19 Kasım 2017 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Anayasa Şikayeti » Anayasa Yargısı - Bireysel Başvuru » İdari Davalarda Karar Düzeltme Talebinden Feragat Etmek Kanunun Yollarının Tüketilmediğine Karşılık Gelir

İdari Davalarda Karar Düzeltme Talebinden Feragat Etmek Kanunun Yollarının Tüketilmediğine Karşılık Gelir

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 İKİNCİ BÖLÜM

 KARAR

 Başvuru Numarası: 2012/26

 Karar Tarihi: 26/3/2013

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

 Başkan : Alparslan ALTAN

Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör : Canbulut ŞAŞMAZ

Başvurucu : Halit ABDULLAH

Vekili : Av. Cevat BOZBIYIK

 I.        BAŞVURUNUN KONUSU

1.      Başvurucu, Ürdün vatandaşı olduğu sırada yabancı uyruklu öğrenci statüsünde iken tıpta uzmanlık belgesi almaya hak kazandığını, daha sonra ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildiğini, bunun üzerine devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulduğunu ve bu kapsamda tıpta uzmanlık belgesinin elinden alındığını, idarenin bu işlemine karşı tükettiği yargısal yollardan sonuç alamadığını, hukuka aykırı olarak alınan kararlar sonucu anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

II.     BAŞVURU SÜRECİ

2.      Başvuru, 26/09/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bizzat yapılmış; belirlenen eksikliklerin tamamlanmasının ardından başvuru dilekçesi ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı belirlenmiştir.

3.      İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/12/2012 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.  OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4.      Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5.      Başvurucu, Ürdün vatandaşı olduğu sırada yabancı uyruklu öğrenci statüsünde 14/7/1996 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuş, 1/6/2006 tarihinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümünde uzmanlık eğitimini tamamlayarak tıpta uzmanlık belgesi almaya hak kazanmış ve uzmanlık belgesinin tescili yabancı uyruklu olarak 28/8/2006 tarihinde yapılmıştır.

6.      Başvurucu, 7/6/2006 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmesi nedeniyle 13/9/2007 tarihinde idareye başvurarak, uzmanlık belgesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tescilini talep etmiş, bunun üzerine 14/9/2007 tarihinde uzmanlık belgesinin tescili yeni hukuki durumuna göre yapılmıştır.

7.      Başvurucu, 16. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurasına tabi tutularak, 16/11/2007 tarihinde çekilen kura ile Mardin Kızıltepe Devlet Hastanesine atanmıştır. Bunun üzerine başvurucu 22/11/2007 tarihinde idareye başvurarak uzmanlık belgesinin verilmesini talep etmiş, ancak bu talebi 7/6/2006 tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu ve 1/6/2006 tarihinde uzmanlığa hak kazandığı ve kendi talebi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak diploma tescil işlemlerinin yapıldığı, bu nedenle devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olduğu gerekçesiyle talebi reddedilmiştir.

8.      Başvurucu, başvurusunun idarece reddedilmesi işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle Ankara 11. İdare Mahkemesinde dava açmış, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 31/10/2008 tarih ve E.2008/336, K.2008/2235 sayılı kararı ile işlem hukuka uygun bulunarak dava reddedilmiştir.

9.      Bu karara karşı başvurucu temyiz yoluna başvurmuş, Danıştay Beşinci Dairesinin 13/12/2011 tarih ve E.2009/2392, K.2011/7344 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddine ve anılan kararın onanmasına karar verilmiştir.

10.  Başvurucu, Danıştay Beşinci Dairesinin onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, akabinde 26/9/2012 tarihli dilekçe ile karar düzeltme talebinden feragat etmiştir.

B. İlgili Hukuk

11.  6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2, 46 ve 54. maddeleri, 7/5/1987 tarih ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 3. maddesi ile geçici 6. maddesi.

IV.  İNCELEME VE GEREKÇE

12.  Mahkemenin 26/3/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/9/2012 tarih ve 2012/26 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği görüşüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13.  Başvurucu, Ürdün vatandaşı olduğu sırada yabancı uyruklu öğrenci statüsü ile Türkiye’de tıp fakültesinden mezun olduğunu, yine bu statüde uzmanlık eğitimini tamamlayarak 1/6/2006 tarihinde iç hastalıkları uzmanlığına hak kazandığını, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına ise yabancı uyruklu olarak uzmanlığa hak kazandığı tarihten sonra 7/6/2006 tarihinde kabul edildiğini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına uzmanlığa hak kazandığı tarihten sonra kabul edilmesi nedeniyle devlet hizmeti yükümlüsü olmadığını, buna rağmen mevzuatın yanlış yorumlanarak devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulduğunu ve bu kapsamda tıpta uzmanlık belgesinin elinden alındığını, idarenin bu işlemine karşı tükettiği yargısal yollardan sonuç alamadığını, hukuka aykırı olarak alınan kararlar sonucu çalışma hürriyetinin ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

14.  Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

15.  30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

16.  Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

17.  Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.

18.  İdari işlemler, idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği, tek yanlı irade açıklaması ile hukuksal sonuç doğuran işlemlerdir. 2577 sayılı Kanun’da ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem veya eylem dolayısıyla Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, mahkemelerce verilen nihai kararların Danıştay’da temyiz edilebileceği, temyiz talebi üzerine verilen Danıştay kararlarına karşı bir defaya mahsus olmak üzere kararın düzeltilmesi yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.

19.  Bu çerçevede, idari işlemlerden kaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari yargıda dava açılması gerektiği, olağan kanun yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâ devam ediyorsa ancak bu takdirde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabileceği açıktır.

20.  Başvuru konusu olayda başvurucu, devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle Ankara 11. İdare Mahkemesinde dava açmış ve dava anılan Mahkemenin 31/10/2008 tarih ve E.2008/336, K.2008/2235 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karara karşı Danıştay nezdinde temyiz talebinde bulunulmuş, Danıştay Beşinci Dairesinin 13/12/2011 tarih ve E.2009/2392, K.2011/7344 sayılı kararıyla temyiz isteminin reddine ve anılan kararın onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Danıştay Beşinci Dairesinin onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, ancak 26/9/2012 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme talebinden feragat etmiştir.

21.  Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yolun tüketildiği anlamına gelmez. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi ve inceleme süresince öngörülmüş olan yöntem, biçim, süre ve diğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir. Başvurucunun, etkili ve sonuç almaya yeterli görerek başvurduğu bir kanun yolunun sonucunu beklemeksizin, karar düzeltme talebinden feragat etmek suretiyle bu süreci kendi iradesiyle sona erdirdiği ve böylece olağan kanun yollarını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

22.  Açıklanan nedenlerle, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Başvurunun, “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/3/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Alparslan ALTAN

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates