.” ifadesi idareye bu konuda taktir hakkı tanımamakta, aksine uygulama projesinin, tasarım sahibine yaptırılması konusunda zorunluluk getirmektedir. Nitekim, birinciliği kazanan tasarım sahibine projesinin yaptırılamaması durumunda, aynı usulle, ikinci seçilen tasarım sahibiyle görüşmeye imkan tanınması da, uygulama projesinin idarece, tasarım sahibi dışında, bir kişiye yaptırılamayacağını göstermektedir.

Söz konusu Yönetmelik’in 42. maddesinin 9. fıkrasında yer alan, uygulanacak projenin mesleki kontrollük hizmetlerinin Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabileceği yönündeki düzenleme 4734 sayılı Yasa’nın 48/1. fıkrasında yer alan ” … denetim gibi teknik, mali, hukuki veya benzeri alanlarda niteliği itibarıyla kapsamlı ve karmaşık olduğu, özel uzmanlık ve deneyim gerektirdiği idarece tespit edilen hizmetler, danışmanlık hizmet sunucularından alınabilir.” hükmüne dayanmaktadır. Projenin uygulanması, yukarıda açıklanan Yasa hükümlerinde çoğaltma olarak tanımlanmaktadır. Dava konusu düzenleme ile mali haklar içinde yer alan işlenme ile birlikte çoğaltma hakkı da idareye devredilmiş olmaktadır. Ancak düzenlemede ifade edilen mesleki kontrollük hizmetinin yukarıda belirtilen mali haklar içinde yer almadığı açıktır. Mesleki kontrollük hizmetinin, teknik, mali ve hukuki niteliği itibarıyla ve yapılacak işin kapsamlı ve karmaşık olması nedeniyle özel uzmanlık ve bilgi birikimi gerektirebilecek nitelikte olması mümkündür. Denetimin idare elemanlarınca yapılması mümkünse de yukarıda belirtilen nedenlerle, hizmet alımı şeklinde, Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabileceği yönündeki düzenlemede de dayandığı Yasa ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle hukuki ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ekrem ATICI’nın Düşüncesi: Dava, 24.12.2002 tarih ve 24973 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin ( a ) bendi ile 42. maddesinin 1., 3. ve 9. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 23. maddesinde, idarelerin, gerekli gördükleri, mimarlık, peyzaj mimarlığı, mühendislik, kentsel tasarım projeleri, şehir ve bölge planlama ve güzel sanat eserleri ile ilgili bir plan veya tasarım projesi elde edilmesine yönelik olarak, ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre rekabeti sağlayacak şekilde ilan yapılmak suretiyle, jüri tarafından değerlendirme yapılmak üzere ödüllü veya ödülsüz yarışma yaptırabilecekleri hükme bağlanmış, 53. maddesinde, kurumun, kurul kararıyla bu kanunun ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin yönetmelik çıkarmaya yetkili olduğu belirtilmiştir.

Dava konusu Yönetmelik yukarıda anılan Yasa hükümlerine dayanılarak ve Yasa’nın 23. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların tespiti amacıyla çıkarılmıştır.

4734 sayılı Kanun’un 23. ve 53. maddesi uyarınca Kamu İhale Kurumu’nun, kurul kararı ile tasarım yarışmaları ile ilgili düzenleme yaparken ihalelerle ilgili temel ilkeler olan saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak amacını gözönünde bulunduracağı açıktır.

Yönetmeliğin 6. maddesinin ( a ) bendinde, “Uluslararası yarışmalar, yabancı ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalardır.” şeklinde tanımlanmış ve yarışma değeri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 8. maddesinde hizmet alımları için belirlenen eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların uluslararası yarışma şeklinde düzenleneceği, anılan eşik değerin altında olan yarışmaların, idarece gerekli görüldüğü takdirde uluslararası düzenlenebileceği, belirtilmiş; 18, 19, 20, 21, 22, 23. maddelerinde jürinin seçimi ve görevleri düzenlenmiştir.

Davalı idarece 4734 sayılı Kanun’un 23. maddesi bakımından yabancıların katılabileceği yarışmaların uluslararası yarışma olarak nitelendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi yaklaşık maliyeti eşik değerin üzerinde olan yarışmalara yabancıların katılabileceğini belirten düzenlemesinde Kanunun amacına, hizmetin gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davacı tarafından Yönetmeliğin 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, derece, mansiyon ve satın alma kazanan tasarım ve projelere ait her türlü hakların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca, aksi idare tarafından yarışma şartnamesinde belirtilmedikçe idareye ait olacağı, şartname alan yarışmacıların bu hükmü kabul etmiş sayılacakları, 3. fıkrasında yer alan, idarenin, yarışma sonucu elde edilen tasarımın uygulama projelerinin yapılmasını, birinciliği kazanan veya seçilen tasarım sahibine teknik şartlar ve fiyat üzerinde görüşme yapılmak suretiyle doğrudan temin yoluyla yaptırılabileceği, yapılan görüşme sonucunda, anlaşma sağlanmaması halinde, idare uygun gördüğü taktirde ikinciliği kazanan tasarım sahibi ile görüşme yapmak suretiyle ikinci seçilen tasarımın uygulama projelerini aynı usulle yaptırabileceği, 9. fıkrasında yer alan, uygulama projesinin mesleki kontrollük hizmetlerinin “Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği”ne göre ihale edilerek alınabileceğine ilişkin hükümlerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun, eser sahibinin manevi ve mali haklarına ilişkin hükümlerine aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenmiştir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 48. maddesinde eser sahibi veya mirasçılarının, kendilerine kanunun tanıdığı mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilecekleri öngörülmüş, 50. maddesinde, 48. maddede sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütleri henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi geçerli olduğu kurala bağlanmış, 14. maddesinin değişik 2. fıkrasında, eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibinin, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebileceği kurala bağlanmıştır.

5846 sayılı Yasa hükümlerine göre, eser sahibinin bu kanundan doğan maddi ve manevi haklarını sözleşme ile devredebileceği açıktır. 4734 sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca yapılan tasarım yarışmalarının amacının, ihtiyaçların uygun şartlarla, zamanında ve kaynakların verimli kullanılması suretiyle karşılanması olduğu, ilgililerin rızası ile yarışmaya katıldıkları gözetildiğinde yarışma sonucu derece, mansiyon ve satın alma kazanan tasarım ve projelere ait her türlü hakların idareye ait olacağı yolundaki düzenlemede 5846 sayılı Yasa hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4734 sayılı Kanunun 23. ve dava konusu yönetmelik hükümleri ile tasarım projesi elde edilmesi amaçlandığından birinci seçilen proje sahibine, bununla anlaşma sağlanamaması halinde ikinci seçilen proje sahibine uygulama projesinin doğrudan temin yoluyla yaptırılabilmesine olanak sağlayan yönetmelik hükmü, anılan proje sahiplerine tanınmış bir hak olduğu gibi sözü edilen Yasa’nın amaçlarına da aykırılık taşımamaktadır.

Kamu İhale Kanunu’nun 48. maddesinde özel niteliği itibariyle kapsamlı ve karmaşık olan, özel uzmanlık gerektiren danışmanlık hizmetlerinin hizmet sunucularından alınabileceği öngörülmüş olup uygulama projesinin mesleki kontrollük hizmetlerinin anılan ve devamı maddelerine göre çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre alınabileceğine ilişkin düzenlemede yasaya ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce Tetkik Hakimi’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin ( a ) fıkrasında yer alan, “Uluslararası Yarışmalar: Uluslararası yarışmalar, yabana ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalardır.

Yarışma değeri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 8 inci maddesinde hizmet alımları için belirlenen eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmalar, uluslararası yarışma şeklinde düzenlenir. Yarışma değeri, anılan eşik değerlerin altında olan yarışmalar, idarelerce gerekli görüldüğü taktirde uluslararası düzenlenebilir.” hükmünün; 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Derece, mansiyon ve satın alma kazanan tasarım ve projelere ait her türlü fikri haklar, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca, aksi idare tarafından yarışma şartnamesinde belirtilmedikçe idareye ait olur. Şartname alan yarışmacılar bu hükmü kabul etmiş sayılır.” hükmünün; aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan, “İdare, yarışma sonucu elde edilen tasarımın uygulama projelerinin yapılmasını, birinciliği kazanan veya seçilen tasarım sahibine teknik şartlar ve fiyat üzerinde görüşme yapılmak suretiyle doğrudan temin yolu ile yaptırabilir. Yapılan görüşme sonucunda, anlaşma sağlanamaması halinde, idare uygun gördüğü taktirde ikinciliği kazanan tasarım sahibi ile görüşme yapmak suretiyle ikinci seçilen tasarımın uygulama projelerini aynı usulle yaptırabilir.” hükmünün; yine aynı maddenin 9. fıkrasında yer alan, “Uygulanacak projenin mesleki kontrollük hizmetleri Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabilir.” hükmünün iptali İstemiyle açılmıştır.

4734 sayılı Yasa’nın 23. maddesinde “İdareler gerekli gördükleri mimarlık, peyzaj mimarlığı, mühendislik, kentsel tasarım projeleri, şehir ve bölge planlama ve güzel sanat eserleri ile ilgili bir plan veya tasarım projesi elde edilmesine yönelik olarak, ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre rekabeti sağlayacak şekilde ilan yapılmak suretiyle, jüri tarafından değerlendirme yapılmak üzere ödüllü veya ödülsüz yarışma yaptırabilir.” hükmüne, 53. maddesinin ( b ) fıkrasının 12. bendinde ise; “Kurum, Kurul kararıyla bu Kanunun ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun uygulanmasına ilişkin standart ihale dokümanı, tip sözleşme, yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya yetkilidir. Kurul ve Kurum yetkilerini, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanır. Standart ihale dokümanları, tip sözleşmeler, yönetmelik ve tebliğler Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.” hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu Kanun maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, davalı Kurum tarafından, 4734 sayılı Yasa’nın kapsamındaki idarelerin, mimarlık, peyzaj mimarlığı, mühendislik, kentsel tasarım projeleri, şehir ve bölge planlama ve güzel sanat eserleri ile ilgili bir plan veya tasarım projesi elde edilmesine yönelik olarak yaptıracakları yarışmalara ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla davaya konu Yönetmelik’in yürürlüğe konulduğu anlaşılmıştır.

Anılan Yönetmelik’in 6. maddesinin ( a ) fıkrasında, uluslararası yarışmaların, yabancı ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalar olduğu; yarışma değerinin, 4734 sayılı Kanun’un 8. maddesinde hizmet alımları için belirlenen eşik değerlere eşit veya bu değerleri aştığı yarışmaların, uluslararası yarışma şeklinde düzenleneceği belirtilmiştir.

4734 sayılı Kanun’da “yarışma” ve “uluslararası yarışmalar”ın tanımı yapılmamış, bu tanımlar Kanun’un 23. maddesinde yer alan “… ilgili mevzuatında belirlenecek usul ve esaslara göre…” ifadesine dayanılarak Yönetmelik’te yapılmıştır. Dolayısıyla “Uluslararası Yarışmalar”ın, yabancı ülke vatandaşlarının da katılabileceği yarışmalar olduğu anlaşıldığından, bu düzenlemede dayandığı mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

4734 sayılı Yasa’nın 8. maddesinde, bu Kanun’un 13 ve 63. maddelerinin uygulanmasında yaklaşık maliyet dikkate alınarak kullanılacak eşik değerler belirtilmiş; 63. maddesinde ise, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında kalan ihalelere sadece yerli isteklilerin katılması hususunda, idarelerce ihale dokümanına hükümler konulabileceği belirtilmiştir.

4734 sayılı Yasa’nın 63. maddesi hükmü uyarınca, idarelerce, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında kalan ihalelerde, ihaleye sadece yerli isteklilerin katılması hususunda ihale dokümanlarına hüküm konulabilmesine imkan tanınmıştır. Yaklaşık maliyeti eşik değerin üzerinde olan ihalelerde ise, ihale dokümanlarına aynı şekilde hüküm koymak suretiyle, ihalenin sadece yerli isteklilerin katılımına açılması mümkün değildir. Bu konuda idarelere bütünüyle takdir hakkı tanınmamıştır. Yarışma değeri, eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların anılan Yönetmelik’in tanımladığı anlamda “uluslararası” olarak düzenlenmesi yasal zorunluluktur. Bu bakımdan, Yarışma değeri, eşik değerlere eşit veya bu değerleri aşan yarışmaların, uluslararası yarışma şeklinde düzenlenmesi, yarışma değeri anılan eşik değerlerin altında olan yarışmalara ise, yabancı ülke vatandaşlarının katılımı konusunda idarelere takdir hakkı tanınması yolundaki düzenlemede, anılan Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, yasal düzenlemede, eşik değerleri aşan ihalelerin zorunlu olarak yabancıların katılımına açık olmasının öngörülmediği, kamu alımlarının yabancılara açık olup olmaması hususunun idarelerin takdirine bırakıldığı yönündeki davacı iddiasında yasal isabet bulunmamaktadır.

Yönetmelik’in iptali istenilen diğer maddelerine gelince;

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1/B maddesinde, eserin, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, eser sahibinin, eseri meydana getiren kişiyi, işlenme eserin, diğer bir eserden istifade suretiyle meydana getirilip de, bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini ifade edeceği; 2. maddesinin 1/3. bendinde, estetik vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topografyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projelerinin ilmi eserler olduğu; 6. maddesinde, diğer bir eserden istifade suretiyle meydana getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan fikir ve sanat ürünlerinin işlenme olduğu; istifade edilen eserin sahibinin haklarına zarar getirmemek şartıyla oluşturulan ve işleyenin hususiyetini taşıyan eserlerin, bu Yasa’ya göre işlenme sayıldığı; 8. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında bir eserin sahibinin, onu meydana getiren olduğu; bir işlenmenin ve derlemenin sahibinin, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyen olduğu; 13. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında, fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatlerinin bu Kanun dairesinde himaye göreceği, eser sahibine tanınan hak ve yetkilerin eserin bütününü ve parçalarını kapsadığı; 14/3. fıkrasında, eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibinin, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebileceği, menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmenin hükümsüz olduğu; 16. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, Yasa’nın veya eser sahibinin izniyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimsenin, işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı gerekli görülen değiştirmeleri eser sahibinin özel bir izni olmaksızın da yapabileceği; eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak izin vermiş olsa bile, şeref veya itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirmeleri menedebileceği, menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeçmenin hükümsüz olduğu; 17/2. fıkrasında, aslın malikinin, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebileceği, ancak eseri bozamayacağı, yok edemeyeceği ve eser sahibinin haklarına zarar veremeyeceği; 21. maddesinde bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkının münhasıran eser sahibine ait olduğu; 22. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında, bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkının münhasıran eser sahibine ait olduğu; eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanmasının da çoğaltma sayılacağı, aynı kuralın, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerli olduğu; 57. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise, asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devrinin, aksi kararlaştırılmadıkça, fikri hakların devrini ihtiva etmeyeceği; bir güzel sanat eseri üzerinde çoğaltma hakkını haiz olan bir kimseden kalıp ve sair çoğaltma aletlerinin zilyedliğini iktisap eden kimsenin, aksi kararlaştırılmamışsa, çoğaltma hakkını da iktisap etmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

5846 sayılı Yasa’nın anılan hükümlerinden, fikir ve sanat eserinin, eser sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri türlerinden birisi içine giren her nevi fikir ve sanat ürünü olduğu; diğer bir eserden yararlanmak suretiyle meydana getirilip de bu esere oranla bağımsız olmayan fikir ve sanat eserlerinin işlenme sayıldığı, esas eserin sahibinin izni olmaksızın eserin işlenemeyeceği; eser sahibinin haklarının, manevi ve mali haklar olarak iki bölüme ayrıldığı, manevi haklardan yasanın izni haricinde feragat etmenin veya onları sınırlandırmanın muteber olmadığı, eser sahibinin itibar ve şöhretine zarar verecek mahiyette, manevi bir hakkını sınırlandırmasının hükümsüz olduğu, eser sahibinin şahsiyet haklarından ve yayım şartlarını tayin haklarından vazgeçemeyeceği, müellifin eserini yaymak için yetki verdiği kimsenin onun itibar ve şöhretini düşürecek şekilde eseri umuma arzedemeyeceği; müellifinden aldığı yetkiyle bir eseri işleyen kimseye, yayım tekniği itibarıyla gerekli görülen değiştirmeleri yapma yetkisinin de verildiği, müellifin bu değişikliklere, yalnız şeref ve itibarına zarar verecek mahiyette olduğu veya eserin mahiyet ve hususiyetlerinin bozulduğu iddiasıyla karşı çıkabileceği, müellif eserini kısaltma, değiştirme hakkını açık olarak başkasına verebilirse de, şeref ve itibarına zarar verebilecek değiştirmelere karşı çıkma hakkından vazgeçemeyeceği; bir eserin aslını şartsız iktisap eden kişinin ondan müellifinin itibar ve şerefine zarar vermeden her türlü yararlanabileceği, onu değiştirebileceği, fakat bu tasarrufun müellifin itibarına dokunmaması gerektiği; sözleşme ile bir eserde sahiplik hakkını alan kimsenin ise, değişiklik yapmasının müellifin muvafakatına bağlı olduğu, işlenmenin şeklini eser sahibinin tayin edeceği, eser sahibinin eserinde bir nevi işlenmeye muvafakatinin, diğer bir tarzda işlenmesine muvafakatini da içermeyeceği; bir eseri işleme ve çoğaltmaya mahsus tasarım ve proje üzerindeki fikri hakların başkasına devrinin, doğal olarak onu kullanarak eseri işleme ve çoğaltma yetkisinin devrini de içine aldığı, çünkü satın alınmış tasarım ve projelerden başka suretle faydalanmanın mümkün olmadığı, bu halde yazılı bir sözleşme gerekmeyeceği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, anılan Kanun’da sözü edilen manevi hakların, eseri umuma arz, eser sahibi olarak tanıtılma, eserde değişiklik yapılmasını menetme ve eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları olduğu; mali hakların ise, işleme, çoğaltma, yayma, kiralama ve kamuya ödünç verme, temsil, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla iletim, radyo-televizyon gibi araçlarla yayınlanan ve/veya iletilen fikir ve sanat eserlerine ilişkin ödemelere dair olduğu sonucuna varılmaktadır.

Dava konusu Yönetmelik’in 42. maddesinin 1. fıkrasında, derece, mansiyon ve satın alma kazanan tasarım ve projelere ait her türlü fikri hakların, 5846 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, aksi idare tarafından yarışma şartnamesinde belirtilmedikçe idareye ait olacağı, şartname alan yarışmacıların, bu hükmü kabul etmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemede sözü edilen fikri haklar, yukarıda da belirtildiği gibi, işleme, çoğaltma v.s haklardan oluşan mali hakları içermektedir. Yoksa davacı tarafından ileri sürüldüğü gibi manevi hakların devri söz konusu değildir. Burada mali hakların, yasal düzenlemeden dolayı hak sahibi olarak gösterilen idareye ait olması söz konusudur. Yarışmacı söz konusu yarışmaya katılmakla, mali hakların devri konusunda idareye borçlanmaktadır. Yarışmaya katılan kişi, eseri üzerindeki mali hakların idareye ait olduğunu kabul etmiş sayılacağından, idarenin mali hakları alması için ayrıca bir düzenleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. İdarelerce açılan yarışmalara katılmak isteyenlerin, şartnameyi almış olmaları gerektiğinden, mali hakların yarışmayı düzenleyen idareye devrini kabul etmiş sayılmaları yönünde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmelik’in 42. maddesinin 3. fıkrasında idarenin, yarışma sonucu elde edilen tasarımın uygulama projelerini, birinciliği kazanan veya seçilen tasarım sahibine teknik şartlar ve fiyat üzerinde görüşme yapılmak suretiyle doğrudan temin yolu ile yaptırabileceği; yapılan görüşme sonucunda, anlaşma sağlanamaması halinde, idarece uygun görüldüğü taktirde, ikinciliği kazanan tasarım sahibi ile görüşme yapılmak suretiyle ikinci seçilen tasarımın uygulama projelerinin aynı usulle yaptırılabileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, 4734 sayılı Yasa’nın 22. maddesinin l/b bendinde yer alan “Sadece gerçek veya tüzel tek kişinin ihtiyaç ile ilgili özel bir hakka sahip olması” halinde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabileceği yolundaki hükme dayanmaktadır. Uygulama projesi, tasarımdan yararlanmak suretiyle meydana getirildiğinden, yukarıda belirtilen hükümlere göre, işleme sayılmakta ve tasarım sahibinin izni olmaksızın eser işlenememektedir. Ancak, yarışmaya katılan, yarışma şartnamesine göre mali haklarını idareye devretmiş sayılacağından ve 5846 sayılı Yasa da bu devre izin verdiğinden, Kanun ile tanınan hakların ihlal edildiğinden söz edilemez. Düzenlemede tasarımın uygulama projesinin, tasarım sahibine doğrudan temin yolu ile yaptırabileceği belirtilmekle, tasarımla uygulama projesi birbirinden ayrılmamakta, aksine birlikte ele alınmaktadır. Düzenlemede yer alan “… yaptırabilir.” ifadesi idareye bu konuda taktir hakkı tanımamakta, aksine uygulama projesinin, tasarım sahibine yaptırılması konusunda zorunluluk getirmektedir. Nitekim, birinciliği kazanan tasarım sahibine projesinin yaptırılamaması durumunda, aynı usulle, ikinci seçilen tasarım sahibiyle görüşmeye imkan tanınması da, uygulama projesinin idarece, tasarım sahibi dışında, bir kişiye yaptırılamayacağını göstermektedir. Bu nedenle dava konusu düzenlemenin, fikri hakların korunması yönündeki kuralların uygulanmasını esnekleştirdiği iddiasında da yasal isabet bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmelik’in 42. maddesinin 9. fıkrasında yer alan, uygulanacak projenin mesleki kontrollük hizmetlerinin Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabileceği yönündeki düzenleme, 4734 sayılı Yasa’nın 48/1. fıkrasında yer alan ” … denetim gibi teknik, mali, hukuki veya benzeri alanlarda niteliği itibarıyla kapsamlı ve karmaşık olduğu, özel uzmanlık ve deneyim gerektirdiği idarece tespit edilen hizmetler, danışmanlık hizmet sunucularından alınabilir.” hükmüne dayanmaktadır. Projenin uygulanması, yukarıda açıklanan Yasa hükümlerinde çoğaltma olarak tanımlanmaktadır. Dava konusu düzenleme ile mali haklar içinde yer alan işleme ile birlikte çoğaltma hakkı da idareye devredilmiş olmaktadır. Ancak düzenlemede ifade edilen mesleki kontrollük hizmetlerinin yukarıda belirtilen mali haklar içinde yer almadığı açıktır. Mesleki kontrollük hizmetinin, teknik, mali ve hukuki niteliği itibarıyla ve yapılacak işin kapsamlı ve karmaşık olması nedeniyle özel uzmanlık ve bilgi birikimi gerektirebilecek nitelikte olması mümkündür. Denetimin idare elemanlarınca yapılması mümkünse de yukarıda belirtilen nedenlerle, hizmet alımı şeklinde, Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’ne göre ihale edilerek alınabileceği yönündeki düzenlemede de dayandığı Yasa ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Zaten eser sahibine denetim yaptırılmasının, denetimin amacına da aykırı olacağı ortadadır. Bu durumda, uygulamanın mesleki kontrollük hizmetini başka bir gerçek veya tüzel kişiye ihale etmeyi öngören düzenlemenin Kanun ile korunan eser sahibinin çoğaltma hakkının ihlaline yol açacağı yönündeki iddianın da yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Sonuç itibarıyla, Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği’nin iptali istenen 6/a fıkrası ile 42. maddesinin 1, 3 ve 9. fıkralarında anılan yasal düzenlemelere ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 30.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates