<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özderin™</title>
	<atom:link href="http://www.metinozderin.av.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.metinozderin.av.tr</link>
	<description>Özderin Avukatlık Bürosu - Tunalı Hilmi Caddesi 98/21 Kavaklıdere Çankaya Ankara 0 312 428 03 13 (pbx) bilgi@ozderin.net ( Tüm hakları saklıdır. © Ankara,2012)</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 May 2012 13:46:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>15 Mayıs 2012 Salı Günlü Gazetelerden Basında Yargı Haberleri</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/15-mayis-2012-sali-gunlu-gazetelerden-basinda-yargi-haberleri.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/15-mayis-2012-sali-gunlu-gazetelerden-basinda-yargi-haberleri.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 13:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında Yargı Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[15 Mayıs 2012 Salı Günlü Gazetelerden Basında Yargı Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4990</guid>
		<description><![CDATA[Resmi Gazete’de Bugün 15 Mayıs 2012 Tarihli ve 28293 Sayılı Resmî Gazete MEVZUAT &#160; YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ — Başbakan Yardımcısı Ali BABACAN’a, Kalkınma Bakanı Cevdet YILMAZ’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere — Ekonomi Bakanlığına, Avrupa Birliği Bakanı Egemen BAĞIŞ’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere — Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına, Maliye Bakanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><strong>Resmi Gazete’de Bugün</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="658">
<tbody>
<tr>
<td width="555"><strong>15</strong><strong> Mayıs 2012 Tarihli ve 28293 Sayılı Resmî Gazete</strong></td>
<td width="103" background="../../2010%20Resmi%20Gazeteleri/12%20ARALIK%20AYI%20RESMİ%20GAZETELERİ/02122010/index.gif"><strong>MEVZUAT</strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="658">&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-1.htm">— Başbakan Yardımcısı Ali BABACAN’a, Kalkınma Bakanı Cevdet YILMAZ’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-2.htm">— Ekonomi Bakanlığına, Avrupa Birliği Bakanı Egemen BAĞIŞ’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-3.htm">— Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına, Maliye Bakanı Mehmet ŞİŞMEK’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">ATAMA KARARLARI</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-4.htm">— Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Ait Atama Kararları</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">YÖNETMELİKLER</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-5.htm">— Afyon Kocatepe Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-6.htm">— Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-7.htm">— Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-8.htm">— Erzincan Üniversitesi Yaz Okulu Yönetmeliği</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-9.htm">— Hacettepe Üniversitesince Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-10.htm">— Hacettepe Üniversitesi Verilecek Diploma, Mezuniyet ve Diğer Belgelerin Düzenlenmesi Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-11.htm">— İstanbul Aydın Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-12.htm">— Sakarya Üniversitesi Lisans ve Önlisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-13.htm">— Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği</a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">TEBLİĞLER</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-14.htm">— Dış Ticaret Sermaye Şirketlerine İlişkin Karar</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-15.htm">— Sektörel Dış Ticaret Şirketi Statüsü Verilmesine İlişkin Karar</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-16.htm">— Sektörel Dış Ticaret Şirketi Statüsünün Geri Alınmasına İlişkin Karar</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/05/20120515-17.htm">— Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11/5/2012 Tarihli ve 2012/62 Sayılı Kararı</a></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">İLANLAR</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515.htm&amp;main=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515-2.htm">a &#8211; </a><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515.htm&amp;main=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515-3.htm">Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515.htm&amp;main=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515-4.htm">b</a><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515.htm&amp;main=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515-4.htm"> &#8211; Çeşitli İlânlar</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://rega.basbakanlik.gov.tr/main.aspx?home=http://rega.basbakanlik.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2010/12/20101213.htm&amp;main=http://rega.basbakanlik.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2010/12/20101213-5.htm">— </a><a href="http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515.htm&amp;main=http://www.resmigazete.gov.tr/ilanlar/eskiilanlar/2012/05/20120515-5.htm">T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri</a></p>
<div style="text-align: justify;">size=2 width=&#8221;100%&#8221; align=center&gt;</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>GAZETELERDE BUGÜN</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>CUMHURİYET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Memuru ezen teklif</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Elektrikte, doğalgazda zamlara doymayan hükümetin eli, maaşlara gelince titredi.</p>
<p style="text-align: justify;">
<strong>HÜRRİYET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Türk&#8217;e füze piyangosu</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Londra&#8217;da yaz olimpiyatları öncesinde güvenlik için çatısına füze sistemi yerleştirilen apartmanda 15 Türk aile de oturuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MİLLİYET</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sır cinayette sürpriz  sanık</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay&#8217;ın &#8216;intihar&#8217; denilen ölümü cinayet davasına dönüştü. Sanık, olayın tek görgü tanığı ve Oktay&#8217;ın sevgilisinin kardeşi Halil Kesici</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>VATAN</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ölüm mesajı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cep telefonuna gelen mesajı arkadaşlarına gösterdikten sonra &#8220;Metin Amca beni çağırıyor&#8221; diyerek tenefüsse çıkan 8.sınıf öğrencisi Kader, kendisine aşık olan bir inşaat işçisi tarafından av tüfeğiyle öldürüldü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>RADİKAL</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dersim&#8217;in Ermeni kızı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Üç yaşında bir çocukken Dersim katliamından kurtulup bir aileye verilen Fatma Yavuz, 72 yıl sonra Ermeni olduğunu öğrendi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>AKŞAM</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ana dilde bayram</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yıl farklı kutlanacak 19 Mayıs&#8217;ta ana dil sürprizi&#8230;Programı hazırlayan Gençlik ve Spor Bakanlığı ilk kez &#8216;Dillerin Kardeşliği Şiir Dinletisi&#8217; düzenledi. Gençler Türkçe, Kürtçe, Süryanice, Lazca şiirlerle bayramı kutlayacak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SÖZCÜ</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsafsız President</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Başkanlık heveslisi Erdoğan, enflasyonun yüzde 11, büyümenin yüzde 8.5 olduğu Türkiye&#8217;de memura yüzde 6 zammı layık gördü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>AYDINLIK</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İşler iyiyse memura niye yok</strong></p>
<p style="text-align: justify;">AKP Hükümeti&#8217;nin yüzde 3+3 zam teklifi, 5 aydır zamsız maaş alan memurları isyan ettirdi. Memur konfederasyonları iş bırakmaya hazırlanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HABERTÜRK</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8216;Beni öldürme&#8217;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Katil, talihsiz kader&#8217;i okulunun önünde pompalıyla vurdu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SABAH</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sadece o kaldı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte PKK&#8217;nin karanlık yüzü. Murat Karayılan&#8217;la poz veren bu teröristler örgüt tarafından ölüme gönderildi. Karayılan ise Kandil&#8217;de sefa sürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>POSTA</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Acı kader</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zonguldak Devrek&#8217;te 14 yaşındaki ilköğretim öğrencisi Kader teneffüs sırasında okulun önünde 56 yaşındaki Metin Abacı tarafından öldürüldü. Metin Abacı&#8217;nın cep telefonu mesajıyla okuldan dışarı çağırdığı Kader&#8217;in de &#8216;Beni öldürme&#8217; diye cevap yolladığı öğrenildi. Metin Abacı poliste gönül ilişkisine girdiği Kader&#8217;i başkalarıyla arkadaşlık etmesini kıskandığı için öldürdüğünü söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BİRGÜN</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Devletin IQ&#8217;su düştü</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Devlet, MPS hastası Eyüp Can Özkaya&#8217;nın ilaç masraflarını IQ seviyesi 60&#8242;ın altında olduğu iddiasıyla artık karşılamıyor. MPS hastaları bazı komutları yerine getiremediği için IQ&#8217;ları normalin altında çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>YENİ ŞAFAK</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Oyakgate</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kanlı Danıştay baskınını karartmakla suçlanan OYAK Güvenlik&#8217;in, kurduğu telekulak üssü ile büyük holding ve bankaları &#8216;yakın takibe&#8217; aldığı belirlendi. Sanayi casusluğu ve şantaj amacıyla dinlenen kuruluşlar arasında Koç, Sabancı ve Doğuş Holding de var&#8230; Savcılık, Genel Müdür Orhan Çoban&#8217;ın da aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında &#8216;kocakulak soruşturması&#8217; başlattı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ZAMAN</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Polisleri öldürmek için esnaftan bıçak istemişler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Süper Lig&#8217;de şampiyonun belli olduğu Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin ardından yaşanan şiddet olayları tüm Türkiye&#8217;nin tepkisini çekti. Polisin ilk tespiti, marjinal grupları işaret ediyor. İlk defa bir futbol müsabakasında molotof kokteyli kullanılması sol grupların devreye girdiği iddialarını güçlendirdi. Olaylara şahitlik edenlerin ifadeleri ise tüyler ürpertiyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>MAHKEMEDEN EMEKLİYE KÖTÜ HABER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Mahkeme, bir emekli avukatın, emekli maaşı ödeyen bankaların kamu çalışanları gibi emeklilere de geriye dönük olarak 5 yıllık promosyon ödemesi talebiyle açtığı davayı reddetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, SSK emeklisi avukat Sedat Vural&#8217;ın, Anayasa&#8217;nın başlangıç bölümündeki ilkeler ile sosyal hukuk devleti ve eşitlik başlıklı maddelerini gerekçe göstererek açtığı &#8220;emeklilere promosyon&#8221; davasında kararını verdi. Önce davanın idari yargının konusu olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme tarafından &#8220;yargı yolu yönünden&#8221; reddedilen, Yargıtay&#8217;ın bozma kararı sonrasında tekrar görülmesine başlanan davada Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, davanın reddine hükmetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Emeklilerin de kamu çalışanları gibi bankalardan promosyon alması talebini içeren dava, 2010 yılında aynı zamanda SSK emeklisi olan avukat Sedat Vural&#8217;ın mahkemeye başvurmasıyla başladı. Kamu çalışanlarına aylık ve ücret yatırılması karşılığı bankalardan sağlanan &#8220;promosyonların&#8221; kamu çalışanları gibi Devlet Hazinesinden maaş alan emeklilere de ödenmesini talep eden Avukat Vural, Anayasal eşitlik çerçevesinde emeklilere de promosyon ödenmesi gerektiğini belirterek yargı yoluna gitti. Vural, 5 yıllık emekli maaşı üzerinden promosyon hesaplamasını, hesaplanan miktarın yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini istedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mahkeme yargı yolu yönünden reddetti</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Davayı gören Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nde savunma yapan Ziraat Bankası avukatı, promosyon ödemesi için &#8220;maaş ödeyen kuruluş ile müvekkil banka arasında promosyon ödenmesi için kararlaştırılmış bir akdin bulunması gerektiğini&#8221;, buna karşın SGK ile Ziraat Bankası arasında böyle bir akdin bulunmadığını bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini söyledi. Davayı gören mahkeme ise SGK ile Ziraat Bankası arasında düzenlenen protokolün ve dağıtılacak promosyon miktarının 2007 tarih ve 200/21 sayılı genelge uyarınca Başbakanlık tarafından belirlendiğini belirterek, dağıtılan promosyonun &#8220;tamamen idari işleme dayalı olarak&#8221; yürütüldüğü yorumunu yaptı. Bu gerekçeyle davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğuna hükmeden Mahkeme, dava dilekçesini &#8220;yargı yolu&#8221; yönünden reddetti.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yargıtay mahkemenin kararını bozdu</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Davacının &#8220;Banka ile SGK arasında yapılan sözleşme, idari bir sözleşme değil bir özel hukuk sözleşmesidir&#8221; diyerek yerel mahkemenin ret kararını temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından görüldü. Daire, 15 Mart 2011 tarihli kararıyla, davacı avukatın görüşünü benimsedi ve yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki kararını bozdu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mahkeme davayı reddetti</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yargıtay&#8217;ın bozma kararına uyan Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, dava hakkında bir bilirkişi tayin etti fakat Avukat  Vural bilirkişi hakkında da &#8220;görevi olmayan hukuki tespitleri yaparak mahkemeyi etkilemeye çalıştığı iddiasıyla&#8221; suç duyurusunda bulundu. Davanın karar duruşması ise bugün Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi&#8217;nde görüldü. Davacı avukat, mahkemede, ilgili genelgenin icrai bir genelge olmadığı, kamu çalışanlarının aldığı promosyonun yasal dayanağın bankaların kuruluş yasası olduğu, promosyonun temelinin alınan maaş ve ücret olduğu bu nedenle de emeklilerin de promosyon ödemesi hak ettiği yönündeki görüşlerini dile getirdi. Tarafların dinlenmesinden sonra kararını açıklayan mahkeme, temyiz yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8216;Boyun eğmektense boynumu veririm&#8217;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aldığı sağlık raporları nedeniyle HSYK tarafından İstanbul&#8217;dan Gaziantep&#8217;e atanan Hakim Ayşegül Aksu (44) beyin tümörü ameliyatı olduktan sonra zehir zemberek bir dilekçeyle istifa etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Aksu istifa dilekçesinde, hukuka aykırı şekilde 7 ay gibi kısa bir zamanda atamasının yapıldığını, bu uygulamayla saygınlığının zedelendiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8216;Tarafsız bir yargıcın yapması gerektiği gibi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu&#8217;nun, bu haksız, hukuksuz, kanunsuz ve keyfi uygulamalarından dolayı 21 yıl onurlu bir şekilde sürdürdüğüm yargıçlık mesleğinden istifa ediyorum&#8217;  dedi. Hakim Aksu, &#8216;www. adalet.org.tr&#8217; adlı internet portalına da  &#8216;Boyun eğmektense boynumu vermeyi tercih ettim&#8217; diye yazdı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Darbe mahkemelerinin kararları yok sayılacak</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hükümetin, 1971 ve 1980&#8242;deki askerî mahkeme kararlarını yok hükmünde sayacak bir kanun tasarısı üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. Yeni düzenleme, 30 yıldır cezaevinde bulunan ülkücülere tahliye yolunu açarken, yurtdışında bulunanların da ülkeye dönüşlerinin yolunu açılacak. Ayrıca cezasını çekmiş on binlerce kişinin sicili de temizlenmiş olacak.Hükümet, 1971 ve 1980&#8242;deki askerî mahkeme kararlarını yok hükmünde sayacak bir kanun tasarısı üzerinde çalışıyor. Önümüzdeki günlerde TBMM&#8217;ye gelmesi beklenen düzenleme, cezaevinde bulunan yüzlerce kişinin tahliyesini sağlayacak. Ayrıca darbe dönemlerinde aldıkları cezalar sebebiyle yurtdışına çıkan çok sayıda kişiye de Türkiye&#8217;ye dönüş yolu açılacak. 12 Eylül ve 28 Şubat soruşturmalarıyla darbelerden hesap sormaya başlayan Türkiye, Meclis&#8217;te kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu ile bu süreçleri masaya yatırıyor. Hükümet de darbe dönemlerinin antidemokratik mahkeme kararlarını ortadan kaldırmak için harekete geçti. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, 1971 muhtırası sürecindeki askerî mahkeme kararları ile 1980 dönemindeki sıkıyönetim mahkemelerinin tüm kararları geçersiz sayılacak. Gerekçe olarak ise &#8216;işkenceyle ifade alındığı, mahkemelerde emir komuta anlayışının hakim olduğu ve uluslararası hukuk normlarına aykırı kararlar verildiği&#8217; gibi hususlara dikkat çekilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">12 Eylül 1980&#8242;de idamla yargılanan, cezası daha sonra müebbet hapse çevrilen çok sayıda tutuklu, 1991 yılında çıkarılan ve kamuoyunda &#8216;Özal affı&#8217; olarak bilinen 3713 sayılı kanunla tahliye edildi. Muhsin Kehya, Bünyamin Adanalı, İhya Vural, Ünal Osmanoğlu, İsmail Bandırmalı gibi ülkücüler ise eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay&#8217;ın itirazı üzerine halen cezaevinde yatıyor. MHP&#8217;nin hükümet ortağı olduğu 2000 yılında çıkarılan ve &#8216;Rahşan affı&#8217; olarak bilinen 4616 sayılı kanun da cezaevinde yatan ülkücülere uygulanmadı. Bu yüzden Muhsin Kehya Elbistan, Ünal Osmanoğlu Bandırma, Bünyamin Adanalı ise Çanakkale Cezaevi&#8217;nde kesintisiz yatıyor. Darbe mahkemeleri tarafından tutuklandıktan sonra tahliye olan ancak daha sonra farklı suçlar işleyip infazları yandığı için yeniden cezaevine giren ve aldıkları ilk cezayı çekmeye devam eden yaklaşık bin kişi bulunuyor. Darbe sürecinde ağır cezalar aldıkları için yurtdışına kaçan ve halen Türkiye&#8217;ye girişleri yasak olan 100&#8242;ü aşkın kişinin de olduğu belirtiliyor. Darbe dönemlerindeki ağır cezaların büyük bölümü, dönemin Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 146. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen &#8216;vatan hainliği&#8217; suçundan verilmişti. Askerî Yargıtay Daireler Kurulu&#8217;nun daha sonra ülkücü sanıklar için verdiği &#8216;vatan haini değiller&#8217; kararı, beklenenin aksine ülkücülerin aleyhine işlemişti. Karar sonrası &#8216;terör örgütü&#8217; suçlamasıyla yargılanan ülkücüler, &#8216;vatan haini&#8217; olarak yargılanan solcu gençlerin aksine &#8216;örgütlü suç işledikleri&#8217; gerekçesiyle çok daha fazla hapis yattı. Yeni düzenleme tutuklu bulunanların tahliyesini sağlarken, yurtdışında bulunanların da ülkeye dönüşlerinin yolunu açacak. Darbe dönemlerindeki mahkeme kararlarını yok hükmünde sayacak düzenleme, ayrıca 1971 ve 1980 döneminde ceza aldıkları için sicilleri bozuk olan on binlerce kişinin sicilini temizlemiş olacak. Böylece bozuk sicil nedeniyle &#8216;devlet memuru&#8217; olamayan çok sayıda kişi yeniden bu hakkı kazanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">AK Partili Özdağ: Suçsuz değiller ama cezalarını fazlasıyla çektiler</p>
<p style="text-align: justify;">12 Eylül darbesinin önemli mağdurlarından biri olan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, hazırlanan düzenlemenin ciddi bir mağduriyeti ortadan kaldıracağını söyledi. 7 yılı aşkın süre cezaevinde kalan Özdağ, tahliye olan kimi insanların ticaret yaparken karşılıksız çek nedeniyle infazlarının yandığına ve yeniden ağır cezaları çekmek zorunda kaldıklarına işaret etti. Özdağ, &#8220;Bazı arkadaşlar 30 yıldır yatıyor. Tahliye olduktan sonra ticarete atılan ve karşılıksız çek nedeniyle infazı yanan, halen eski cezalarını çeken birçok arkadaş var.&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">1971 ve 1980 dönemindeki askerî mahkeme kararlarının yok hükmünde sayılmasını ve o dönemki suçların sicillerden tamamen silinmesini istediklerini anlatan Özdağ, &#8216;vatan hainliği&#8217; suçu nedeniyle devlet memuru olma hakkından mahrum çok sayıda kişi bulunduğuna da işaret etti. Hazırlanan düzenlemenin &#8216;sol-sağ&#8217; ayrımı yapmayacağına dikkat çeken Özdağ, &#8220;Darbe döneminde alınan bütün kararları yok saymak gerekir. Kimsenin suçsuz olduğunu iddia etmiyoruz. Herkes suç işlemiş olabilir, ancak cezaları da en ağır şekilde çekilmiştir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>İddianame hazır: Behçet Oktay&#8217;ın ölümü cinayet</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Emniyet Genel Müdürlüğü eski Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay&#8217;ın şüpheli ölümüyle ilgili iddianame hazırlandı. İddianamede Oktay&#8217;ın ölümü sırasında yanında bulunan H.K. &#8216;adam öldürmek&#8217;le suçlanıyor.Zanlı hakkında müebbet hapis cezası isteniyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün tarafından hazırlanan iddianame 8. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne gönderildi. Oktay, 25 Şubat 2009 tarihinde Ankara Dikmen&#8217;de park halindeki aracında ateşli silah yaralanması sonucu hayatını kaybetmişti. Başsavcılık, Oktay&#8217;ın intihar ettiği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermişti. Oktay&#8217;ın ailesinin itirazı üzerine takipsizlik kararı kaldırılarak soruşturma yeniden başlatılmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">-Emniyet Genel Müdürlüğü eski Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay&#8217;ın şüpheli ölümüyle ilgili verilen takipsizlik kararına ailesinin itiraz etmesi üzerine yeniden açılan dosya Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne gönderildi. Mahkeme, olaya ilişkin takipsizlik kararını kaldırarak soruşturmanın yeniden başlatılmasına karar verdi. Bunun üzerine harekete geçen Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün, Behçet Oktay&#8217;ın ölümüne ilişkin iddianame hazırladı. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne gönderilen iddianamede, H.K. hakkında adam öldürmekten müebbet, 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlamasından ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Ayrıca H.K. hakkında, olay anında Oktay&#8217;ın yanında kendisinden başka kimse bulunmaması, elinde atış artığı tespit edilmesi ve silah yaralanmasının bitişik atış sonucu gerçekleşmesi sebepleriyle dava açıldığı belirtiliyor. İddianamenin kabul edilmesi halinde yargılama başlayacak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8216;Balyoz Planı&#8217; davası sanıkları, haklarındaki iddiaların araştırılmasını istedi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8221;Balyoz Planı&#8221; davası kapsamında yargılanan ve aralarında koramiraller Kadir Sağdıç, Mehmet Otuzbiroğlu ile Tümgeneral Abdullah Dalay&#8217;ın da aralarında bulunduğu 80 sanık, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanlığı&#8217;na gönderdikleri dilekçede, haklarındaki &#8221;darbe teşebbüsü&#8221; iddiasının araştırılmasını istedi.Korgeneral Kadir Sağdıç, Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar ve Albay Ahmet Zeki Üçok&#8217;un avukatları Celal Ülgen ile Hüseyin Ersöz tarafından TBMM Başkanlığı&#8217;na gönderilen dilekçede, müvekkillerinin özel yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde &#8221;Balyoz Planı&#8221; davası kapsamında tutuklu olarak yargılandıkları belirtildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Koramiraller Kadir Sağdıç, Mehmet Otuzbiroğlu, Tümgeneral Abdullah Dalay, Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar ve Albay Ahmet Zeki Üçok&#8217;un da aralarında bulunduğu 80 kişinin imzasının bulunduğu dilekçede, basın yayın kuruluşlarında yer alan haberlere göre, komisyonca 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde meydana gelen darbe ve darbeye teşebbüs eylemlerinin araştırılacağının öğrenildiği kaydedildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Komisyonca araştırılmasına karar verilen 12 Eylül 1980 darbesi ile ilgili olarak açılan davada, tutuksuz 2 emekli generalin yargılandığı ifade edilen dilekçede, şöyle denildi:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8221;Kamuoyunun da yakından bildiği üzere sözde &#8216;Balyoz Darbe Planı&#8217; ile darbeye teşebbüs eyleminde bulunulduğu iddiası kapsamında 250&#8242;si yaklaşık 15 aydır tutuklu olmak üzere tam olarak 364 general, amiral, subay ve astsubay hakkında kovuşturma sürdürülmektedir. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde sürdürülmekte olan bu davanın sanıkları olarak imzaları bulunan bizler, komisyonunuzca yakın tarihimizin en trajik darbeye teşebbüs iddiasının da araştırılmalarınızın arasına alınmasını talep ediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Komisyonunuzca, sözde &#8216;Balyoz Darbe Planı&#8217; ile darbeye teşebbüs eylemi iddiasının, araştırmalarınız içerisinde dahil edilmeye karar verildiği takdirde, masumiyetimizin ve gerçeklerin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkması için komisyonunuzda ifade vermek üzere çağrılmayı talep ediyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Dilekçede, talepte bulunanların komisyona çağrılmalarının hukuken mümkün olmadığı takdirde, tutuklu bulundukları Hasdal 3. Kolordu Askeri Ceza ve Tutukevi&#8217;nde, komisyonca belirlenecek usuller dahilinde ifadede verebilecekleri görüşleri de yer aldı.<br />
<strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BÜYÜK SKANDAL</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, kanlı Danıştay cinayetinde OYAK Güvenlik&#8217;in kamera kayıtlarını sildiği iddiaları üzerine yürüttüğü soruşturmada şok bir bilgiye ulaştı. Eski bir OYAK çalışanın itirafları ve ele geçirilen belgeler, OYAK&#8217;ta telekulak üssü kurulduğunu ortaya çıkardı. OYAK Güvenlik içinde kurulan telekulak biriminin Koç, Sabancı, Doğuş Holding gibi büyük şirketler ile aralarında İş Bankası&#8217;nın da bulunduğu bankaların yöneticilerini dinlediği tespit edildi. Birimi kuran dönemin OYAK Güvenlik Genel Müdürü Orhan Çoban ve beş şüpheli hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, OYAK Güvenlik Müdürü Orhan Çoban&#8217;ın da aralarında bulunduğu dokuz kişinin tutuklandığı &#8216;Danıştay cinayetinde delil karartma&#8217; soruşturmasını derinleştiren İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, kurumda yasadışı dinleme yapıldığını tespit etti. Savcılık, soruşturmada ifade veren eski bir OYAK çalışanın itirafları ve ele geçirilen delillerle altı şüpheli hakkında yeni soruşturma başlattı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8216;Danıştay&#8217;dan telekulak çıktı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">TÜBİTAK 2010 yılında Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne gönderdiği raporda Danıştay saldırısını kaydeden OYAK Güvenlik&#8217;e ait kameraların karartıldığını ve görüntülerin silindiğini bildirmişti. Bu rapor üzerine, Ergenekon&#8217;la birleştirilen Danıştay saldırısıyla ilgili ayrı bir soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, OYAK Güvenlik Şirketi&#8217;nin İstanbul ve Ankara şubelerinde arama yapmış ve gözaltına alınan şüphelilerden dokuzunu tutuklatmıştı. Savcılığın soruşturmayı derinleştirmesi üzerine, Danıştay saldırısında delilleri karartmakla suçlanan şüphelilerin yasadışı dinleme faaliyetleri de deşifre oldu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dosyaya Ankara bakıyor</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Savcılık, büyük holding ve bankaların yöneticilerini dinleyerek &#8216;sanayi casusluğu&#8217; yaptığı tespit edilen OYAK Güvenlik çalışanları hakkında yeni bir soruşturma başlattı. Ancak olay yeri Ankara olduğu için görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği&#8217;ne gönderdi. Ankara&#8217;da yürütülen soruşturmada ise OYAK Güvenlik&#8217;te Genel Müdür Orhan Çoban şirket bünyesinde telekulak birimi kurarak &#8216;sanayi casusluğu&#8217; ve yasadışı dinleme faaliyeti yürüttüğü belirlendi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Holdinglere Oyak kıskacı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şüpheliler Çoban ve beş OYAK çalışanıyla ilgili soruşturma dosyasına giren belgelere göre, OYAK Güvenlik&#8217;in yıllarca dev şirketleri ve bankaları yasadışı yollarla dinlediği tespit edildi. Bu şirketlerin başında Koç Holding, Sabancı Holding ve Doğuş Holding&#8217;in (Ayhan Şahenk) geldiği belirlendi. OYAK Güvenlik Şirketi bünyesinde kurulan telekulak biriminin büyük holdinglerin yanısıra Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası, Halk Bankası, İş Bankası, Garanti Bankası ve Yapı Kredi Bankası&#8217;nın aralarında bulunduğu birçok banka yöneticisi ile bazı holding patronlarını dinlediği belirlendi. Borsacıları da dinleyen &#8216;telekulak&#8217; biriminin elde ettiği ticari sırların, ekonomik çıkar sağlamak için kullanıldığı tespit edildi. OYAK içindeki yapılanmanın bu yöntemle milyarlarca dolarlık ekonomik kazanç sağladığı iddia edildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kişisel bilgilerle şantaj</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Soruşturmada, Danıştay&#8217;da karartma soruşturmasında tutuklanan emekli Kurmay Albay Orhan Çoban&#8217;ın kurduğu dinleme ve izleme biriminin Türkiye&#8217;deki büyük şirket, banka ve yöneticilerin kişisel hayatına yönelik bilgi ve belge de topladıkları belirlendi. Holding ve şirketlerin yöneticilerini yıllarca yasadışı yollardan izleyip dinleyen Çoban ve ekibinin, elde ettiği bilgileri şantaj amaçlı kullandığı da belirlendi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Orhan albay aradı kameralar çalışıyor</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eski Oyak Güvenlik Sistemleri Genel Müdürü Orhan Çoban&#8217;ın Silivri Cezaevi&#8217;nde hayatını kaybeden Ergenekon davası sanığı eski MİT&#8217;çi Kaşif Kozinoğlu ile ilişkisini ilk gündeme getiren isim eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür oldu. Danıştay saldırısında kameraların bozuk veya bakımda olduğunu gazetelerden okuduğunu belirten Eymür, &#8220;Oradaki güvenlik şirketinin başında, benim yanımda 1990&#8242;lı yıllarda çalışmış olan Orhan Çoban isimli emekli albay var. Kaşif Binbaşı (Kozinoğlu) ile bize gelen grubun en kıdemlisiydi&#8221; dedi. Eymür, kendisine ait internet sitesinde de Orhan Çoban ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: &#8220;Yeşil&#8217;in bahsettiği Kemal Yılmaz paşa, o tarihlerde MİT&#8217;teki Yavuz Ataç, Orhan Çoban, Kaşif Kozinoğlu gibi &#8216;Özel Kuvvetler Komutanlığı (Özel Harp)&#8217; kökenli emekli subaylarla yakın ilişki içindeydi. Bu kişiler MİT müsteşarı olacağına muhakkak gözüyle baktıkları Kemal Yılmaz&#8217;a devamlı bilgi taşıyorlardı. MİT&#8217;teki asker kökenliler Kemal Yılmaz&#8217;ın başlarına geleceğine o kadar kesin bakıyorlardı ki, nakledilenlere göre Yavuz Ataç ve Orhan Çoban, yeni yapılanma ile ilgili listeleri tanzim ederken makam kavgasına girmişler, aralarında sert tartışmalar çıkmıştı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Danıştay saldırısında güvenlik kameralarının karartıldığı iddialarıyla ilgili soruşturmada göz altına alınan Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy&#8217;un ajandasında, Çoban&#8217;la ilgili önemli bir not bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Devleti korumak ayıp değil</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ulusoy&#8217;un ajandasına, 17 Mayıs 2006 tarihinde üye Mustafa Yücel Özbilgin&#8217;in ölümü, iki üyenin de yaralanmasıyla sonuçlanan Danıştay saldırısından iki gün önce &#8216;Danıştay video sistemleri çalışıyor. Orhan albay aradı&#8217; ifadelerini not ettiğini tespit edildi. Coşkun Ulusoy&#8217;un, Danıştay saldırısında kameraların karartıldığı iddialarında adının geçmesinden şikayetçi olan MİT&#8217;çi Kaşif Kozinoğlu&#8217;na, &#8220;Devleti korumak ayıp değil&#8221; dediği dinlemeye takılmıştı. Kozinoğlu ile konuşmasında Ulusoy, kameraların karartılması ile ilgili olarak çıkan haberler için &#8216;Bazı yazı çiziler çıkıyor onlara da moralinizi bozmayın&#8221; diyor. Kozinoğlu&#8217;nun, &#8220;Bugün çıktı mı efendim?&#8221; diye sorması üzerine Ulusoy, &#8220;Hayır yani. Orhan&#8217;la ilgili falan çıkarken hani araya sokuyorlar&#8221; cevabını veriyor. Kozinoğlu da &#8220;Her zaman yapıyorlar efendim&#8221; diyor. Ulusoy ise &#8220;Ya s.. et. Boş ver. İt ürür kervan yürür. Devleti korumak ayıp değil günah değil&#8221; karşılığını veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dinleme cihazları CIA bağlantılı şirketten alındı</p>
<p style="text-align: justify;">Sanayi casusluğu soruşturmasında, OYAK&#8217;taki telekulak birimini 2000 yılında &#8216;Danıştay&#8217;ta delilleri karartma soruşturması&#8217;nda tutuklanan Özel Kuvvetler Komutanlığı&#8217;ndan emekli Kurmay Albay Orhan Çoban&#8217;ın kurduğu tespit edildi. Telekulak birimi için, 2000 yılının hemen başında cep telefonu dinleme-izleme ve elektronik yazışmaların takibi için cihaz satın almak amacıyla ABD&#8217;de bir dizi temaslarda bulunduğu bilgisi de yer alıyor. Bu kapsamda Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) ile çalışan bazı teknoloji şirketleriyle Virginia&#8217;da görüşmeler yapıldığı, hemen ardından cihazlar satın alınarak Türkiye&#8217;ye getirildiği belirlendi. 2000-2003 arasında OYAK Güvenlik&#8217;in milyonlarca dolarlık dinleme ve izleme cihazı satın aldığı belirtildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>15 Mayıs 2012</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: center;"><strong>Y</strong><strong> A Z A R L A </strong><strong>R</strong></p>
<div style="text-align: center;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong><strong>Hukuk ‘Çuval’layınca&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
Tam 17 iddianame birleştirildi ve Ergenekon davaları yığını ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç ay önce “Şile kazıları” davasının 2. Ergenekon davasıyla birleştirilmesine ilişkin talep gündeme geldi. 12. Ağır</p>
<p style="text-align: justify;">Ceza Mahkemesi’nin bu talebi, Ergenekon’a bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Gerekçesi de şöyle kayda geçti:</p>
<p style="text-align: justify;">“2. Ergenekon davasının gelmiş olduğu aşama dikkate alınarak&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gerekçeden sanıklar da şu çıkarımı yaptı:</p>
<p style="text-align: justify;">“Demek ki, mevcut davada önemli bir yol alındığı düşünülüyor. Demek ki, bu dava kendi içinde ayrıca sonuçlandırılacak.”</p>
<p style="text-align: justify;">Nisan ayında yeni kararlar alındı:</p>
<p style="text-align: justify;">- İnternet Andıcı davasının İkinci Ergenekon ile birleştirilmesine&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">- Birini Ergenekon’un ikincisi ile birleştirilmesine&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece 16 iddianame bir torbaya konmuş oldu. Hangi dava hangisinin içine girdi diye düşünürken 7 Mayıs’ta bir karar daha açıklandı:</p>
<p style="text-align: justify;">- Daha önce İkinci Ergenekon’la birleştirilmemesine karar verilen Şile kazıları davasının da aynı çuvala konmasına&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Etti 17 iddianame&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çuvaldan her şey çıkar, hukuk çıkmaz. Çıksa çıksa, hukukun canı çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci dava için arada bir okurla paylaştığım basit bir hesap vardı. Türkiye’deki ağır ceza mahkemeleri bir dava için yılda ortalama 4 duruşma yapıyorlar. İkinci davadaki 175 duruşma, bu hesapla 40 yıllık yargılamaya karşılık geliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">İddianameler birleşince daha önce hangi dava için kaç duruşma yapıldığını hesaplamaya çalıştık. İşin içinden çıkmak çok zor oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Kesin olmayan hesaplamayla bir çuvala konan 17 iddianame ile ilgili 500’e yakın duruşma yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Geleneksel yargı sistemimize göre 120 yılı aşan bir yargılamaya karşılık geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">17 davanın hiçbirinde “esas hakkında mütalaa” aşamasına gelinmedi. O noktaya ulaşılınca 17 davanın 260 sanığının tek tek son savunması alınacak. Ardından delillerin değerlendirilmesine geçilecek. Ya da tersi olacak. Zira “usulü” mahkemenin kendisi belirliyor. Kendi oluşturduğu usulü de isterse değiştirebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">17 davanın sadece iddianame sayfası 7 bini aşıyor. Delillerin toplamının milyon sayfayı geçtiği kesin. Her duruşmada ek dosyalar istendiği dikkate alınırsa bu rakam ikiye katlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dahası var&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Davaları aynı çuvala koyma mantığına bakıldığında, buna yeni iddianameler eklenebilir. Zira, sanıklar kendi arasında hiç konuşmasa bile cep telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal vermesi “bağlantı” sayılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">7 Mayıs’ta başlayan birleştirilmiş davanın sanıkları ilk kez bir araya geldiği için ilginç görüntüler vardı. Her iddianamenin sanıkları kendi aralarında kümelenmiş, ötekilere bakıyordu. Çoğunlukla her biri kendisini ötekinden çok farklı görüyordu ama, kaderleri ortaktı!</p>
<p style="text-align: justify;">İnternet Andıcı sanıkları daha kendi davalarının sırrını çözemeden onlarca yeni sanıkla yan yana olmanın tedirginliğini yaşıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Adı doğrudan ya da dolaylı olarak Danıştay cinayetine ve Cumhuriyet’in bombalanmasına karışmış olan sanıklar, ortadaki karmaşayı bana anlatmaya çalışıyordu. Büyük çoğunluğunun ifadesi birkaç kez değişmiş. Her değişiklik sadece kendisini değil, onunla birlikte yargılananları da bağlıyor. Aralarında tutuklanan, serbest bırakılan, sonra yeniden tutuklananlar var.</p>
<p style="text-align: justify;">Muvazzaf subaylardan biri daha önce yabancı ülke temsilcileriyle ilişkilerden sorumlu makamlarda görev yapmış. “Kendimi bir an farklı ülkelerden insanların katıldığı bir toplantıda hissettim. Öylesine farklı insanlar bir araya getirilmiş” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İddianamelerin içeriği birbirine sanıklardan daha yabancı. Sanıkların çoğu, iddialardaki gerçeği aramadan önce kendini arıyor; neredeyim diye.</p>
<p style="text-align: justify;">Görünümün özeti şu:</p>
<p style="text-align: justify;">İddiaların tümü bir çuvala konmuş ve hukuk çuvallamış durumda&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MUSTAFA BALBAY-CUMHURİYET</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Anayasanın Ortası&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Anayasayı yazmaya ortasından başladılar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü anlaşamadıkları; devletin temel esasları, laiklik, Türklük, Atatürk ilkeleri baş kısımda&#8230; Çağdaş yaşam ilkeleri sonlarda&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ortası kalıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yazıyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece ortasında uzlaşılmış bir anayasa olur ki&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kenarlarını AKP sonradan koyar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Size soracak değil&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu yapılan toplantılar, çağrılar, çalışmalar, komisyonlar, uzlaşma numaraları&#8230; Tümü, yeni anayasa uzlaşı ile yapılıyormuş havası vermek için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Dış dünyayı ve Türkiye’yi kandırmak maksat&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">O kadar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Niçin size danışsın?..</p>
<p style="text-align: justify;">Ya da neyi size danıştılar şimdiye kadar mesela?..</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tek “tutuklu milletvekillerinin salınması” konusunda uzlaşı sağlandı dediler&#8230; Kâğıtlar imzalandı, televizyondan millete kâğıdı gösterdiler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Baktık; A4 kâğıdı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Üzeri yazılı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada; ne kadar hırsız varsa sıvıştı, Hizbullah tüydü, Deniz Feneri yırttı, Sivas’ta insan yakanlar kurtuldu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Milletvekilleri hâlâ hapiste&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kâğıdı ise gören yok&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Dönüyorum başa&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımına ortasından başlanan ilk anayasa bu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Diyelim ki siz doktora gittiğinizde, ağrımayan yerlerinizi sayıyorsunuz zaten&#8230; Ki doktor söylemediğiniz yerin ağrıdığını anlasın&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Anayasanın önce ortasını yazmalarının nedeni; muhalefet o masada daha uzun süre otursun, sanki anayasa “uzlaşı ile” yapılıyormuş gibi olsun&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra?..</p>
<p style="text-align: justify;">Ortasını yazdıktan sonra, sıra iki ucuna geldiğinde, yani önümüzdeki günlerde önce CHP, peşinden BDP anayasa uzlaşı komisyonunu terk edecekler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Göreceksiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Figüranlık rolleri bitmiş olacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">AKP, kurduğu düzenin anayasasını tek başına yapacak size&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">*</p>
<p style="text-align: justify;">Bence&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">AKP bu ülkeye anayasa yapmamalı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim, medya, laiklik, demokrasi, özel yaşamın gizliliği, adil yargılanma hakkı gibi en temel ilkeleri yok edene&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Korku, dehşet, kin ve nefreti egemen kılana anayasa yaptırılmaz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yoksa ne diyeceksiniz?..</p>
<p style="text-align: justify;">“Anayasanın ortası da bizim” mi?..</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>BEKİR COŞKUN-CUMHURİYET</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Düşünceye hapis var, hortumcuya yok</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) bazılarını çok rahatsız ediyor. Çünkü yeni TTK uygulanmaya başlayınca artık bu ülkede şirketlerin içini boşaltmak zorlaşacak. Aile şirketinde ağabey, kız kardeşinin ve küçük kardeşlerinin haklarını çiğneyemeyecek.<br />
Daha da ötesi, hortumcular, ortaklar cari hesabından para çekerek şirketin içini boşaltamayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece kayıt dışı işlemler azalacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Naylon fatura kesmek de öyle kolay olamayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Çünkü faturanın üzerine şirket sorumlusunun ismi yazılacak. Her şirketin bir internet sitesi olacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Şirketin mali tabloları burada yayınlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece kendisi zengin ama şirketi bir kasa-bir masa olan işadamı tipi ortadan kalkacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Günlük ticari hayat artık kapkaççıların eline bırakılmayacak. Ve günlük ticari yaşam AB kurallarına uygun olacak. Böylece kamu maliyesinde Başbakan Erdoğan&#8217;ın yaptığı mali disiplin devrimi, bu defa günlük ticari hayata da uygulanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık Türkiye&#8217;de öngörülebilir bir ticari yaşam başlayacak. Peki yeni TTK&#8217;yı istemeyenlerin gösterdiği gerekçeler ne? Bahaneleri ne?</p>
<p style="text-align: justify;">Onların bahanesi şu&#8230; Diyorlar ki &#8220;yeni TTK hapis cezası getiriyor.&#8221; Oysa yeni TTK&#8217;daki hapis cezalarının bir kısmı eski TTK&#8217;da da var. Hemen bir örnek verelim. Mesela en çok &#8220;Yeni TTK, tabela asmayana hapis getiriyor&#8221; diye itiraz ediyorlar. Oysa eski TTK&#8217;nın 40, 41 ve 53&#8242;uncü maddesine göre, tabela asmayanlara hapis cezası var.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani tabela asmayana hapis cezası getirmek, yeni TTK&#8217;nın bir yeniliği değil.</p>
<p style="text-align: justify;">
Eski TTK&#8217;da tabela asmayana hapis cezası zaten var. Ama bu ceza sanki yeni konmuş gibi sunulup yeni TTK ile ilgili korku ve endişe yayılmaya çalışılıyor. Bu yersiz korkuyu yayanların amacı belli: Şirketleri eskisi gibi hortumlamaya devam etmek. 2001 krizine neden olan banka hortumlarının nasıl yapıldığını hatırlayalım&#8230; Hortumcu kendi bankasından şirketlerine ya da yakını şirketlere kredi verdi. Sonra kredi verdiği şirketten ortaklar cari hesabı yoluyla verdiği krediyi sifonlayıp götürdü. Bunun vatandaşa maliyeti 380 milyar lira oldu. Çünkü hortumlanan paraları Hazine ödedi. Ve benzin, telefon ve her tür mal ve hizmet üzerinden alınan yüksek dolaylı vergileri vatandaş, bu hortumlanan paralar nedeniyle hâlâ ödemeye devam ediyor.<br />
Gelelim hortumcuların hapis korkusuna&#8230; Yeni TTK&#8217;yı hazırlayan ekibin başkanı Prof. Dr. Ünal Tekinalp &#8220;çalıp çırpmayana hapis yok&#8221; diyor. O halde çalıp çırpmayan niye korkacak yeni TTK&#8217;dan?<br />
Velev ki korktun! O zaman sermaye şirketi kurmazsın olur biter. Çünkü şahıs şirketlerinde ne ortaklar cari hesabından para çekme sınırı, ne internet sitesi kurma zorunluluğu, ne de bilanço yayınlama zorunluluğu var. O halde şahıs şirketi kurarsınız böylece cezaya muhatap olmazsınız. Ama ona da yanaşmıyorlar. Çünkü şahıs şirketinde borcunu ödemezsen hanımın bilezikleri de gidebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
Prof. Tekinalp, &#8220;Yatırım İkliminin Ceza Hükümleriyle Korunması&#8221; isimli yeni kitabında şuna da dikkat çekiyor. &#8220;Yeni TTK 562&#8242;de sayılan suç ve cezaların tümü, fiili işleyenin kastı varsa oluşur. Hiçbir suç ihmal ile işlenemez.<br />
Kast yoksa suç meydana gelmez. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası kast yoksa suç da yok. Bu çerçevede yine Prof. Tekinalp, yeni TTK 562&#8242;deki suç ve cezaların limited şirketlere uygulanmayacağını ısrarla söylemesine rağmen bazıları hâlâ 562&#8242;nin limited şirketlere uygulanacağını iddia ediyor. Tabii amaçları başka.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar, korku ve endişe yayarak yeni TTK&#8217;nın uygulanmasını engellemek istiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelelim işin özüne&#8230; Yeni TTK&#8217;ya &#8220;hapis cezası var&#8221; diyerek karşı çıkanlar, niye düşünceye hapis cezası verilmesine karşı çıkmıyor acaba? Bugün Abdurrahman Dilipak (Akit), Engin Aydın (Agos) gibi gazeteci ve yazarlardan toplam 27 kişi yazıları nedeniyle hapis cezasıyla yargılanıyor. Düşünceye hapis cezasına karşı çıkmayacaksınız ama hortumcuya hapis cezası getiren yeni TTK&#8217;ya karşı çıkacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni TTK&#8217;yı eleştirenler doğrusu hiç inandırıcı olmuyorlar. Eğer hapis cezasına gerçekten karşıysanız önce düşünceye olan hapis cezasına karşı çıkacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SÜLEYMAN YAŞAR-SABAH</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hangi yargı bu!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ergenekon davasında mahkeme dışında karar veren merciler mi var?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu soruyu CHP Milletvekili Atilla Kart Başbakan’a soruyor&#8230; Diyor ki:</p>
<p style="text-align: justify;">“Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım’la ilgili olarak Temmuz 2010 ve Eylül 2010 tarihlerinde vuku bulan tahliye talepleri hakkında, Savcılık Makamı tarafından ‘olumlu’ yönde mütalaaa verilmiş, Mahkeme ise bu talepleri oy çokluğuyla reddetmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, enteresan olan husus, her 2 süreçte de, normal prosedürün dışında, evrak üzerinde , Mahkeme Savcısı ve Mahkeme Heyetiyle ilgisi olmayan ve ‘itirazın reddi &#8211; tutukluluğun devamına’ notunun bulunmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Her 2 notun yazı karakteristiği aynıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Her 2 not, Mahkeme Organları dışında bir ‘Kişi’yi-Kişi’leri’ işaret etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka ifadeyle; Silivri Yargılamalarında, Savcı ve Yargıç’lar dışında, kritik aşamalarda  devreye giren ‘bir el’ vardır. Bu el, ‘Görünmez Bir El’dir’. Yine bir başka ifadeyle, Silivri soruşturmalarında, kritik karar mekanizmalarında ‘illegal bir karargah’ görev yapmakta ve belirleyici olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan; Deniz Yıldırım’ın tutuklanmasından 40 dakika önce evvel, Başbakanlık’tan, Savcı Zekeriya Öz’e ‘acele’ kaydıyla faks gönderildiği ve yazıda ‘Devlet sırrı’ ibaresinin bulunduğu yönünde de ciddi ve somut iddialar vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bulgu ve değerlendirmeler ışığında;</p>
<p style="text-align: justify;">(1)     Sırasıyla ‘itirazın reddi, tutukluluğun devamı’ şerhlerini taşıyan yazılar kime aittir?</p>
<p style="text-align: justify;">(2)   Mahkemelerimizde ya da mevzuatımızda, Savcı ve Yargıç’lar dışında, tahliye talepleri hakkında değerlendirme yapan bir merci var mıdır?”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MELİH AŞIK-MİLLİYET</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong> &#8216;Muhafazakâr hegemonya&#8217; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">
Siyasî gündem, rejim tartışmalarından kurtuldu.</p>
<p style="text-align: justify;">
Ömer Çelik&#8217;in başkanlık sistemi için, &#8220;rejimi değil, sistemi tartışıyoruz&#8221; hatırlatması bile geçmiştekinden farklı bir boyuta yerleşiyor. Birilerinin yıkmaya çalıştığı, diğerlerinin de silahla koruduğu &#8220;rejim&#8221; artık gündemimizde değil. Siyaset dönem dönem moda kavramlar üretiyor. &#8220;Şeriat özlemi&#8221;, &#8220;irtica tehdidi&#8221; geçmişte kaldı. AK Parti iktidarının ilk yılları için kullanılan &#8220;takiyye&#8221; deyimini hatırlayan bile kalmadı. Devlet içindeki iktidarın fiilen el değiştirdiği 2007 yılında üretilen kavramlar da artık pek duyulmuyor. &#8220;Sivil dikta&#8221; tabiri, askerî vesayetin çekilmesi ile gündemden düştü. &#8220;Mahalle baskısı&#8221; gibi biraz sosyoloji kokan nitelemeler de artık pek revaçta değil. Siyaset biteviye iktidar mücadelesi üretiyor. Güç dengesi değişince, cephane olarak kullanılan kavramlar da değişiyor. Bugün ise &#8220;muhafazakâr hegemonya&#8221; tabiri yükselişte. Zülfü Dicleli&#8217;nin Taraf&#8217;taki yazısı, bu değişimin tutarlı ve dengeli işaretlerinden biri.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Muhafazakâr hegemonya&#8221;, bugünün iktidar ve güç ilişkilerini ifade etmek adına, nispeten soğukkanlı ve elverişli bir tabir. Muhafazakârlık, tecrübe edilmiş ve işe yaradığı ispat edilmiş gelenekler üzerinde yükselir. Kutsalları olan bir dünya, aile kurumu, sosyal istikrar ve uyum, ahlakî değerler, disiplinli ve hiyerarşik bir toplumsal ilişki alanında oluşturulan güven duygusu muhafazakârlığın gördüğü canlı karşılığı açıklar. Muhafazakârlık, toplumun devamı adına lüzumlu olanı korumaktır. Taassup veya tutuculukla muhafazakârlığı ayıran çizgi değişme karşısındaki tutumdur. Muhafazakârlar, değişerek muhafaza etmekten yanadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hegemonya tabirinin de çok özel bir anlamı var. Bugün dünyada yaygın kullanımının arkasında, bu tabire siyasî alan için zengin bir içerik kazandıran İtalyan Marksist düşünürü Gramsci duruyor. Hegemonya, gücün rızaya dayandırılmasıdır. Hiçbir siyasî güç, rızaya dayanmadıkça kalıcı olamaz. Bunun için iktidar sahipleri, yönetme hakkına halkı ikna etmek için çaba harcarlar. Siyasî iktidarların aydınları, sanatçıları ve bütün kültürel araçları seferber etmesinin, hegemonyasını kurmak adına ideolojik aygıtlar geliştirmesinin sebebi budur. Böylece &#8220;muhafazakâr hegemonya&#8221; tabiri, muhafazakâr değerlere yaslanan bir iktidarın, kültürel araçları kullanarak toplumsal desteğini pekiştirmesi anlamına geliyor. Hegemonya, kültürel araçlarla sağlanır. Siyasî iktidarın kültürel alana müdahalesi hegemonyasını genişletmek içindir. Başbakan&#8217;ın başlattığı tiyatro tartışmasının ve tiyatroları özelleştirme teşebbüsünün arkasında işte bu hegemonya mücadelesi duruyor. &#8220;Muhafazakâr sanat&#8221; tartışması, bu hegemonya arayışının bir cephesini aydınlatıyor. Doğru mu?</p>
<p style="text-align: justify;">Doğru, çünkü anayasal veya yasal bir alandan değil, siyasetin özüne dair doğal bir mücadeleden bahsediyoruz. İktidar, kültürel araçları kullanarak karşı hegemonyayı yıkıyor; yerine kendi hegemonyasını kuruyor. Bu bir güç mücadelesi. Hegemonyası sona erenlerin karşı çıkması kadar yeni iktidar sahiplerinin kendi hegemonyasını kurmaya çalışması da aynı ölçüde doğal. Hangi tarafın kullandığı araçlar halkı ikna edecek? Temel soru burada. Güç ve nüfuz temel amaç: İktidar elindeki araçları kullanarak kendini kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Hegemonya mücadelesinin kurallarını baştan sona demokrasi belirliyor. Toplumu ikna edip arkanıza alıyorsunuz. Sonra dönüp daha fazlasına aynı halkı ikna etmeye çalışıyorsunuz. AK Parti&#8217;nin üç seçimde yükselen oy grafiğini, bu hegemonya inşa sürecinin başarısı olarak okumak mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Başbakan sistematik olarak anti-elitizm yapıyor. Hafta sonu Rize&#8217;de söylediği &#8220;Bu ülkenin 75 milyon vatandaşına kimse parya muamelesi yapamaz&#8221; sözü, bu elit karşıtlığının bilinçli bir politika olarak sürdürüldüğünün son örneklerinden biri. Bugün yapılan kamuoyu araştırmaları bu hegemonyanın genişleyerek arttığını gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hegemonyadan şikâyetçi olanların önünde tek yol var. Aynı yöntemleri kullanarak kendi hegemonyalarını kurmak. Bunun için halkı ikna etmek. Mesela şu soruya cevap verelim: Halkın vergileri ile geçinen memur-sanatçı ayrıcalığını savunmanın, bu karşı hegemonyaya herhangi bir katkısı olur mu?</p>
<p style="text-align: justify;">Muhafazakâr hegemonya tabiri, bir analiz aracı olarak elverişli. Öyleyse bugünün hegemonyasının öncekilerden farkı ve tarihsel anlamı ile devam edelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MÜMTAZ&#8217;ER TÜRKÖNE-ZAMAN</strong></p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="2" />
</div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yanlış yerde durmayalım</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Massachusetts eyaletinde yaşayan 29 yaşındaki ABD vatandaşı Tarek Mehanna geçtiğimiz ay 17,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçu, internetten kolayca ulaşılabilen‘Cihad’a katılmanın 39 yolu’adlı bir broşürü tercüme etmek&#8230; O gün bugündür Amerikan basınında özgürlük-yanlısı olduğu bilinen kalemlerden“Burası gerçekten Amerika mı?”kuşkusunu belirtmeyen kalmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">“Burası gerçekten Amerika mı?” New York Times’ta yazan Anthony Lewis’in makalesinin de başlığı&#8230; 10 Nisan tarihli makalesinde, Lewis, Filistin doğumlu 22 yaşındaki Amerikalı bir genç kızın başına gelenleri anlatıyor. Okul kütüphanesinde çalışırken derdest edilip kolları kelepçeli olarak 12 saat sorgulanmış genç kız. Böyle bir muameleye maruz bırakılmasının hiçbir hukuki gerekçesi bulunmadığı halde&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yakın zamanda gerçekleşmiş bu iki olay Amerika’nın 11 Eylül (2001) sonrası girdiği paranoyanın bir sonucu. Her taşın altında‘İslâmi terörist’arayan güvenlik-öncelikli bir ülkeye dönüştü ABD. Bu sebeple yasalarını değiştirdi; yüksek mahkemesi, alınan en sert tedbirlere, verilen en haşin mahkeme kararlarına destek çıkmaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Rengi, görüntüsü, hayat tarzı farklı olanlara tahammül edilmiyor ABD’de&#8230; Asker kökenli yazar Ross Caputi, Guardian gazetesinde (16 Nisan) şunu yazdı: “Mehanna neyle suçlanıyorsa onların hepsini ben de yaptım, söyledim, yapıyorum, söylüyorum; ama bana bir şey olmuyor. Sebebi, ABD hukuk sisteminin beyaz olduğum ve Irak’ta savaştığım için benim ifade özgürlüğümü çiğnemeyi aklından bile geçirememesi&#8230;”</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya son zamanlarda bir tuhaf oldu. İnsan hak ve özgürlüklerine titizlenmekle, eşitlikçi olmaya gayret etmekle övünen ülkeler farklı tavırlar alabiliyor. Başkaları hakkında kınayıcı raporlar yayınlayan Amerika’nın haline baksanıza&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">“Türkiye bu konuda farklı” demeyi ne kadar isterdim. Ancak bizim de takıntılarımız var ve takıntılarımız hukuk sistemini de etkilemeye başladı. Bunun son örneği, mahkeme tarafından 11 yıl 3 ay hapse mahkum edilen üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Kağıthane’de bir market bombalanıyor; olayın üzerinden iki saat geçtikten sonra aynı mahallede oturan bir arkadaşını ziyaretten dönen Kırmızıgül boynunda poşu otobüs beklerken gözaltına alınıyor. Bombalama olayına karıştığına dair somut kanıt bulunmadığı halde‘terör örgütüne yardım’la suçlanıp mahkum ediliyor&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ne kadar da ABD’deki ‘Mehanna Olayı’na benziyor değil mi? Benziyor, çünkü iki ülkede hak ve özgürlüklerin önüne güvenlik gerekçesi konuluyor, hukuk da kendini bu gerekçeye uygun biçimde konuşlandırıyor. Orada Mehanna burada Kırmızıgül mahkum edilirken,“Ne yapalım, ülkemiz teröre muhatap”gerekçesine sığınılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Amerika’da öyle oluyor diye burada da yanlışlıklar yapılmasına göz mü yumacağız, yoksa ikide bir ülkemizi insan hakları konusunda sıkıştıran ABD’ye“Bizde güvenlik henüz paranoya derecesine varmadı, sizde herkesin ulaşabildiği bir broşürü tercüme ettiği için bir genç 17 yıl yedi, biz ise poşu taktı diye gençlerimizi mahkum etmiyoruz”diyebilecek bir özgüvene sahip mi olacağız?</p>
<p style="text-align: justify;">Keşke böyle olaylarda“Burası Amerika mı?”diye sorabilsek&#8230; Keşke&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>FEHMİ KORU-ZAMAN</strong></p>
<div class="shr-publisher-4990"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2F15-mayis-2012-sali-gunlu-gazetelerden-basinda-yargi-haberleri.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='15+May%C4%B1s+2012+Sal%C4%B1+G%C3%BCnl%C3%BC+Gazetelerden+Bas%C4%B1nda+Yarg%C4%B1+Haberleri'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2F15-mayis-2012-sali-gunlu-gazetelerden-basinda-yargi-haberleri.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='15+May%C4%B1s+2012+Sal%C4%B1+G%C3%BCnl%C3%BC+Gazetelerden+Bas%C4%B1nda+Yarg%C4%B1+Haberleri'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/15-mayis-2012-sali-gunlu-gazetelerden-basinda-yargi-haberleri.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tapuda İsim, Kimlik Bilgisi Tashihi Davalarında Görev Sulh Hukuk Mahkemesi</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/tapuda-isim-kimlik-bilgisi-tashihi-davalarinda-gorev-sulh-hukuk-mahkemesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/tapuda-isim-kimlik-bilgisi-tashihi-davalarinda-gorev-sulh-hukuk-mahkemesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 12:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik Bilgisi Tashihi Davalarında Görev Sulh Hukuk Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebi/Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Halinde Dahi Yargılama Giderlerinin Davacı Üzerine Bırakılacağı - Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tapuda İsim]]></category>
		<category><![CDATA[Taraf Delilleri Dışında Gerekli Görülen Hususlarda Re'sen Araştırma Yapılacağı - Verilen Kararların Kesin Hüküm Niteliğinde Olmadığı/Çekişmesiz Yargı İşlerinden Olduğundan Davanın Sulh Hukuk Mahkemesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4983</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2012/2846 K. 2012/3570 T. 12.3.2012 • TAPU KAYDINDA KİMLİK BİLGİLERİNİN DÜZELTİLMESİ TALEBİ ( Taraf Delilleri Dışında Gerekli Görülen Hususlarda Re&#8217;sen Araştırma Yapılacağı &#8211; Verilen Kararların Kesin Hüküm Niteliğinde Olmadığı/Çekişmesiz Yargı İşlerinden Olduğundan Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde Görüleceği ) • ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİ ( Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebi/Davanın Kabulüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><h4 style="text-align: justify;">T.C.</h4>
<h4 style="text-align: justify;">YARGITAY</h4>
<h4 style="text-align: justify;">14. HUKUK DAİRESİ</h4>
<h4 style="text-align: justify;">E. 2012/2846</h4>
<h4 style="text-align: justify;">K. 2012/3570</h4>
<h4 style="text-align: justify;">T. 12.3.2012</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• TAPU KAYDINDA KİMLİK BİLGİLERİNİN DÜZELTİLMESİ TALEBİ ( Taraf Delilleri Dışında Gerekli Görülen Hususlarda Re&#8217;sen Araştırma Yapılacağı &#8211; Verilen Kararların Kesin Hüküm Niteliğinde Olmadığı/Çekişmesiz Yargı İşlerinden Olduğundan Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde Görüleceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİ ( Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebi/Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Halinde Dahi Yargılama Giderlerinin Davacı Üzerine Bırakılacağı &#8211; Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• YARGILAMA GİDERİ ( Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebi &#8211; Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Halinde Dahi Yargılama Giderlerinin ve Vekalet Ücretinin Davacı Üzerine Bırakılacağı )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• GÖREVLİ MAHKEME ( Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebi &#8211; Çekişmesiz Yargı İşlerinden Olduğundan Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde Görüleceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• SULH HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREV ALANI ( Tapu Kaydında Kimlik Bilgilerinin Düzeltilmesi Talebinin Sulh Hukuk Mahkemesinde Çözümleneceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>ÖZET: </strong>Dava, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Yine bu tür davalarda, kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen tapu maliki ile ilgili araştırmada mülkiyet nakline neden olunmaması için, taraf delilleri dışında gerekli görülen hususlarda re&#8217;sen araştırma yapılması gerekmektedir. Ayrıca, bu davaların sonucunda verilen kararlar kesin hüküm sayılmamaktadır. Kararın haksız veya hatalı görülmesi halinde ileri sürülen delillere göre yeniden düzeltme talebinde bulunulabilmesi, hükmün değiştirilebilmesi mümkündür. Bunların yanında, uygulamada davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmakta, Tapu Sicil Müdürlüğü yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaktadır.</h4>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu değerlendirmelere göre; tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davaları da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382. maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı işlerinden sayılmalıdır. Kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarına sulh hukuk mahkemelerince bakılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA : </strong>Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 19.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KARAR : </strong>Davacılar vekili, 17 sayılı parselde murisin tapuda &#8220;Hasan kızı Fatma T&#8230;&#8221; olarak yazılı isminin nüfus kaydına uygun olarak &#8220;Hasan kızı Fatmana T&#8230;&#8221; olarak düzeltilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, tensip ile birlikte HMK&#8217;nun 382. maddesinde gösterilen hasımsız işlerden olmadığı gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dava, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tür davalarda Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde belirtilen ve kütükte bulunması zorunlu olan kimlik bilgilerinden tapu malikinin adı ile soyadı, baba adındaki yanlışlıkların düzeltilmesi istenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1 maddesinde; &#8220;Çekişmesiz yargı, hukukun mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır&#8221; hükmüne yer verilmiş; bu ölçütler ise ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkın bulunmadığı haller ve hakimin re&#8217;sen harekete geçtiği haller olarak ifade edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu önce genel çerçevesi belirlenerek, daha sonra da mümkün olduğunca sayılarak belirtilmiştir. Ancak bu sayma sınırlı olmadığından yasa maddesinde sayılmayan fakat çekişmesiz yargı ölçütlerini taşıyan diğer işlerin de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü gerekir. Yani, 382. maddede sayılmamakla beraber çekişmesiz yargının ölçütlerinden birini veya birkaçını taşıyan bir iş de çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarında, davacı taraf tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesini talep etmekte olup bu tür davalarda hasım gösterilen Tapu Sicil Müdürlüğü ile aralarında bir uyuşmazlık yoktur. Tapu Sicil Müdürlüğü davada sadece yasal hasım olarak yer almaktadır. Gerçekte davada taraf değil, sadece ilgilidir. İlgililerin uzlaşması halinde çekişmenin ortadan kalktığından söz edilemez veya bu davalarda ilgili tarafın davayı kabulü sonuç doğurmaz. Taraflar arasında bu anlamda gerçek bir çekişmenin varlığı söz konusu değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacıların yukarıda belirtildiği gibi davada tapu kayıtlarının malik hanesindeki kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarına uygun biçimde düzeltilmesi dışında ileri sürebilecekleri herhangi bir hakları da bulunmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bu tür davalarda, kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen tapu maliki ile ilgili araştırmada mülkiyet nakline neden olunmaması için, taraf delilleri dışında gerekli görülen hususlarda re&#8217;sen araştırma yapılması gerekmektedir. Ayrıca, bu davaların sonucunda verilen kararlar kesin hüküm sayılmamaktadır. Kararın haksız veya hatalı görülmesi halinde ileri sürülen delillere göre yeniden düzeltme talebinde bulunulabilmesi, hükmün değiştirilebilmesi mümkündür. Bunların yanında, uygulamada davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmakta, Tapu Sicil Müdürlüğü yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu değerlendirmelere göre; tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davaları da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382. maddesinde belirtilen çekişmesiz yargı işlerinden sayılmalıdır. Kaldı ki, 382. maddenin 2-ç/1 fıkrasında &#8220;Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması&#8221; çekişmesiz yargı işi sayılmış olup, niteliği itibariyle tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarından başka bu tarife uyacak bir dava türü de bulunmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 383. maddesine göre de, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemeleridir. Bu itibarla, çekişmesiz yargı işi olan tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarına sulh hukuk mahkemelerince bakılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anılan yasanın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince, görev dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmalıdır. Bu tür davaların asliye hukuk mahkemesinde görülmesi mümkün olmadığından, mahkemece davanın esastan sonuçlandırılması gerekir. Bu sebeple sulh hukuk mahkemesince verilen görevsizlik kararının bozulması gerekmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 12.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4983"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Ftapuda-isim-kimlik-bilgisi-tashihi-davalarinda-gorev-sulh-hukuk-mahkemesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Tapuda+%C4%B0sim%2C+Kimlik+Bilgisi+Tashihi+Davalar%C4%B1nda+G%C3%B6rev+Sulh+Hukuk+Mahkemesi'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Ftapuda-isim-kimlik-bilgisi-tashihi-davalarinda-gorev-sulh-hukuk-mahkemesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Tapuda+%C4%B0sim%2C+Kimlik+Bilgisi+Tashihi+Davalar%C4%B1nda+G%C3%B6rev+Sulh+Hukuk+Mahkemesi'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/tapuda-isim-kimlik-bilgisi-tashihi-davalarinda-gorev-sulh-hukuk-mahkemesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksunluk tazminatı için kusurlu,‘kusursuz ayrımı kalkıyor</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/olumlu-trafik-kazalarinda-destekten-yoksunluk-tazminati-icin-kusurlu%e2%80%98kusursuz-ayrimi-kalkiyor.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/olumlu-trafik-kazalarinda-destekten-yoksunluk-tazminati-icin-kusurlu%e2%80%98kusursuz-ayrimi-kalkiyor.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 11:53:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Davacıların Desteklerinin İşleteni Olduğu Araçta Sürücünün Tam Kusuru Sonucu Meydana Gelen Kaza Sonucu Vefat Ettiğinden Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kazanın Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleştiği - Destekten Yoksun Kalan 3. Kişinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceğinin Gözetileceği]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksunluk tazminatı için kusurlu]]></category>
		<category><![CDATA[ölümlü trafik kazası]]></category>
		<category><![CDATA[Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleşen Trafik Kazasında Araçta Yolcu Olarak Bulunan İşletenin Öldüğü - Davacı Mirasçıların Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Hasım Gösterileceği]]></category>
		<category><![CDATA[Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleşen Trafik Kazasında Araçta Yolcu Olarak Bulunan İşletenin Öldüğü - İşletenin Mirasçılarının Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Yolcu Olarak Araçta Bulunan İşletenin Vefat Ettiği – Destekten Yoksun Kalan 3. Kişinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceği]]></category>
		<category><![CDATA[‘kusursuz ayrımı kalkıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4980</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/17-787 K. 2012/92 T. 22.2.2012 • DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI (Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleşen Trafik Kazasında Araçta Yolcu Olarak Bulunan İşletenin Öldüğü &#8211; İşletenin Mirasçılarının Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceği) • İŞLETENİN TRAFİK KAZASINDA ÖLMESİ (Davacıların Desteklerinin İşleteni Olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><h4 style="text-align: justify;">T.C.</h4>
<h4 style="text-align: justify;">YARGITAY</h4>
<h4 style="text-align: justify;">HUKUK GENEL KURULU</h4>
<h4 style="text-align: justify;">E. 2011/17-787</h4>
<h4 style="text-align: justify;">K. 2012/92</h4>
<h4 style="text-align: justify;">T. 22.2.2012</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI (Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleşen Trafik Kazasında Araçta Yolcu Olarak Bulunan İşletenin Öldüğü &#8211; İşletenin Mirasçılarının Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceği)</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• İŞLETENİN TRAFİK KAZASINDA ÖLMESİ (Davacıların Desteklerinin İşleteni Olduğu Araçta Sürücünün Tam Kusuru Sonucu Meydana Gelen Kaza Sonucu Vefat Ettiğinden Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceği)</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• KARAYOLLARI ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTACISI (Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleşen Trafik Kazasında Araçta Yolcu Olarak Bulunan İşletenin Öldüğü &#8211; Davacı Mirasçıların Destekten Yoksun Kalan Üçüncü Kişi Sıfatıyla Hasım Gösterileceği)</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• ARAÇTA YOLCU OLARAK BULUNAN İŞLETENİN TRAFİK KAZASINDA ÖLMESİ ( Kazanın Şoförün Tam Kusuru İle Gerçekleştiği &#8211; Destekten Yoksun Kalan 3. Kişinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceğinin Gözetileceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• ŞOFÖRÜN TAM KUSURU NEDENİYLE GERÇEKLEŞEN TRAFİK KAZASI ( Yolcu Olarak Araçta Bulunan İşletenin Vefat Ettiği – Destekten Yoksun Kalan 3. Kişinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açabileceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• HUSUMET ( Yolcu Olarak Araçta Bulunan İşletenin Vefat Ettiği – Destekten Yoksun Kalan 3. Kişi Tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısını Hasım Göstererek Dava Açılabileceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>ÖZET : </strong>Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; şoförün tam kusuru ile gerçekleşen trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan işletenin ölmesi üzerine mirasçılarının, davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısından, destekten yoksun kalma tazminatı isteyip isteyemeyecekleri noktasında toplanmaktadır. Davacıların, desteklerinin işleteni olduğu araçta, sürücünün tam kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu, vefat etmiş olması nedeniyle, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek dava açabileceğinin kabulü ile işin esasının incelenmiş olması hukuka uygundur.</h4>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasındaki &#8220;destekten yoksun kalma tazminatı&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen asıl alacak yönünden davanın kabulüne, faiz başlangıç tarihi ve oranına ilişkin fazla talebin reddine dair 16.07.2009 gün ve 2008/747 E., 2009/459 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi&#8217;nin 09.03.2010 gün ve 2010/85 E., 2010/2094 K. sayılı ilamı ile;</p>
<p style="text-align: justify;">(&#8230; Davacılar vekili, müvekkillerinin desteğinin işleteni olduğu aracın, davalı nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın başka bir kişi tarafından kullanılması sırasında meydana gelen kazada yolcu olan işletenin hayatını kaybettiğini ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile toplam 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı vekili, davacıların zararının sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu zararın araç işleteninin zararı değil, davacıların zararı olduğu, davacıların zarar gören 3. kişi konumunda oldukları gerekçesi ile, davanın kabulüne, toplam 100.000,00 TL&#8217;nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı sigorta şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;</p>
<p style="text-align: justify;">Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: justify;">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 91/1. maddesinde, işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mail sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur, aynı Kanunun 85/1. maddesinde, &#8220;bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarar olacağı&#8221;, aynı Kanunun 85/son maddesi de ise, &#8220;işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurdan kendi kusuru gibi sorumludur.&#8221; hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesinde de, &#8220;sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasın sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;na göre işletene düşen hukuki sorumluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder&#8221; şeklinde ifade edilmiş, 86. maddesinde ise, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilememiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur hükmü ile işletenin ve dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluktan kurtulma halleri düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">BK.nun 44. maddesi hükmüne göre ise, zarar gören taraf zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olmuş ise hakim zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer yandan aynı kanunun 92. maddesinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı dışında kalan hususlar sıralanmış olup, 92/a maddesinde işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltilebileceği talepler 92/b maddesinde ise işletenin eşinin usul ve fürunun kendisini evlat edinme ilişisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir. Keza bu maddeye paralel olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-3 maddesinde teminat kapsamı dışında kalan hususlar düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Talep edilen destek zararı, ölenin değil 3. kişilerin üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yolu ile meydana gelen zarardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığı açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün değildir. BK.nun 44/L maddesi hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına kendisine katlanmalıdır. 818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 51/2. maddesi hükmüne göre de öncelikle haksız fiil sorumlusuna zararın tümü yüklenmiş bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, nasıl ki desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri de etkilediği kabul ediliyorsa desteğin kusurlu davranışları da aynı şekilde destek görenlere yansır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hal böyle olunca Borçlar Kanunu&#8217;nun 44. maddesi hükümlerine göre işletenin destek sağlayan kişiye karşı ileri sürebileceği defileri, destekten yoksun kalanlara karşıda ileri sürebilecek olmasına göre işleten dolayısı ile sigorta zararın oluşumunda sürücünün de birlikte kusurlu olduğunu ileri sürebilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Somut olayda ise, yukarıda da belirtildiği şekilde davacıların murisi ve desteği olan işleten, kendisine ait araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada ölen kişi konumunda olsa da üçüncü kişi sayılamaz. Davacılar, bu olay sebebiyle doğrudan bedensel bir zarar görmemişlerdir. Davacılar, yansıma yolu ile oluşan zararlarının tazminini istemekte iseler de; zararı doğuran olay işletenin ölümü olduğundan, buna dayalı olarak destek zararlarının tazmininin davalı sigortadan istenmesi mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">O halde, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır&#8230;),</p>
<p style="text-align: justify;">Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KARAR : </strong>Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacılar, murislerinin işleteni olduğu başka bir kişinin kullandığı araçta yolcu olarak bulunmakta iken, meydana gelen trafik kazasında, ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kaldıkları iddiasıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirket aleyhine eldeki davayı açmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı sigorta şirketi, zararın sigorta teminatı dışında kaldığını savunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yerel mahkemece, davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda oldukları, davanın işletenin zarar görmesine değil; davacıların zararına dayalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle ve özellikle, davacılar üzerinde doğan zararın, dolaylı ve yansıma yolu ile meydana gelen zarar olduğu; yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin, kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmalarının mümkün olmadığı, BK.nun 44/1. maddesine göre hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı, davalı sigortacıdan talepte bulunulmayacağı gerekçesiyle, bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bozma ve direnme kararlarının kapsamı itibariyle; davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçta, işleten davacılar murisinin yolcu olarak bulunduğu sırada, şoförün tam kusuruyla meydana gelen trafik kazasında öldüğü; eldeki tazminat davasının, ölenin mirasçıları tarafından destekten yoksun kalmaya dayalı olarak açıldığı, davacıların üçüncü kişi konumunda oldukları, işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığı, yerel mahkeme ile özel daire arasında uyuşmazlık konusu değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şoförün tam kusuru ile gerçekleşen trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan işletenin ölmesi üzerine mirasçılarının, davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısından, destekten yoksun kalma tazminatı isteyip isteyemeyecekleri noktasında toplanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin hukuki kavram ve kurumlar ile ilgili mevzuatın irdelenmesinde yarar vardır:</p>
<p style="text-align: justify;">İşleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu(KTK)&#8217;nun 85. maddesinde düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İşleten Ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu&#8221; başlıklı bu maddede:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi İçin talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde; şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.</p>
<p style="text-align: justify;">İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur,&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">hükmü yer almaktadır,</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düzenlemenin hukuki nitelikçe hangi sorumluluğa ilişkin bulunduğuna gelince;</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle endüstri devrimiyle birlikte ortaya çıkan teknik buluşlar ve makineleşme zarar tehlikesini arttırmış ve artan bu zarar tehlikesini önlemek için kusura dayanan sorumluluğun her zaman yeterli olmayacağı öngörülerek tehlikeli faaliyette bulunanların sebep oldukları zararları gidermesi kabul edilmiştir (Fikret Eren, a.g.e, s. 449 vd.).</p>
<p style="text-align: justify;">Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahıslan, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).</p>
<p style="text-align: justify;">2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, &#8220;Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender&#8217;e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007&#8243;, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK&#8217;nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun &#8220;Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar&#8221; başlıklı 92. maddesinde:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar,</p>
<p style="text-align: justify;">a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,</p>
<p style="text-align: justify;">b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,</p>
<p style="text-align: justify;">c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,</p>
<p style="text-align: justify;">d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,</p>
<p style="text-align: justify;">e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,</p>
<p style="text-align: justify;">f) Manevi tazminata ilişkin talepler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı KTK&#8217;nun 92/b maddesinde yer alan &#8220;İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna&#8221; ilişkin hükümdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92.madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dişiliği düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun katanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan, 2918 sayılı Kanunun 92/a maddesinde yer alan &#8220;İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna&#8221; ilişkin hükmü üzerinde de durulmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eldeki davada, işletenin kendisine ait araçta yolcu olarak bulunduğu sırada sürücünün tam kusuruyla ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalınması davanın sebebini teşkil etmekte; işletenin yakınları davalı sigortacıdan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hemen burada destekten yoksun kalma tazminatının hukuki niteliği üzerinde de durulmalıdır:</p>
<p style="text-align: justify;">Destekten yoksun kalma tazminatı, 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)&#8217;nun 45/11. maddesinde düzenlenmiş olup; &#8220;Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.&#8221; şeklinde hükme bağlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK&#8217;nun 45/11. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.</p>
<p style="text-align: justify;">O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kafan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu&#8217;nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu&#8221; hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E. 2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu&#8217;nun 45/111. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. 411 K. sayılı ilamı),</p>
<p style="text-align: justify;">Yeri gelmişken, davacıların açıklanan sıfatı ve hukuki konumları karşısında, davacılar üzerinde doğan zararın niteliği belirlenmelidir:</p>
<p style="text-align: justify;">Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan İşletenin zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hal böyle olunca; aracı kullanan şoförün tam kusuruyla meydana gelen kazada, aynı zamanda onun eyleminden sorumluluğu nedeniyle kendisi de tam kusurlu kabul edilen işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus ta; kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olan araç şoförünün eylemlerinden sorumlu tutulan ve bu nedenle tam kusurlu olduğu kabul edilen işletenin, bu kusurunun, zorunlu trafik sigortacısı aleyhine açılan davanın davacıları olan, üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilindiği üzere, kural olarak zarar gören, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda 818 sayılı Borçlar Kanunu&#8217;nun 41.maddesine göre sürücüye, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 85/1 maddesi hükmünce de motorlu araç işletenine karşı dava açabilecektir. Sürücü ile araç işletenin sorumluluğu BK md 51 anlamında dayanışmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kural bu olmakla birlikte, dava açanların sıfatı, davanın hukuksal niteliği ve dayanağı, kusur durumunun davaya etkisinin belirlenmesinde etkilidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eldeki davada da talep, destekten yoksun kalma tazminatı olduğuna göre, bu tazminatın yukarıda açıklanan özellikleri gözetilerek işletenin kusurunun davacıların haklarına ve dolayısıyla da taleplerine etkili olup olmayacağı da davanın bu niteliği gözetilerek çözüme kavuşturulmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eldeki davada da; davacıların desteği, işleteni olduğu araçta, sürücünün tam kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmiş; davacılar, destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuşlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacıların üçüncü kişi konumunda oldukları hem mahkeme, hem de özel dairenin kabulünde olduğu gibi, işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da, uyuşmazlık konusu değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenledir ki, Özel Dairenin davacıları üçüncü kişi kabul etmesine karşın, zararlarını ve buna bağlı tazminat haklarını muris üzerinde doğmuş bir hak olarak kabul etmesi ve bu kabul şekline göre vardığı sonuç çoğunlukça kabul görmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç itibariyle:</p>
<p style="text-align: justify;">Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı; dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları&#8217;na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri, oyçokluğu ile kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu hale göre, yerel mahkemece, davacıların, desteklerinin işleteni olduğu araçta, sürücünün tam kusuru sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu, vefat etmiş olması nedeniyle, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek dava açabileceğinin kabulü ile işin esasının incelenmiş olması, yukarıda açıklanan değişik gerekçelerle, sonucu itibariyle doğru olup; bu kararda direnilmesi uygundur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne var ki, Özel Dairece tazminat miktarına yönelik diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle, DİRENME UYGUN OLUP; davalı vekilinin tazminat miktarına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 17. HUKUK DAİRESİ&#8217;NE GÖNDERİLMESİNE, 22.02.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4980"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Folumlu-trafik-kazalarinda-destekten-yoksunluk-tazminati-icin-kusurlu%25e2%2580%2598kusursuz-ayrimi-kalkiyor.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C3%96l%C3%BCml%C3%BC+trafik+kazalar%C4%B1nda+destekten+yoksunluk+tazminat%C4%B1+i%C3%A7in+kusurlu%2C%E2%80%98kusursuz+ayr%C4%B1m%C4%B1+kalk%C4%B1yor'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Folumlu-trafik-kazalarinda-destekten-yoksunluk-tazminati-icin-kusurlu%25e2%2580%2598kusursuz-ayrimi-kalkiyor.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C3%96l%C3%BCml%C3%BC+trafik+kazalar%C4%B1nda+destekten+yoksunluk+tazminat%C4%B1+i%C3%A7in+kusurlu%2C%E2%80%98kusursuz+ayr%C4%B1m%C4%B1+kalk%C4%B1yor'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/olumlu-trafik-kazalarinda-destekten-yoksunluk-tazminati-icin-kusurlu%e2%80%98kusursuz-ayrimi-kalkiyor.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emekli ikramiyesinin kayıt ve sınırlama olmaksızın tamamının haczi kabildir</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/emekli-ikramiyesinin-kayit-ve-sinirlama-olmaksizin-tamaminin-haczi-kabildir.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/emekli-ikramiyesinin-kayit-ve-sinirlama-olmaksizin-tamaminin-haczi-kabildir.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 11:31:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[emekli ikramiyesinin kayıt ve sınırlama olmaksızın tamamının haczi kabildir]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli Sandığınca Ödenen/Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı - Haczedilemeyeceği Yönünde Hüküm Bulunmadığı Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği]]></category>
		<category><![CDATA[mekli Sandığınca Ödenen Emekli İkramiyesi - Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği/Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4977</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2010/2308 K. 2010/4023 T. 23.2.2010 • EMEKLİ İKRAMİYESİ ( Emekli Sandığınca Ödenen/Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı &#8211; Haczedilemeyeceği Yönünde Hüküm Bulunmadığı Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği ) • HACZİ CAİZ OLAN ŞEYLER ( Emekli Sandığınca Ödenen Emekli İkramiyesi &#8211; Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği/Gelir Aylık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><h4 style="text-align: justify;">T.C.</h4>
<h4 style="text-align: justify;">YARGITAY</h4>
<h4 style="text-align: justify;">12. HUKUK DAİRESİ</h4>
<h4 style="text-align: justify;">E. 2010/2308</h4>
<h4 style="text-align: justify;">K. 2010/4023</h4>
<h4 style="text-align: justify;">T. 23.2.2010</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• EMEKLİ İKRAMİYESİ ( Emekli Sandığınca Ödenen/Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı &#8211; Haczedilemeyeceği Yönünde Hüküm Bulunmadığı Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• HACZİ CAİZ OLAN ŞEYLER ( Emekli Sandığınca Ödenen Emekli İkramiyesi &#8211; Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği/Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• HACİZ ( Emekli Sandığınca Ödenen Emekli İkramiyesi &#8211; Gelir Aylık ve Ödenek Niteliğinde Olmadığı/Haczedilemeyeceği Yönünde Hüküm Bulunmadığı Kayıt ve Sınırlamalara Tabi Tutulmaksızın Tamamının Haczedilebileceği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;"></h4>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZET : </strong>Emekli Sandığınca şartları oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan emekli ikramiyesi, gelir, aylık ve ödenek niteliğinde olmadığı gibi, bu paranın haczedilemeyeceği yönünde gerek 5510 Sayılı Kanunda gerekse İİK. nun 82 ve 83. maddelerinde herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda emekli ikramiyesi, kayıt ve sınırlamalara tabi tutulmaksızın tamamının haczi kabildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA : </strong>Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KARAR : </strong>5510 Sayılı Kanunun 17.4.2008 tarih ve 5754 Sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 93. maddesinin birinci fıkrasına göre, bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri 88. maddeye göre takip ve takibi gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Emekli Sandığınca şartları oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan emekli ikramiyesi, anılan madde kapsamında sayılan gelir, aylık ve ödenek niteliğinde olmadığı gibi, bu paranın haczedilemeyeceği yönünde gerek 5510 Sayılı Kanunda gerekse İİK. nun 82 ve 83. maddelerinde herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda emekli ikramiyesinin anılan kanun ve maddelerde gösterilen kayıt ve sınırlamalara tabi tutulmaksızın tamamının haczi kabildir. O halde mahkemece şikayetin reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.&#8217;nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4977"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Femekli-ikramiyesinin-kayit-ve-sinirlama-olmaksizin-tamaminin-haczi-kabildir.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Emekli+ikramiyesinin+kay%C4%B1t+ve+s%C4%B1n%C4%B1rlama+olmaks%C4%B1z%C4%B1n+tamam%C4%B1n%C4%B1n+haczi+kabildir'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Femekli-ikramiyesinin-kayit-ve-sinirlama-olmaksizin-tamaminin-haczi-kabildir.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Emekli+ikramiyesinin+kay%C4%B1t+ve+s%C4%B1n%C4%B1rlama+olmaks%C4%B1z%C4%B1n+tamam%C4%B1n%C4%B1n+haczi+kabildir'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/emekli-ikramiyesinin-kayit-ve-sinirlama-olmaksizin-tamaminin-haczi-kabildir.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vekaletnamede Azhu Kabza Yetkisinin Olmaması &#8211; HMK 74 Gereği İptal Kararı</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/vekaletnamede-azhu-kabza-yetkisinin-olmamasi-hmk-74-geregi-iptal-karari.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/vekaletnamede-azhu-kabza-yetkisinin-olmamasi-hmk-74-geregi-iptal-karari.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 11:25:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[Vekaletnamede Azhu Kabza Yetkisinin Olmaması - HMK 74 Gereği İptal Kararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4972</guid>
		<description><![CDATA[T.C. İZMİR 9. İCRA HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2012/283 Esas KARAR NO : 2012/314 TAKİP NO : 2005/….19.İcra Müdürlüğü ŞİKAYETÇİ : …. ÖZEL İDARESİ VEKİLİ :Av…….. Bornova/ İZMİR KARŞI TARAFLAR 1- ……………….. – Dumlupınar Mah….. Sokak No:…… Buca/ İZMİR 2- …….. TAAH SAN TİC LTD ŞTİ -Mimar Sinan Cad [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">T.C.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İZMİR 9. İCRA HUKUK MAHKEMESİ</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">GEREKÇELİ KARAR</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">TÜRK MİLLETİ ADINA</span><br />
<span style="color: #000000;"> ESAS NO : 2012/283 Esas</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">KARAR NO : 2012/314</span><br />
<span style="color: #000000;"> TAKİP NO : 2005/….19.İcra Müdürlüğü</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ŞİKAYETÇİ : …. ÖZEL İDARESİ</span><br />
<span style="color: #000000;"> VEKİLİ :Av……..</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bornova/ İZMİR</span><br />
<span style="color: #000000;"> KARŞI TARAFLAR 1- ……………….. – Dumlupınar Mah….. Sokak No:…… Buca/ İZMİR</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- …….. TAAH SAN TİC LTD ŞTİ -Mimar Sinan Cad No:…..D:…. Alsancak İZMİR</span><br />
<span style="color: #000000;"> TALEP : Memur Muamelesini Şikayet</span><br />
<span style="color: #000000;"> TALEP TARİHİ : 09.04.2012</span><br />
<span style="color: #000000;"> KARAR TARİHİ : 11.04.2012</span><br />
<span style="color: #000000;"> KARAR YAZMA TRH : 17.04.2012</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şikayetçi vekili tarafından verilen dilekçe üzerine dosya incelendi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</span><br />
<span style="color: #000000;"> Şikayetçi vekili, borçlu ……………. hakkında yapılan takipte maaşı üzerine haciz konulup, kesintilerin icra dosyasına gönderildiğini, tahsili için başvurduklarında icra müdürlüğünce ahz-u kabze yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğinin, 6100 sayılı HMK 74. maddede vekaletnamede özel yetki verilmesi gereken hallerin</span><br />
<span style="color: #000000;"> sayıldığını, dolası ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen vekaletnamelerde ahz-u kabze yetkisinin özel olarak verilmediğini, dolayısı ile 14.12.2011 tarihli vekaletnamede ayrıca belirtilmediğini ileri sürerek icra müdürlüğün 05.04.2012 tarihli kararının iptalini talep etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İcra dosyasının incelemesinde, şikayetçi tarafından ilama dayanılarak 09.08.2005 tarihinde takibe girişildiği, borçlulardan ……….’ün maaşı üzerine haciz konulduğu, kesintilerin dosyaya bildirildiği, avukat Hamdi Çiyiltepe vd.’ye ait İzmir 5. Noterliğinin 14.12.2011 tarih 15911 yevmiye numaralı vekaletnamenin dosyaya sunulduğu,</span><br />
<span style="color: #000000;"> alacaklı vekilince 05.04.2012 tarihinde dosyadaki tahsilatın kendisine ödenmesinin istendiği, müdürlükçe aynı gün “anılan vekaletnamede açıkça para çekme (ahz-u kabze) yetkisi verilmemiş olduğundan para ödenmesi talebinin reddine karar verildiği” görülmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1086 sayılı HUMK’nin 63. maddesinde “mahkumunbihi kabz” için vekaletnamede özel yetki aranmış iken, 6100 sayılı HMK vekalette özel yetki verilmesi gerektiren hallerin düzenlendiği, 74. maddede ahz-u kabze yetkisi özel yetki olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle 6100 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen vekaletname ile icra</span><br />
<span style="color: #000000;"> dosyasından tahsilat yapılması talebinin kabulü gerekirken, reddidoğru bulunmayarak şikayet kabul edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">HÜKÜM:</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1- Şikayetçinin talebinin KABULÜNE,</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2- İcra Müdürlüğünün 05.04.2012 tarihli red kararının İPTALİNE,</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3- Şikayet kabul edildiğinden istek halinde harcın iadesine,</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4-Avansın kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,</span><br />
<span style="color: #000000;"> Dair, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın şikayetçiye tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmaküzere karar verildi. 11/04/2012</span></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4972"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fvekaletnamede-azhu-kabza-yetkisinin-olmamasi-hmk-74-geregi-iptal-karari.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Vekaletnamede+Azhu+Kabza+Yetkisinin+Olmamas%C4%B1+-+HMK+74+Gere%C4%9Fi+%C4%B0ptal+Karar%C4%B1'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fvekaletnamede-azhu-kabza-yetkisinin-olmamasi-hmk-74-geregi-iptal-karari.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Vekaletnamede+Azhu+Kabza+Yetkisinin+Olmamas%C4%B1+-+HMK+74+Gere%C4%9Fi+%C4%B0ptal+Karar%C4%B1'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/vekaletnamede-azhu-kabza-yetkisinin-olmamasi-hmk-74-geregi-iptal-karari.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/beraat-eden-sanik-vekili-lehine-vekalet-ucreti.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/beraat-eden-sanik-vekili-lehine-vekalet-ucreti.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 11:06:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[6136 SK'ya Aykırılık/Örgüt Üyesi Olma ve Fuhuş Suçları - Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği]]></category>
		<category><![CDATA[Beraat Eden Sanık Vekili Lehine Vekalet Ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4967</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2007/9222 K. 2007/8495 T. 3.12.2007 • ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU&#8217;NA AYKIRILIK ( Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği ) • ÖRGÜT ÜYESİ OLMA VE FUHUŞ SUÇLARI ( Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği ) • VEKALET ÜCRETİ ( 6136 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><h4 style="text-align: justify;">T.C.</h4>
<h4 style="text-align: justify;">YARGITAY</h4>
<h4 style="text-align: justify;">8. CEZA DAİRESİ</h4>
<h4 style="text-align: justify;">E. 2007/9222</h4>
<h4 style="text-align: justify;">K. 2007/8495</h4>
<h4 style="text-align: justify;">T. 3.12.2007</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU&#8217;NA AYKIRILIK ( Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• ÖRGÜT ÜYESİ OLMA VE FUHUŞ SUÇLARI ( Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği )</h4>
<h4 style="text-align: justify;">• VEKALET ÜCRETİ ( 6136 SK&#8217;ya Aykırılık/Örgüt Üyesi Olma ve Fuhuş Suçları &#8211; Vekille Temsil Edilip Berat Eden Sanık Yararına Vekalet Ücretine Karar Verilmesi Gereği )</h4>
<p style="text-align: justify;">Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 13</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZET : </strong>6136 SK&#8217;ya aykırılık, örgüt üyesi olma ve fuhuş suçlarından yapılan yargılama sonunda sanıkların bir kısmının cezalandırılmasına ve bir kısmının ise beraatına karar verilmiştir. Berat eden ve kendilerini vekille temsil ettiren sanıklar yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi&#8217;nin 13/son maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun göz önünde bulundurulmaması hatalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA : </strong>6136 Sayılı Kanuna aykırılık, örgüt üyesi olma ve fuhuş suçlarından sanık Şeref, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve fuhuş suçlarından sanıklar Hacı, Şahin ile örgüt üyesi olma ve fuhuş suçlarından sanıklar Ayşe, Muzaffer, Ufuk, Serkan, Doğan, Tuğrul, Necati ve Şenol&#8217;un yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar Hasan, Şahin, Ayşe, Muzaffer, Ufuk, Serkan, Şeref ve Doğan&#8217;ın hükümlülüklerine ve zoralıma; sanıklar Necati ile Şenol&#8217;un beratlarına dair ( ANKARA ) 11. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nden verilen 28.03.2007 gün ve 58 Esas, 80 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay&#8217; ca duruşmalı olarak incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı&#8217;ndan tebliğname ile 27.09.2007 günü daireye gönderilmekle incelendi:</p>
<p style="text-align: justify;">Gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KARAR : </strong>5237 sayılı TCK&#8217; nun 52/4. madde ve fıkrasında cezaya ilişkin bir indirim hükmü içermeyip, hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesinin düzenlendiğinden, sanıklar müdafilerinin &#8220;kanuni ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına ilişkin talepleri taksitlendirmeyi kapsamadığından, tebliğnamedeki ( 3 ) nolu bozma düşüncesine katılınmamış, örgüt mensubu olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK&#8217;nun 58/9. madde ve fıkrası uyarınca, mükerirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık Hacı müdafiinin duruşma isteğinin CMUK&#8217;nun 318. maddesi uyarınca oybirliği ile ( REDDİNE ),</p>
<p style="text-align: justify;">Dosya üzerinde yapılan incelemede;</p>
<p style="text-align: justify;">Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanıklar Hacı ve Şahin liderliğinde kurulan örgüt çatısı altında, sanıklar Ayşe, Muzaffer, Ufuk, Serkan, Şeref, Doğan&#8217;ın biraraya gelerek, tam bir işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı ve disiplinli biçimde hareket ederek, hayat kadını olarak geçimini temin eden mağdureleri baskı ve tehditle kendilerine tabi olarak çalışmaya zorladıkları, kendilerinden ayrılmak isteyen veya haklarında resmi mercilere şikayete bulunan mağdureleri, yine baskı ve tehdit kullanmak suretiyle yıldırıp ayrılmalarından ve şikayetlerinden vazgeçirdikleri, mağdureleri müşterilere örgüt üyeleri aracılığı ile götürüp getirdikleri, işe çıkan mağdurelerin çıktıkları iş hakkında örgüt üyelerine bilgi verdiği, kimin ne kadar işe çıktığı ile ilgili kayıt bulunduğu; yine bu alanda kendilerine rakip olarak gördükleri kişileri ve evlerini kurşunlayarak onları da yıldırmaya, korkutmaya ve sindirmeye çalıştıkları, örgüte yönelik yapılan operasyon kapsamında yakalanan örgüt üyeleri ve evlerinde, ruhsatsız tabanca, pompalı tüfek, değişik miktarlarda mermi ele geçtiği gibi, bir kısım örgüt üyelerinin öncesinde ruhsatsız tabanca yakalattıkları ve haklarında 6136 Sayılı Yasaya aykırılıktan işlem de yapıldığı ve bu şekli ile örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla:</p>
<p style="text-align: justify;">1- Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanıklar Hacı ve Şahin hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme ile fuhuş, sanıklar Ayşe, Muzaffer, Ufuk, Serkan, Şeref ve Doğan hakkında örgüt üyesi olma ve fuhuş ile sanık Şeref hakkında 6135 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme ilişkin sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, adı geçen sanıklar hakkındaki hükmün istem gibi oybirliği ile ( ONANMASINA ),</p>
<p style="text-align: justify;">2- Sanıklar Necati ve Şenol hakkında verilen berat kararına ilişkin sanıklar müdafiinin temyizine gelince;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Beraat eden ve kendilerini vekille temsil ettiren sanıklar yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi&#8217;nin B/son madde ve fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Necati ve Şenol müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), 03.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4967"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fberaat-eden-sanik-vekili-lehine-vekalet-ucreti.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Vekille+Temsil+Edilip+Berat+Eden+San%C4%B1k+Yarar%C4%B1na+Vekalet+%C3%9Ccretine+Karar+Verilmesi+Gere%C4%9Fi'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fberaat-eden-sanik-vekili-lehine-vekalet-ucreti.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Vekille+Temsil+Edilip+Berat+Eden+San%C4%B1k+Yarar%C4%B1na+Vekalet+%C3%9Ccretine+Karar+Verilmesi+Gere%C4%9Fi'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/beraat-eden-sanik-vekili-lehine-vekalet-ucreti.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhale Hukukunda Yaptırımlar</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/ihale-hukukunda-yaptirimlar.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/ihale-hukukunda-yaptirimlar.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 10:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4960</guid>
		<description><![CDATA[İhale sürecinde başarı sağlayabilmek adına şirketlerin 4734 sayılı Kanun’u bilmek ve hatta belki bir hukukçudan fazla Kanun’un maddelerine hâkim olmak isteği anlaşılabilir ve haklı bir istek olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte;  hukuki bilgi ile teknik bilginin eş güdümlü savunulması sonuçta ise hem teknik ihtiyaçlara cevap veren ve hem de hukuka uygun karar elde etme şansı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;">İhale sürecinde başarı sağlayabilmek adına şirketlerin 4734 sayılı Kanun’u bilmek ve hatta belki bir hukukçudan fazla Kanun’un maddelerine hâkim olmak isteği anlaşılabilir ve haklı bir istek olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte;  hukuki bilgi ile teknik bilginin eş güdümlü savunulması sonuçta ise hem teknik ihtiyaçlara cevap veren ve hem de hukuka uygun karar elde etme şansı ne yazık ki düşüktür.İhale hukukunun doğrudan muhatabı olan idareler ve yükleniciler, Kanunda öngörülen kuralları bir yana, ihtiyaçları ve teklif dosyalarını diğer yana<span id="more-4960"></span> koyup; hukuk formasyonu almış meslek erbaplarınca dahi her daim tartışmalı olan birtakım hukuki konulara temas etmekte; ortaya çıkan sonucun “isabet derecesini” de çoğu zaman Kamu İhale Kurulu (KİK)  tayin ve “takdir etmekte”dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anayasa’nın “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” amir hükmü ve hukuk devletinin bir gereği olarak elbette KİK kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Ancak idarelerle yükleniciler arasındaki ilişkilerin ve sektörün kendine özgü yapısı ve işin niteliği nedeniyle şikayet itirazen şikayet ve bunun sonucunda tesis olunan işlemler karşısında artık zaman kaybı gibi görülen yargı yoluna çok sık başvurulmadığı gözlenmektedir. Danıştay 13. Dairesi’nin temyiz mercii olarak karara bağladığı uyuşmazlık sayısı ve karar konuları incelendiğinde bu gözlemimiz doğrulanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hal böyle olunca, hukukilik denetimi yapılmamış kararlar uygulamaya şekil verir hale gelmekte; kararların hukukiliği ise hep bir soru işareti olarak kalmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin idarece teslim saati 16:00 olarak belirlenmesine rağmen aşırı düşük sorgusuna ilişkin açıklamaların 16:05 ‘te teslim edilmesi nedeniyle teklifi değerlendirme dışı bırakılan firma tarafından itirazen şikayet yoluna başvurulan bir dosyada Kurul;</p>
<p style="text-align: justify;">“Kamu İhale Mevzuatında açıklamaların sunulması için öngörülecek tarihlerde saat belirlenmemesi gerektiğini veya belirlenecek saatlerin mesai bitim saatinden önce olması gerektiğini ifade eden herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, idare tarafından …. günü saat 16:00’ nın açıklama sunulması için son gün ve saat olarak belirlenmesinde mevzuata aykırılık tespit edilmemiştir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Gerekçesi ile başvurunun reddine karar vermiştir. Karar hakkında küçük bir zihin jimnastiği yapalım;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İdarenin aşırı düşük sorgulamasına ilişkin açıklamalarının saat 16:00 ‘da teslim olunacağına dair işlemi tek başına dava konusu edilebilir bir işlemdir; yürürlükte olan mevzuat karşısında kanaatimizce işlem hukuka aykırılık teşkil etmektedir. İşlemin ilgilisine tebliği tarihinden itibaren dava açma süresi (60 gün) geçmemiş ise; Kurul kararı ile birlikte anılan idari işleme dava açılması halinde her iki işlemin iptali yoluna gidilebilecektir.</li>
<li>Zararlandırıcı sonuç daha geç ortaya çıktığından, dava açma süresinde dava konusu edilmeyen bu işlem idari işlemlerin temel özelliği gereği hukuka uygun kabul edilebilecek; bu gerekçe hukuken daha makul karşılanabilecektir.</li>
<li>Kurul, saat belirlenmemesi veya belirlenecek saatlerin mesai saati bitiminden önce belirlenmemesi gerektiği konusunda mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığından bahisle, salt bu gerekçe ile başvuruyu reddetmiştir</li>
<li>Mevzuatta gerçekten Kurul’un işaret ettiği yönde hükümler bulunmamaktadır. Buna göre idarenin mevzuatta açıkça yasak olmayan her şeyi yapma hakkı olduğu sonucuna mı varılacaktır?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Sorunun çözümü; takdir hakkı ve kamu yararı eksenine kaymakta ve fakat Kurul ( bir yargı organı olmaması gerekçesine sığınarak ve fakat idare işlemlerinin kamu yararına uygun olma zorunluluğunu göz ardı ederek) bu hususu tartışmaksızın red kararı verebilmektedir. Oysa; kanunun idareye tam bir takdir yetkisi verdiği bahsedilen hallerde dahi, idari yargı yerleri kanun koyucunun amacını yorumlamak suretiyle idareyi bu amaca uygun işlem yapmaya zorlayabilmekte ve bu halde işlemlerin hukukilik ve yerindelik alanlarının sınırları bizzat hâkim tarafından belirlenmekte yani “kanuni takdir yetkisi” “yargısal bağlı yetki” ye dönüşmektedir<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/B%C4%B0R%20SA%C3%87%20BA%C5%9E%20YOLMA%20GEREKE%C3%87ES%C4%B0%20OLARAK%20%20%20K%C4%B0K%20KARARLARI%20TAKD%C4%B0R%20HAKKI%20-%2004.05.2012.doc#_ftn1">[1]</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilhassa kamunun milyonlarca lira zarara uğramasına neden olabilecek ihale uyuşmazlıklarında idarelerin kimi zaman açıkça hukuka aykırı işlemleri ile  Kurul’un kamu yararına aykırı sonuçlar doğuran kararlarına karşı yargı yoluna gidilmesinin sistemi tıkanmaktan kurtarabileceği kanaatindeyiz.</p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/B%C4%B0R%20SA%C3%87%20BA%C5%9E%20YOLMA%20GEREKE%C3%87ES%C4%B0%20OLARAK%20%20%20K%C4%B0K%20KARARLARI%20TAKD%C4%B0R%20HAKKI%20-%2004.05.2012.doc#_ftnref1">[1]</a>ALAN Nuri, <em>“Konu unsuru bakımından takdir yetkisi ve kanuna aykırılık”</em>, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler I, Ankara 1976, s. 334. OYTAN Muammer, <em>“Türkiyede İdari Yargı Denetimin Sınırları”,</em> Türk İdare Dergisi, AKYILMAZ Bahtiyar, İdari Usul İlkeleri Işığında İdari İşlemin Yapılış Usulü, AZRAK Ali Ülkü, <em>“İdari yargı denetiminin sınırı olarak idarenin takdir yetkisi”</em>, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, yıl 6, sayı 1-3, s. 25.</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4960"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fihale-hukukunda-yaptirimlar.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C4%B0hale+Hukukunda+Yapt%C4%B1r%C4%B1mlar'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fihale-hukukunda-yaptirimlar.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C4%B0hale+Hukukunda+Yapt%C4%B1r%C4%B1mlar'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/ihale-hukukunda-yaptirimlar.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdarenin Takdir Hakkı</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/idarenin-takdir-hakki.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/idarenin-takdir-hakki.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 10:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı düşük sorgu]]></category>
		<category><![CDATA[İdarenin Takdir Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu ihale mevzuatında takdir hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu yararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4948</guid>
		<description><![CDATA[İhale sürecinde başarı sağlayabilmek adına şirketlerin 4734 sayılı Kanun’u bilmek ve hatta belki bir hukukçudan fazla Kanun’un maddelerine hâkim olmak isteği anlaşılabilir ve haklı bir istek olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte;  hukuki bilgi ile teknik bilginin eş güdümlü savunulması sonuçta ise hem teknik ihtiyaçlara cevap veren ve hem de hukuka uygun karar elde etme şansı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;">İhale sürecinde başarı sağlayabilmek adına şirketlerin 4734 sayılı Kanun’u bilmek ve hatta belki bir hukukçudan fazla Kanun’un maddelerine hâkim olmak isteği anlaşılabilir ve haklı bir istek olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte;  hukuki bilgi ile teknik bilginin eş güdümlü savunulması sonuçta ise hem teknik ihtiyaçlara cevap veren ve hem de hukuka uygun karar elde etme şansı ne yazık ki düşüktür. İhale hukukunun doğrudan muhatabı olan idareler ve yükleniciler, Kanunda öngörülen kuralları bir yana, ihtiyaçları ve teklif dosyalarını diğer yana koyup; hukuk <span id="more-4948"></span>formasyonu almış meslek erbaplarınca dahi her daim tartışmalı olan birtakım hukuki konulara temas etmekte; ortaya çıkan sonucun “isabet derecesini” de çoğu zaman Kamu İhale Kurulu (KİK)  tayin ve “takdir etmekte”dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anayasa’nın “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” amir hükmü ve hukuk devletinin bir gereği olarak elbette KİK kararlarına karşı yargı yolu açıktır. Ancak idarelerle yükleniciler arasındaki ilişkilerin ve sektörün kendine özgü yapısı ve işin niteliği nedeniyle şikayet itirazen şikayet ve bunun sonucunda tesis olunan işlemler karşısında artık zaman kaybı gibi görülen yargı yoluna çok sık başvurulmadığı gözlenmektedir. Danıştay 13. Dairesi’nin temyiz mercii olarak karara bağladığı uyuşmazlık sayısı ve karar konuları incelendiğinde bu gözlemimiz doğrulanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hal böyle olunca, hukukilik denetimi yapılmamış kararlar uygulamaya şekil verir hale gelmekte; kararların hukukiliği ise hep bir soru işareti olarak kalmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin idarece teslim saati 16:00 olarak belirlenmesine rağmen aşırı düşük sorgusuna ilişkin açıklamaların 16:05 ‘te teslim edilmesi nedeniyle teklifi değerlendirme dışı bırakılan firma tarafından itirazen şikayet yoluna başvurulan bir dosyada Kurul;</p>
<p style="text-align: justify;">“Kamu İhale Mevzuatında açıklamaların sunulması için öngörülecek tarihlerde saat belirlenmemesi gerektiğini veya belirlenecek saatlerin mesai bitim saatinden önce olması gerektiğini ifade eden herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, idare tarafından …. günü saat 16:00’ nın açıklama sunulması için son gün ve saat olarak belirlenmesinde mevzuata aykırılık tespit edilmemiştir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Gerekçesi ile başvurunun reddine karar vermiştir. Karar hakkında küçük bir zihin jimnastiği yapalım;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İdarenin aşırı düşük sorgulamasına ilişkin açıklamalarının saat 16:00 ‘da teslim olunacağına dair işlemi tek başına dava konusu edilebilir bir işlemdir; yürürlükte olan mevzuat karşısında kanaatimizce işlem hukuka aykırılık teşkil etmektedir. İşlemin ilgilisine tebliği tarihinden itibaren dava açma süresi (60 gün) geçmemiş ise; Kurul kararı ile birlikte anılan idari işleme dava açılması halinde her iki işlemin iptali yoluna gidilebilecektir.</li>
<li>Zararlandırıcı sonuç daha geç ortaya çıktığından, dava açma süresinde dava konusu edilmeyen bu işlem idari işlemlerin temel özelliği gereği hukuka uygun kabul edilebilecek; bu gerekçe hukuken daha makul karşılanabilecektir.</li>
<li>Kurul, saat belirlenmemesi veya belirlenecek saatlerin mesai saati bitiminden önce belirlenmemesi gerektiği konusunda mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığından bahisle, salt bu gerekçe ile başvuruyu reddetmiştir</li>
<li>Mevzuatta gerçekten Kurul’un işaret ettiği yönde hükümler bulunmamaktadır. Buna göre idarenin mevzuatta açıkça yasak olmayan her şeyi yapma hakkı olduğu sonucuna mı varılacaktır?</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Sorunun çözümü; takdir hakkı ve kamu yararı eksenine kaymakta ve fakat Kurul ( bir yargı organı olmaması gerekçesine sığınarak ve fakat idare işlemlerinin kamu yararına uygun olma zorunluluğunu göz ardı ederek) bu hususu tartışmaksızın red kararı verebilmektedir. Oysa; kanunun idareye tam bir takdir yetkisi verdiği bahsedilen hallerde dahi, idari yargı yerleri kanun koyucunun amacını yorumlamak suretiyle idareyi bu amaca uygun işlem yapmaya zorlayabilmekte ve bu halde işlemlerin hukukilik ve yerindelik alanlarının sınırları bizzat hâkim tarafından belirlenmekte yani “kanuni takdir yetkisi” “yargısal bağlı yetki” ye dönüşmektedir<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/B%C4%B0R%20SA%C3%87%20BA%C5%9E%20YOLMA%20GEREKE%C3%87ES%C4%B0%20OLARAK%20%20%20K%C4%B0K%20KARARLARI%20TAKD%C4%B0R%20HAKKI%20-%2004.05.2012.doc#_ftn1">[1]</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilhassa kamunun milyonlarca lira zarara uğramasına neden olabilecek ihale uyuşmazlıklarında idarelerin kimi zaman açıkça hukuka aykırı işlemleri ile  Kurul’un kamu yararına aykırı sonuçlar doğuran kararlarına karşı yargı yoluna gidilmesinin sistemi tıkanmaktan kurtarabileceği kanaatindeyiz.</p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/B%C4%B0R%20SA%C3%87%20BA%C5%9E%20YOLMA%20GEREKE%C3%87ES%C4%B0%20OLARAK%20%20%20K%C4%B0K%20KARARLARI%20TAKD%C4%B0R%20HAKKI%20-%2004.05.2012.doc#_ftnref1">[1]</a>ALAN Nuri, <em>“Konu unsuru bakımından takdir yetkisi ve kanuna aykırılık”</em>, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler I, Ankara 1976, s. 334. OYTAN Muammer, <em>“Türkiyede İdari Yargı Denetimin Sınırları”,</em> Türk İdare Dergisi, AKYILMAZ Bahtiyar, İdari Usul İlkeleri Işığında İdari İşlemin Yapılış Usulü, AZRAK Ali Ülkü, <em>“İdari yargı denetiminin sınırı olarak idarenin takdir yetkisi”</em>, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, yıl 6, sayı 1-3, s. 25.</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4948"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fidarenin-takdir-hakki.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C4%B0darenin+Takdir+Hakk%C4%B1'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fidarenin-takdir-hakki.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='%C4%B0darenin+Takdir+Hakk%C4%B1'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/idarenin-takdir-hakki.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşit Muamele İlkesi</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/esit-muamele-ilkesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/esit-muamele-ilkesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 10:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Muamele İlkesi]]></category>
		<category><![CDATA[itirazen şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[kamu ihale avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[kik başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[kik dava avukat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4946</guid>
		<description><![CDATA[Eşit muamele ilkesi 4734 sayılı Kanunun 56. Maddesinin 2. Fıkrası’nda düzenlenmiştir. Buna göre; Kurum itirazen şikayet başvurularını başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlal edilip edilmediği açılarından inceler. İdare tarafından şikâyet veya itirazen şikâyet üzerine alınan ihalenin iptal edilmesi işlemine karşı yapılacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;">Eşit muamele ilkesi 4734 sayılı Kanunun 56. Maddesinin 2. Fıkrası’nda düzenlenmiştir. Buna göre; <em>Kurum itirazen şikayet başvurularını başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlal edilip edilmediği açılarından inceler. İdare tarafından şikâyet veya itirazen şikâyet üzerine alınan ihalenin iptal edilmesi işlemine karşı yapılacak itirazen. Şikâyet başvuruları ise idarenin iptal gerekçeleriyle sınırlı incelenir.</em>İhalede yaklaşık maliyetin altında ve fakat <span id="more-4946"></span>sınır değerin üzerinde kalan firma;  sınır değerin altında kalan ve idarece aşırı düşük sorgulama sonucu teklifi en avantajlı teklif bulunan firmanın teklifinin “aşırı düşük sorgusunun” hukuka aykırılığını ileri sürdüğünde Kamu İhale Kurumu sınır değerin altında kalan tüm firma tekliflerini incelemekte ve bilhassa Kamu İhale Genel Tebliği ile belirlenmiş sıkı şekil şartlarına aykırılık teşkil eden ve işin gerçekten o fiyata yapılabilirliğini hiçbir şekilde etkilemeyen belki gözden kaçan <em>her ayrıntı;</em> ihale konusu işi sınır değer üzerinde kalan ve teklifi sorgulanmayacak olan firmaya yaklaştırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada <em>Kamu İhale  Kurulunca yapılan inceleme başvuru sahibinin iddiaları ile sınırlı olduğundan şikayet başvurusuna<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftn1"><strong>[1]</strong></a> ve itirazen şikayet başvurusuna<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftn2"><strong>[2]</strong></a> konu edilecek hususlar ilkenin sınırlarını belirlemekle birlikte, Kurul’un eşit muamele ilkesini geniş yorumladığı görülmektedir</em><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftn3"><em><strong>[3]</strong></em></a><em>.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Anılan mevzuatta Kurul’a tanınan yetkinin idarenin tesis ettiği bir işlemin benzer durumda istekliler arasında meydana getirebileceği adaletsizliğin ortadan kaldırılabilmesi için tanınmış sınırlı bir yetki olduğu kanaatindeyiz.  Yetkinin geniş yorumlanması ise ihale komisyonunun işin teklif olunan maliyetlerle yapılabilirliği konusundaki asli takdir yetkisini fiilen ortadan kaldıracak ve hizmet gereklerine ikinci plana itilmesine neden olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Zira nitelik itibariyle “tali” ve “sonradan giderilebilir” birtakım eksiklikler nedeniyle <span style="text-decoration: underline;">Kurul’ca</span> aşırı düşük tekliflerin değerlendirme dışı bırakılması bir yandan sınır değerin üzerindeki teklif sahipleri lehine hakkaniyete aykırı sonuçların ortaya çıkmasına neden olurken,  en düşük teklifin kimi zaman ekonomik açıdan en avantajlı teklif de olabileceği göz ardı edilerek kamunun zararına da sebebiyet verilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öte yandan sınır değerin 1 TL üzerindeki tekliflerin aşırı düşük sorgusuna tabi tutulmadığı için hukuka uygunluk açısından incelenemediği düşünüldüğünde, şikâyet hakkının kötüye kullanımı hallerinde uygulamada bizatihi eşit muamele ilkesine aykırı sonuçların doğması sorunu da göz ardı edilmemelidir.</p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftnref1">[1]</a> İhalelere Yönelik Yapılacak Başvurular Hakkında Yönetmeliğin <em>“Başvuruların şekil unsurları” </em>başlıklı 8 inci maddesinin onuncu fıkrasında; “<em>İdarenin şikayet üzerine aldığı kararda belirtilen hususlar hariç, şikayet başvurusunda belirtilmeyen hususlar itirazen şikayet başvurusuna konu edilemez”</em> denilmektedir.</p>
</div>
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftnref2">[2]</a> İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğin <em>“Kurum tarafından yapılacak işlemler”</em> başlıklı 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında; <em>“İdareye başvuru konularının yanı sıra yeni konular da eklenerek Kuruma başvurulması halinde ise, itirazen şikayet başvurusunun incelenmesinde idareye başvuru konusu edilmeyen hususlar dikkate alınmaz.”</em>denilmektedir.<em> </em></p>
</div>
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/E%C5%9Fit%20muamele%20ilkesi-T%C4%B0M.doc#_ftnref3">[3]</a>Kamu İhale Kurulu, 24.08.2009 tarih ve  2009/UY.I-2150 sayılı kararı. Kamu İhale Kurulu, 06.04.2010tarih ve  2010/UM.I-977 sayılı kararı. Kamu İhale Kurulu ,21.03.2011 tarih ve 2011/UY.II-1073 sayılı kararı.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4946"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fesit-muamele-ilkesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='E%C5%9Fit+Muamele+%C4%B0lkesi'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Fesit-muamele-ilkesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='E%C5%9Fit+Muamele+%C4%B0lkesi'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/esit-muamele-ilkesi.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fiyat Farkı Uygulaması</title>
		<link>http://www.metinozderin.av.tr/fiyat-farki-uygulamasi-hakkinda-sorun-ve-belirsizlikler.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye</link>
		<comments>http://www.metinozderin.av.tr/fiyat-farki-uygulamasi-hakkinda-sorun-ve-belirsizlikler.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 10:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Metin ÖZDERİN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Fiyat Farkı Uygulaması Hakkında Sorun Ve Belirsizlikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinozderin.av.tr/?p=4941</guid>
		<description><![CDATA[4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ( yazı devamında ESASLAR olarak anılacaktır) 31 Aralık 2002 tarih ve 24980 (3. Mükerrer)  sayılı gazetede yayımlanmıştır. Bilindiği üzere fiyat farkının uygulanabilmesi için idari şartname ve sözleşmede bu yönde hüküm bulunması zorunlu olup; bu husus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;">4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Yapım İşlerine İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslar hakkında Bakanlar Kurulu Kararı <em>( yazı devamında ESASLAR olarak anılacaktır)</em> 31 Aralık 2002 tarih ve 24980 (3. Mükerrer)  sayılı gazetede yayımlanmıştır. Bilindiği üzere fiyat farkının uygulanabilmesi için idari şartname ve sözleşmede bu yönde hüküm bulunması zorunlu olup; bu husus idarece belirlenecektir. Uygulamada  idari şartnamede &#8220;Yükleniciye Fiyat Farkı Verilecektir.&#8221; <span id="more-4941"></span> Hükmü olmasına rağmen, sözleşmede fiyat farkı verilmeyeceği yönünde madde olması halinde fiyat farkı uygulanamayacağı sonucuna varılmaktadır<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftn1">[1]</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Fiyat farkı hesabında dikkate alınacak indeks katsayıları ile ilgili olarak ise; İdare ESASLAR da belirtilen formülde ağırlıkları belirtilmiş her malzeme için Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo–2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun ilgili malzemenin bulunduğu satırına göre indeks belirleyebilecektir<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftn2">[2]</a>. İhaleyi yapan idare, ihale dokümanında işin niteliğine ve gereklerine göre herhangi bir ağırlık oranı temsil katsayısı (a, b1, b2, b3, b4, b5 ve c sabit katsayıları) belirlememiş olması halinde ise fiyat farkı hesaplanırken yalnızca Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından aylık yayımlanan (1994=100) bazlı Tablo–2: Toptan Eşya Fiyatları İndeks Sayıları Tablosunun &#8220;Genel&#8221; satırındaki sayı esas alınacağından bu durum bilhassa yükleniciler bakımından ciddi zararlara sebep olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Fiyat farkı hesaplamalarında idare ile yüklenici arasında çıkan imalata ilişkin uyuşmazlıklar <em>(özel birim fiyat uygulamaları, yeni birim fiyat oluşturulması, imalat uygulamalarında ortaya çıkan sorunlar… vb.)</em> bakımından Yüksek Fen Kurulu Kararları bulunmakta ise de<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftn3">[3]</a>, endeks sistemi ile ilgili Kurul’a intikal eden bir itiraza rastlanmamıştır. Sorunun çözümünde izlenebilecek hukuki yol aşağıda kısaca izah olunacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu kararlarına karşı Danıştay’da dava açılabilmektedir.  2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamakla birlikte; bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Bu noktada her ne kadar fiyat farkı hesaplamasına ilişkin ESASLAR’ı düzenleyen Bakanlar Kurulu Kararı’na karşı bir dava açılmamış ise de; düzenlemeye dayanarak tesis olunan işlemlerle birlikte dava açma süresinin yeniden başladığı ve fiyat farkı ödemelerine esas alınan formül ve tanımlamaların dava konusu edilebileceği unutulmamalıdır. Teknik özellikleri ağır basan bu düzenlemede, yargı yerince mutlak surette bilirkişi incelemesi çerçevesinde yargılama yapılacak olup; bu noktada formülasyonun hangi nedenlerle ihtiyaçlara cevap veremediğinin yeterli açıklıkta izahı son derece önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun, ihalelerle ilgili hukuka aykırılıklarda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (meslek odalarının) dava açmakta menfaati bulunduğu<a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftn4">[4]</a> yönündeki kararları dikkate alındığında; uygulamada sorun çıkaran hukuki düzenlemelerin meslek odaları tarafından da dava konusu edilebileceği ve ihtiyaçların örgütlü ve sistematik biçimde ifade olunmasının hukuki süreçte de daha etkili olabileceği kanaatindeyiz.</p>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftnref1">[1]</a>Yüksek Fen Kurulu, 14.09.2005 tarih 2005/092 ve sayılı kararı.</p>
</div>
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftnref2">[2]</a> TÜFE ( Tüketici Fiyat Endeksi) kabaca tüketicilerin sabit bir mal ve hizmetler sepetini satın alma maliyetindeki değişimleri ölçerken;  TEFE (Toptan Eşya Fiyat Endeksi) ham madde ve yarı mamulleri de içermekte ve fiyatın üreticiden dağıtım kanallarına geçerken ölçülmesi amaçlanmaktadır. Fiyat endekslerinin değerleri mutlak anlamda değil, göreceli olarak bir anlam taşır.</p>
<p>İhale mevzuatımızda atıf Devlet İstatistik Enstitüsü (kurum Türkiye İstatistik Kurumu olarak değiştirilmiştir)  tarafından 1994 yılı baz alınarak belirlenen TEFE endeksine yapılmıştır. 2003 yılında mal sepetleri güncellenerek aynı amaca hizmet eden  ÜFE (Üretici Fiyatları Endeksi) tanımlanmıştır.</p>
</div>
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftnref3">[3]</a> Yüksek Fen Kurulu, 31.05.2006 tarih 2006/022 ve sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu, 06.09.2006 tarih ve 2006/057 sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu Kararı, 19.01.2007 tarih ve 2007/003 sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu, 01.09.2009 tarih ve 2009/097 sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu, 02.02.2011 tarih ve 2011/3 sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu, 16.11.2011 tarih ve 2011/35 sayılı kararı. Yüksek Fen Kurulu Kararı, 12.10.2011 tarih ve 2011/32 sayılı kararı.</p>
</div>
<div>
<p><a href="file://nas/Public/0000%20OAB/000%20BEKLEYEN%20EVRAK/AR-GE/T%C4%B0M/F%C4%B0YAT%20FARKI%20UYGULAMASI%20HAKKINDA%20SORUN%20VE%20BEL%C4%B0RS%C4%B0ZL%C4%B0KLER.doc#_ftnref4">[4]</a> Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 18.06.2009 Tarih, 2009/1356 E., 2009/1679 K. sayılı kararı.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-4941"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><div class='shareaholic-like-buttonset' style='float:none;height:30px;'><a class='shareaholic-fblike' data-shr_layout='button_count' data-shr_showfaces='false' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Ffiyat-farki-uygulamasi-hakkinda-sorun-ve-belirsizlikler.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Fiyat+Fark%C4%B1+Uygulamas%C4%B1'></a><a class='shareaholic-tweetbutton' data-shr_count='horizontal' data-shr_href='http%3A%2F%2Fwww.metinozderin.av.tr%2Ffiyat-farki-uygulamasi-hakkinda-sorun-ve-belirsizlikler.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye' data-shr_title='Fiyat+Fark%C4%B1+Uygulamas%C4%B1'></a></div><div style="clear: both; min-height: 1px; height: 3px; width: 100%;"></div><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinozderin.av.tr/fiyat-farki-uygulamasi-hakkinda-sorun-ve-belirsizlikler.ozderin-avukatlik-burosu-ankara-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

