12 Kasım 2018 - Pazartesi
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Kamu İhale Hukuku » Makaleler » KİK (Mahkeme) Kararları

KİK (Mahkeme) Kararları

Türk Hukuk Sisteminde idari yargı kararlarının uygulanması konusu, üzerine sayfalarca tez ve hatta kitap yazılacak bir sorun olarak bilinmektedir[1]. İdare mahkemelerince iptal davasına konu işlem hakkında verilen iptal kararları işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye yürür ve işlemi ( birel işlemi) tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırır.  Başka bir deyişle, işlemin iptali ile birlikte bu işlem tesis edilmeden önce mevcut olan duruma dönülmesi gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ( İYUK)’nun28/1 maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

İhale hukuku özelinde sürecin görece şeffaflaştığı ve sorunun en azından KİK nezdinde aşıldığı(?) görülmektedir. Düzenleyici idari otorite olarak KİK; projelerin bizzat yürütücüsü olmadığından ve sürece ihale dosyaları üzerinden müdahale etmek ile sınırlı biçimde dahil olduğundan, mahkeme kararlarının alınmasının ardından İYUK ilgili hükümleri uyarınca karar doğrultusunda bir Kurul Kararı derhal tesis edilmekte ve Kurum’un sitesinde mahkeme karar içeriğine de yer verilmek suretiyle yayımlanmaktadır. Ancak hemen her dosyada karşılaşılan yargılama mekanizmasına bakmak dahi durumun vahametine işaret etmektedir; yürütmeyi durdurma kararları bu kararlara itiraz ve nihai karar devamla nihai kararın yürütmesinin durdurulması istemli temyizi Danıştay’ın kararın yürütmesini durdurması ve nihayet ONAMA yahut BOZMA kararı vermesine kadar geçen süreçte mesele yılan hikayesine dönüşebilmektedir.

Kamu İhale Kurulu’nun inceleme yetkisinin sınırları dahi halen tartışılmakta; ne yazık ki ihale hukukunda bir karar kirliliği ortaya çıkmaktadır. Örneğin;

Kurul’un Resmi web sitesinde yayınlanan 29. 05. 2012 tarihli kararından anlaşıldığı üzere[2];

  • İsteklinin şikayet dilekçesinde yer verilmeyen iddiaları havi itirazen şikayet dilekçesi Kurul’ca şekil yönünden hukuka aykırı bulunarak reddedilmiş,
  • İsteklinin Ankara 9. İdare Mahkemesi nezdinde işlemin yürütmesinin durdurulması ve devamla iptali yönünde açtığı davada mahkeme işlemin yürütmesini durdurmuş,
  • Kurul bu karar doğrultusunda kararını iptal etmiş[3] ( 1) ve fakat aynı zamanda Bölge İdare Mahkemesi ( BİM) nezdinde yürütmenin durdurulması kararına itiraz etmiş,
  • BİM itirazı haklı bularak[4] yerel mahkemenin kararını kaldırmış,
  • Bu kez KİK  mahkeme kararı doğrultusunda aldığı kararı(1) iptal etmiş(2),
  • Yerel mahkeme ise, 4734 sayılı Kanunda, Kamu İhale Kurulu’na yapılan itirazen şikayet başvurularında başvuru sahibinin iddiaları yönünden de inceleme yapılacağının belirtilmesi gerekçesiyle, mevzuat hükmünü geniş yorumlamış ve davanın kabulüne  karar verilmiştir.
  • Kurul en başa dönmüş ve bir yerlerde saklı imişçesine ilk kararını iptal etmiştir.

Eminiz ki; Kamu İhale Kurumu temyiz başvurusunda bulunacak ve Danıştay Kamu İhale Kanunu’nun en önemli maddelerinden biri olan 56. madde ve başvuruda şekil koşulları hakkında olaya yeni bir boyut getirecektir.

Süreç hukuken delik deşik edilse ve idare hukuku terimleri ile açıklanması hayli zor olan bir hikâye oluşturulsa da biz uygulayıcılar için, mahkeme kararlarının yayınlanıyor olmasının son derece önemli olduğunu belirtmek isteriz.

Yargılamanın ihaleyi yapan idare bazında değerlendirilmesi ve uygulamada 1-2 ay arayla değişen KİK kararlarını yerine getirmek noktasında idare ve yüklenicilere hatta isteklilere sirayet eden sorunlara başka bir inceleme yazımızda yer  verilecektir.

Saygılarımızla,


[1] ÇAĞLAYAN Ramazan, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, Seçkin Yayıncılık Ankara 2004

[2] Kamu İhale Kurulu, 21.05.2012 T., 2012/MK-152 sayılı kararı.

[3] “İptal” yerine “kaldırma” teriminin kullanılıp kullanılamayacağı sorunu hakkında düşünülmelidir.

[4] Bizim de katıldığımız haklı gerekçe ile; “…4734 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca çıkarılan ve ihalelerin başvurularının usul ve esaslarını gösteren İhalelere İlişkin Başvurular Hakkındaki Yönetmeliğin başvuruların şekil unsurları başlıklı 8. maddesinin 10. bendinde İdarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirtilen hususlar hariç, şikâyet başvurusunda belirtilmeyen hususlar itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemeyeceği düzenlemesi karşısında; başvuru sahibinin iddialarından neyin kastedildiği kanunda açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte bu hususun yönetmelikle açık bir şekilde düzenlenmesi ve söz konusu yönetmelik maddesinin kanuna aykırı bir düzenleme olmaması ve halen bu maddenin de yürürlükte bulunması üzerine normlar hiyerarşisine aykırı bir durum bulunmadığından başvuru sahibinin iddialarının davacı şirketin şikâyet dilekçesindeki iddialar olarak anlaşılması gerekmektedir.Diğer taraftan aksi düşünce, başvuru sahibinin her an yeni bir iddia getirmek suretiyle davalı idarenin karar vermesinde zaman ve konu itibariyle çeşitli sorunlara yol açabileceğinden, ihale işlemleri gibi zamanın önemli olduğu bir hususta kanun koyucunun amacının aşılacağı sonucunu doğuracaktır.

Öte yandan, ihale mevzuatının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, ilgililerin mevzuata ve hukuka aykırılık bulunduğu yönündeki iddialarını değerlendirmek ve karara bağlamak bakımından öncelikle ilgili idareye şikâyet, bu şikâyetin reddedilmesi halinde davalı idareye itirazen şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesi durumunda da dava aşaması öngörüldüğünden, belirtilen üç aşamanın birbirinin devam niteliğinde olduğu, bir sonraki aşamaya ancak önceki aşamadaki müracaat yoluna başvurulması halinde gidilebileceği, bu silsilenin doğal sonucu olarak da, önceki aşamada iddia edilmeyen bir hususun daha sonraki aşamada incelenmesine de olanak  bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü 2. iddiasına ilişkin hususlara şikâyet başvuru dilekçesinde yer verilmemesi nedeniyle, bu iddianın itirazen şikâyet aşamasında incelenmesine olanak bulunmadığından, dava konusu işlemin bu doğrultuda tesis edilmiş olan 2. kısmında hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemektedir…”

Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

“Kik Mahkeme Kararları” başlıklı makalenin tüm hakları yazarları Avukat Ayşen GÜLER ve Avukat Metin ÖZDERİN’e  aittir ve makale, yazarı tarafından Özderin Avukatlık Bürosu (http://www.metinozderin.av.tr ) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates