22 Kasım 2017 - Çarşamba
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » İş Hukuku » İşçi Ücretinin Ödenmemesi Halinde Başvurulabilecek Yasal Yollar

İşçi Ücretinin Ödenmemesi Halinde Başvurulabilecek Yasal Yollar

Özellikle ekonomik kriz nedeni ile , çoğu zaman da ekonomik kriz bahane edilerek işçi ücretlerinin ödenmemesi söz konusu olabilmektedir. İşçi ücretinin ödenmemesi halinde yasada düzenlenmiş bir takım yollar mevcuttur. .

1-     Eda ( Alacak Davası )
: Ücreti ödenmeyen işçi açacağı bir eda (alacak) davasını zamanaşımı süresi içinde açıp ödenmeyen ücretinin ödenmesini isteyebilir. Bu yolun benimsenmesi halinde temerrüt / gecikme olduğu için İş Kanunu Md.34 F 1 e göre mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır. O gün mevduata uygulanan en yüksek faiz talep edilir.

Eğer işçinin ödenmeyen ücret kısmı Toplu İş Sözleşmesinde kararlaştırılıp ödenmeyen bir artıştan kaynaklanıyorsa uygulanacak faiz farklıdır. Örneğin Toplu İş Sözleşmesi ile belirlenen %10 artış uygulanmamış ise işveren artış öncesi ücreti ödemiş ise işçinin alacağı İş Sözleşmesinden değil Toplu İş Sözleşmesindeki artıştan kaynaklandığının kabulü gerekir. Bu durumda istenecek faiz İş Kanunu Md.34/1 e göre değil; Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu md.61/1 e göre istenecektir.

Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu Md.61/1: Bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi uygulanır.

Ödenmeyen ücretin bir kısmı İş Sözleşmesinden kaynaklanıyorsa yasal faiz İş Kanunu Md.34/1 e göre talep edilebilecektir. Eğer Toplu İş Sözleşmesine aykırılık nedeni ile bir ödememe varsa bu takdirde Md.61/1 deki bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi talep edilir ki bu her zaman için daha yüksektir. Eğer işçiye ödenmeyen para ücret değil de bir tazminat ise yasada özel bir faiz olup olmadığına bakılır; yasada özel bir faiz oranı belirtilmemişse bu durumda uygulanacak faiz temerrüt faizidir. Örneğin kıdem tazminatı alacalarında özel bir faiz oranı öngörülmüştür. Bu da İş Kanunu Md.34 F. 1 deki faizdir

2-     4857 sayılı yasa ile ücreti ödenmeyen işçilerin çalışmadan kaçınmaları imkânı diğer bir yoldur. Bunun dayanağı Borçlar Kanunu md.81 “ ödemezlik defi” dir. Karşılıklı borç doğuran bir sözleşmede taraflardan biri karşı borcunu ifa etmezse diğer tarafın borcunu ifadan kaçınabilmesine ödemezlik defi denir.

İşveren ücret borcunu yerine getirmez ise işçi de karşı edim borcu olan iş görmeyi reddedebilir. Eskiden doktrin ücreti ödenmeyen işçiler Borçlar Kanunu md. 81 deki imkândan yararlanıp işi bıraksa ve görünürde topluca işi bırakma olsa dahi bu kanun dışı grev kabul edilemez diyordu. Yargıtay ise bireysel nedenlerle olsa dahi ayrı zamanlarda bırakmaları gerekirdi bu kanun dışı grevdir ve işveren tek taraflı sözleşmelerini feshedebilir demekteydi

Bu tartışmalarla İş Kanunu Md.34 düzenlenmiştir.

İş Kanunu Md.34 : İşçinin ödeme gününde ücret ödemesi mücbir bir sebebe dayanmadan yapılmamışsa işçi çalışmaktan kaçınabilir. Alışıla gelmiş mücbir sebeplerin yanı sıra ; bunun dışında mücbir sebeplerin içeriğinin genişletilmesi söz konusudur. Örneğin işverenin hastalığı , kalp krizi geçirmesi vs.

Yasa bir bekleme süresi öngörmüştü ve bu süre 20 gündür. Yani işçi ödemenin zamanında yapılmamasından itibaren 20 gün bekleyecektir ve halen ödeme yapılmamakta ise işçinin ücreti ödenene dek iş görme borcundan kaçınabilmesi, yasaca işçiye verilmiş bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Buradaki en önemli husus, iş görme borcundan kaçınma durumunun işçinin bireysel kararı olmasıdır. Bireysel kararlarına göre iş görme borcundan kaçınan her işçi İş Kanunu Md.34 deki imkânı kullanıyor anlamına gelir.(Topluca iş bırakmış gibi görünse de )

O halde bir işçi kuruluşu kararına dayanarak işi bıraktıklarında İş Kanunu Md.34 deki haklarını kullanamayacaktır. Kanun dışı grev ve sonuçlarına ilişkin hükümler bu durumda uygulama alanı bulacaktır.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates