23 Eylül 2020 - Çarşamba
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Kamu İhale Hukuku » Danıştay 13. Daire Emsal Kararları » Hükme Esas Alınabilecek Rapor Elde Edinceye Kadar Bilirkişi İncelemesine Devam Edebileceği

Hükme Esas Alınabilecek Rapor Elde Edinceye Kadar Bilirkişi İncelemesine Devam Edebileceği

İhale Uyuşmazlıklarında Bilirkişi İncelemesi- Bilirkişi Raporunun Olayın  Özel Veya Teknik Bilgi Gerektiren Yönlerini Hiçbir Tereddüde Yer Vermeyecek Şekilde Aydınlatan Bilimsel Esaslara Dayalı Gerekçeleri İçermesi Gerektiği, Bu Nitelikte Olmayan Bilirkişi Raporlarının Hükme Esas Alınamayacağı, Mahkemenin Böyle Bir Durumda Yeni Bir Bilirkişi Heyeti Oluşturabileceği Ve Hükme Esas Alınabilecek Rapor Elde Edinceye Kadar Bilirkişi İncelemesine Devam Edebileceği Hakkında  

Danıştay 13. Dairesi’nin 13.11.2014 tarihli kararı:

                “…2577 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi İncelemesi” başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiş; anılan maddenin gerekçesinde, bilirkişinin raporunu mahkemece belirlenen sınırlar dâhilinde tümüyle maddi vakıalara hasrederek kendisine yöneltilen somut soruların bilimsel dayanaklarını açık ve anlaşılır biçimde göstermek ve eksiksiz olarak cevaplandırmak suretiyle hazırlaması ve ayrıca raporunu kaleme alırken özel ve teknik bilgi bağlamında uzman kimliği bulunmayan hâkimin ve tarafların anlayabileceği kavramları ve terimleri kullanmaya özen göstermesi gerektiği vurgulanmış; 281. maddesinde, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise hâkimin bilirkişinim/oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.

            Aktarılan düzenlemelere göre, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde bilirkişilerce hazırlanan raporların olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği, kural olarak bilirkişi raporunun hakimi bağlamayacağı ve hakimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.

                Dosyanın incelenmesinden; anahtar teslim götürü bedel usulüyle yapılan dava konusu ihaleye 13 isteklinin katıldığı, davacı şirketin teklif tutarının 14.160.000.-TL olduğu, sınır değerin 14.456.284,39.-TL olarak belirlendiği söz konusu ihalede teklifi sınır değerin altında kalan davacı şirketten 42 iş kaleminde aşırı düşük teklif açıklaması istenildiği, ihale komisyonunca davacı şirketin aşırı düşük açıklamasının, teklif cetvelindeki 53 iş kalemine ilişkin metraj ile idarenin belirlediği metraj arasında teklif tutarını önemli ölçüde değiştirebilecek oranda (%50’nin üzerinde) sapma olduğu gerekçesiyle uygun bulunmayarak teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı, davacı tarafından, 03.12.2012 tarihinde yapılan şikâyet başvurusunun reddi üzerine 20.12.2012 tarihinde itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, itirazen şikâyet dilekçesinde özetle; “Aşırı düşük teklif sorgulaması kapsamında Kamu İhale Genel Tebliği’nin 45. maddesine uygun şekilde açıklamada bulundukları, Tebliğde açıklamanın nasıl yapılacağının açıklandığı, ancak metrajların mukayesesine ilişkin düzenleme bulunmadığı, tekliflerini projeye göre oluşturdukları, işin yapımında yaklaşık maliyetteki metrajların baz alınmadığı, iş artışı iş eksilişi olduğunda yaklaşık maliyetteki metrajlara bakılmadan projeye göre yeniden metraj çıkarılarak hesaplama yapıldığı, idareye yaptıkları itirazda yaklaşık maliyetteki metraja göre fazla hesapladıkları metrajların da dikkate alınarak toplam tutar üzerinden değerlendirme yapılmasını talep etmelerine rağmen dikkate alınmadığı, örneğin idarenin 16.071/3, 16.070, 19.046/2, 21.011, 23.015/Y, 15.001/2. Y ve 265-501 poz numaralı iş kalemlerine ilişkin verdiği metrajlarda hatalar yaptığı” iddialarına yer verildiği; davacı şirketin aşırı düşük teklif sorgulaması kapsamında açıklama istenilen iş kalemleri için öngördüğü miktarlar ile idarenin yaklaşık maliyetin tespitinde bu kalemler için öngördüğü miktarlar arasında makul sayılamayacak ölçüde farklılık bulunduğu gerekçesiyle itirazen şikâyet başvurusunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

            Bir davada özel ve teknik bilgiye gerek bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla davanın çözümü için bilirkişiye başvurulup başvurulmayacağı mahkemelerce takdir edilerek karara bağlanacak hususlardan ise de, bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, bir şekilde uyuşmazlığın sonlandırılması değil, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip kişiler arasından seçilmesi gereken bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların, şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, gerekçeli, tatmin edici, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekir.

            Bakılan uyuşmazlıkta, idarenin yaklaşık maliyette belirlediği metrajlarda hata bulunup bulunmadığı hususunda Mahkemece özel bilgiye ihtiyaç duyularak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği; Mahkemece bilirkişiden, dosyadaki mevcut tüm bilgi ve belgelerle tarafların iddiaları değerlendirilmek suretiyle dava konusu ihalede davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılıp bırakılması konusunda ulaşılacak sonuca ilişkin rapor istenildiği; bilirkişi tarafından sunulan raporda, aşırı düşük teklif açıklaması istenilen 42 iş kalemi yerine davacı şirketin iddiaları dikkate alınarak işin büyük bir bölümünü etkileyeceği düşünülen 5 iş kalemine ilişkin inceleme yapıldığı; bilirkişi raporunun eklerinden, ihaleyi yapan idarece söz konusu ihaleye ilişkin detaylı bir çalışma (tüm demirler metrajları ve icmali 172 sayfa 3 takım, kalın demirler metrajları ve icmali 172 sayfa 3 takım, CD ortamında demir metrajları) yapıldığı, buna rağmen sunulan raporun denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; aşırı düşük teklif açıklaması istenilen 42 iş kaleminde idarenin yaklaşık maliyette belirlediği metrajlarda hata bulunup bulunulmadığı hususunda Mahkemece üç kişiden oluşan bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınabilir nitelikte olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararda hukukî isabet bulunmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle; temyiz istemlerinin kabulü…”

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates