24 Kasım 2017 - Cuma
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Kamu İhale Hukuku » Makaleler » İhalede Hile İddiası Sonrası Manevi Tazminat Davası

İhalede Hile İddiası Sonrası Manevi Tazminat Davası

T.C.

DANIŞTAY

13. DAİRE

E. 2007/10326

K. 2008/8324

T. 26.12.2008

• İHALEDEN YASAKLAMA İŞLEMİ ( Davacı Şirketin İhalede Hile Yaptığının Öne Sürülerek Tesis Edilmesi Ancak Bu İşlemin Yargı Kararıyla Hukuka Aykırı Bulunarak İptal Edildiği – Davacı Şirketin Ticari İtibarının ve Saygınlığının Zedelendiği/Manevi Zarara Uğradığı )

• ŞİRKETİN İHALEDE HİLE YAPMASI ( Bu İşlemin Yargı Kararıyla Hukuka Aykırı Bulunarak İptal Edildiği – Davacı Şirketin Manevi Zarara Uğradığı Ticari İtibarının ve Saygınlığının Zedelendiği )

• MANEVİ TAZMİNAT ( Davacı Şirketin İhalede Hile Yaptığının Öne Sürülerek Tesis Edilmesi Ancak Bu İşlemin Yargı Kararıyla Hukuka Aykırı Bulunarak İptal Edildiği – Davacı Şirketin Ticari İtibarının ve Saygınlığının Zedelendiğinden Kabulü Gereği )

• HİLE ( Davacı Şirketin İhalede Hile Yaptığının Öne Sürülerek Yasaklanması Ancak Bu İşlemin Yargı Kararıyla Hukuka Aykırı Bulunarak İptal Edildiği – Manevi Tazminat İsteminin Kabulü Gereği/Davacı Şirketin Ticari İtibarının ve Saygınlığının Zedelendiği )

2886/m.84

ÖZET : İhaleden yasaklama işleminin davacı şirketin ihalede hile yaptığının öne sürülerek tesis edilmesi, ancak bu işlemin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, davacı şirketin ticari itibarının ve saygınlığının zedelendiğinin, manevi zarara· uğradığının kabulü gerektiğinden, manevi tazminatın niteliği ve meydana gelen zararın ağırlığı da dikkate alınarak belirlenecek manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, işlemin idarenin olağan işlemlerinden olduğu, manevi tazminatı gerektirir nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren mahkeme kararının bozulması hakkında.

İstemin Özeti : Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 08.11.2006 tarih ve E: 2004/202, K:2006/2239 sayılı kararının; ihalelere katılmaktan yasaklama hakkındaki işlemin yargı kararıyla iptal edildiği, açılmış olan ceza davasından da beraat edildiği, davacının yedi ay çalışamaması sonucu personel giderleri yaptığı, krediler kullandığı, 11.450 YTL faiz ödediği, toplam 75.000 YTL harcama yaptığı, şirketin makina ve sermayesinin atıl kaldığı, toplam kazanç kaybının en az 200.000 YTL olduğu, Nato güvenlik belgesine sahip olunduğu halde çağrılı olunan ihalelere yasak nedeniyle katılamadığı, yasak kalktıktan sonra da hiçbir ihaleye davet alınmadığından belgenin işlevsiz hale geldiği, 2001 yılında vergi bakımından 3. sırada olunduğu halde 2002 yılında yasaklama nedeniyle zarar beyan edilmek zorunda kalındığı, somut ve belgeli zararların hesaplanabilir nitelikte olduğu, bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın hesaplanabileceği, yedi ay çalışamama nedeniyle manevi zarara da uğranıldığı, iş yapılan kurumlar ve rakip firmalar nezdinde ticari itibarın zedelendiği, ceza mahkemesinde haksız yere yargılanıldığı, şirket ortakları ve çalışanlarının işlerini kaybetme endişesi yaşadıkları, mahkemece yasaklama kararının idarenin olağan işlemlerinden olduğu ve manevi zarar oluşturmayacağı şeklindeki gerekçesinin kabul edilemeyeceği, halen ihalelere davet edilmemenin yasak nedeniyle uğranılan manevi zararın devam ettiğini gösterdiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Burcu SİNOPLU’nun Düşüncesi : Temyize konu mahkeme kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ünal DEMİRCİ’nin Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Jandarma Genel Komutanlığı, İstanbul İli Tuzla Jandarma İstihkam İnşaat Grup Komutanlığı Emanet Komisyon Başkanlığı’nca yaptırılan Jandarma Tabur Komutanlığı ısı merkezi yapım işi ihalesine iştirak eden davacı şirketin 2886 sayılı Yasa’nın 84. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle bütün ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin 29.07.2002 tarih ve 24830 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan davalı idare işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine yasaklı olarak iş yapılamayan döneme ilişkin olarak uğranıldığı ileri sürülen 100.000 YTL maddi, 100.000 YTL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce, Jandarma Tabur Komutanlığı ısı merkezi yapım işinin 2886 sayılı Yasa’nın a1/b maddesine göre ihale edilmek üzere 19.04.2002 tarih ve 24731 sayılı Resmi Gazete’de ilan edildiği, aralarında davacı şirketin de bulunduğu 27 firmanın ihaleye iştirak ettiği, teklif mektuplarının açıldığı sırada davacı şirkete ait zarfların birinde bedel hanesi boş, diğerinde bedel hanesi doldurulmuş olmak üzere iki adet teklifin çıkması üzerine durumun tutanağa geçirildiği, davacı şirketin ihalenin gidişatına göre farklı bir teklif vermeyi planladığı belirtilerek ihalenin yapılmasında hile yaptığından bahisle, 2886 sayılı Yasa’nın 84. maddesine göre 1 yıl süreyle kamu ihalelerine katılmasının yasaklandığı, Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 07.04.2003 tarih ve E:2002/826, K:2003/535 sayılı kararı ile bu işlemin iptal edilmesi sonrasında bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, davacının uğradığını iddia ettiği zararın kesin olmayıp muhtemel bir zarar olduğu ve hesaplanabilirlik niteliği bulunmadığı dikkate alındığında idarenin maddi tazminatla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, öte yandan, iptal edilen işlem idarenin olağan işlemlerinden olup, manevi tazminata hükmedilmesini gerektirir niteliği bulunmadığından bu istemin karşılanmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

İdare Mahkemesi kararının, davanın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince,

Manevi tazminat, kişilik haklarının ihlali halinde meydana gelen eksilmenin, başka türlü giderim yolunun bulunmaması nedeniyle uğranılan manevi zararın kısmen de olsa giderilmesini sağlayan bir manevi tatmin aracıdır. Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturmaktadır. Tüzel kişiliğin, saygınlığını yitirmesine, değer kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmini gerektiği kuşkusuzdur.

Davacı şirket tarafından, Nato güvenlik belgesine sahip olunduğu, vergi dairesince yapılan yasaklama kararından önceki yıla ait Kurumlar Vergisi sıralamasında 3. sırada yer alındığı, davacının yıllardır saygın bir kuruluş olarak tanınan ve tercih edilen bir firma olduğu, ancak yasaklama kararının verilmesinden sonra belli istekliler arasında yapılan ihalelere ve askeri kurumlarca yapılan ihalelere davet edilmediği, yıllar süren emekle elde edilen ün ve itibarın kaybedildiği, Nato güvenlik belgesinin işlevsiz hale geldiği, iş ve müşteri çevrelerinde davacı şirkete şüpheyle bakıldığı, şirketin iflas etme ihtimali karşısında şirket ortakları ve çalışanlarının büyük moral çöküntü içine girdikleri ve işlerini kaybetme korkusu ve gelecek endişesi yaşadıkları, bu durumun davacı şirketin manevi şahsiyetini yıkıcı derecede olumsuz etkilediğinin ileri sürülmesi, yasaklama işleminin davacı şirketin ihalede hile yaptığı ileri sürülerek tesis edilmesi karşısında hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla belirlenmiş olan yasaklama kararı nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının ve saygınlığının zedelendiğinin, manevi zarara uğradığının kabulü gerektiğinden manevi tazminatın niteliği ve meydana gelen zararın ağırlığı da dikkate alınarak belirlenecek manevi tazminatın ödenmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken İdare Mahkemesince, ihalelere katılmaktan yasaklamaya ilişkin işlemin idarenin olağan işlemlerinden olduğu ve manevi tazminata hükmedilmesini gerektirir nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 18.11.2006 tarih ve E:2004/202, K:2006/2239 sayılı kararının, davanın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, davanın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesi uyarınca bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme’ye gönderilmesine, 26.12.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates