23 Ekim 2018 - Salı
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » İş Davalarında Karşı Yan Vekalet Ücretine Hükmedilmeyecek Hal

İş Davalarında Karşı Yan Vekalet Ücretine Hükmedilmeyecek Hal

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/14325

K. 2011/16460

T. 2.6.2011

• FAZLA ÇALIŞMA ( Sunulan İşleri Organizasyon Şemasına Göre Davacının Bulunduğu Konum Belirlenip Aynı Yerde Görev ve Talimat Veren Bir Yönetici ya da Şirket Ortağı Olup Almadığının Araştırılması Gerektiği )

• İBRANAME ( Davalının Sunduğu ve Davacının İhtirazi Kayıtla İmzaladığı İbranamede Fazla Mesai Alacağı da Zikredildiği – Hesaplama Yapılırken Adı Geçen Dönemde 14 Saatin Üzerinde Fazla Mesaisi Olup Olmadığının Araştırılması Gerektiği )

• HAKANİYET İNDİRİMİ ( Fazla Çalışma Alacağından Yapılan İndirimler Sebebiyle Reddine Karar Verilen Miktar Bakımından Kendisini Vekille Temsil Ettiren Davalı Yararına Avukatlık Ücretine Hükmedilemeyeceği )

• VEKALET ÜCRETİ ( Fazla Çalışma Alacağından Yapılan İndirimler Sebebiyle Reddine Karar Verilen Miktar Bakımından Kendisini Vekille Temsil Ettiren Davalı Yararına Hükmedilemeyeceği )


ÖZET : Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Ücret Tarifesi’nde bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.

Sunulan işleri organizasyon şemasına göre davacının bulunduğu konum belirlenip aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici yada şirket ortağı olup almadığı araştırılıp tartışılmamıştır. Öte yandan davalının sunduğu ve davacının ihtirazi kayıtla imzaladığı ibranamede fazla mesai alacağı da zikredilmiştir. Hesaplama yapılırken adı geçen … arası dönemde 14 saatin üzerinde fazla mesaisi olup olmadığı da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı, davalı işyerinde çalışırken 2003 yılına kadar fazla mesai ücretlerinin ödendiğini 01.01.2003 tarihinden itibaren fazla mesailerini 14 saat ile sınırlı olarak ödendiğini, 01.08.2005 tarihinden itibaren ise fazla çalışmaların ödenmediğin, hafta içi ödendiğini, hafta içi 22’ye kadar çalıştığı, cumartesi çalışma günü olmamasına rağmen cumartesi günleri de çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti isteğinin hüküm altına alınmasını istemiştir.

Davalı, davacının hak ettiği fazla mesai ücretinin bulunmadığı, yönetici pozisyonunda istihdam edildiğini, maaş ve mesai saatleri hususunda diğer personele göre ayrıcalıklı durumda kaldığını, kendisinden emir ve talimat alan 2 çalışan personeli ve işini gerektirdiği ihtiyaçlara göre kendini ayarlayabilme insiyatifi bulunduğunu, işten çıkış saatini kendisini belirleyebildiğini, maaş ödemelerini ihtirazi kayıtsız aldığını, son ücretinin 4.388.00 YTL civarında olduğunu, diğer çalışanlara göre yüksek olduğunu, isteğin yerinde olmadığını savunmuştur.

Mahkemece, Yeni Kaynaklar ve Projeler Birim Yöneticisi olarak çalışan davacının yönetici posizyonunda bulunması ve mesaisini kendisinin ayarlayabilmesi imkanına sahip olması nedeniyle fazla mesai talep edemeyeceği kanaati ile isteğin reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanmaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun ışında herkesçe bilinen genel bazı vakalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gereçe daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordoların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması dumunuda dahi, işçini geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarına da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici yada şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar. O halde üst düzey bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.

Satış temsilcilerini fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden perim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamağı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınınlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.

Günlük çalışma süresini 11 saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağını ve zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.

Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez ( m.69/3 ). Bu halde günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmalar yönünden haftalık 45 saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde 7.5 saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararı bu yöndedir ( Yargıtay 9.HD.23.06.2009 gün 2007/40862 E,2009/17766 K ).

Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanunu’nun 41. maddesinde yazılı olan fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasa’daki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Dairemizin kökleşmiş uygulaması bu yöndedir ( Yargıtay 9. HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 e, 2008/31210 K. ).

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerini dikkate alınması gerekir.

Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır ( Yargıtay 9.HD.12.11.2009 gün, 2009/15176 E, 2009/31514 K.; Yargıtay, 9.HD. 18.07.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K. ). Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarını dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.

Dairemiz kararlarında fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmişse de ( Yargıtay 9, HD.11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K. ) işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekalet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan red sebebiyle davalı yararına avukatlı ücretine kara verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özelikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarının da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma asıl alacaktan indirim sebebiyle red vekalet ücretine hükmedilmekte ancak Borçlar Kanunu’nun 161/son, 325/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.

Somut olayda, mahkemece davacının yönetici pozisyonunda bulunması, mesaisini kendisi ayarlayabilecek durumda olması nedeni ile fazla çalışma ücreti isteği reddedilmiştir.

Ancak sunulan işleri organizasyon şemasına göre davacının bulunduğu konum belirlenip aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici yada şirket ortağı olup almadığı araştırılıp tartışılmamıştır.

Öte yandan davalının sunduğu ve davacının ihtirazi kayıtla imzaladığı ibranamede fazla mesai alacağı da zikredilmiştir.

Ayrıca, işyeri kayıtlarına göre giriş çıkış saatleri bellidir. 01.01.2003 tarihinden 01.08.2005 tarihine kadar fazla mesainin aylık 14 saat olarak ödendiği davacının kabulündedir. Avcı 01.08.2005 tarihinden sonra ise fazla mesai ücretinin hiç ödenmediğini ileri sürmüştür. Bu durumda hesaplama yapılırken 01.01.2003- 01.08.2005 arası dönemde 14 saatin üzerinde fazla mesaisi olup olmadığı da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile söz konusu isteğin reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates