18 Kasım 2017 - Cumartesi
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Avukatlık Hukuku » Ömer Kavili’ye Beraat

Ömer Kavili’ye Beraat

T.C.

İSTANBUL

ANADOLU 10. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DURUŞMA TUTANAĞI

DOSYA NO: 2013/140 Esas

DURUŞMA TARİHİ: 11/03/2014 CELSE NO: 3.

BAŞKAN: MAHİR MERDUN 34385

ÜYE: ŞAHİNDER GÜNDÜZ 40891

ÜYE: ÖZLEM PINAR HAKTANIR AĞKOÇ 42604

CUMHURİYET SAVCISI: ABDURRAHMAN ÜŞENMEZ 37681

KATİP: SEFA EMİROĞLU 166733

Belirli gün ve saatte 3. celse açıldı. Açık yargılamaya devam olundu.

Sanık ÖMER KAVILI ve müdafiler Av.Mehmet Nuri Şek, Av. Cem Kaya Karatün, Av.Hüseyin Köprülü ve Av.Müşir Deliduman geldikleri görüldü.

Mersin Barosu tarafından sanık müdafii olarak görevlendirilen Av.Onur Kale’nin geldikleri görüldü.

İddia makamından soruldu: Geçen celse bildirmiş olduğumuz mütalaayı tekrar ederiz.Mütalaamız doğrultusunda hüküm kurulması talep olunur dedi.

Sanık müdafi Av.Mehmet Nuri Şek esas hakkındaki son savunması soruldu:Ülkemizde belli mevki makam ve bunun getirdiği imkanlara sahip olan kişilerin bu yetkilerinin farklı şekilde kullanmaya kalktıkları sıkça karşılaşılan bir husu olarak karşınıza çıkmaktadır. Müvekkilimiz sadece şüpheli şahsın kendi seçtiği müdafisinin olduğu bu müdafinin gelmesinin beklenmesi gerektiğini belirtmiş ve makul bir suret müdafinin gelmesinin beklenmesine istemiştir.Müvekkilimiz iyi bir hukukçu olduğu için ve kendisini hakları savunmaya çalışan iyi bir hukukçu olarak tanıyoruz. Bu nedenle müvekkilimiz yanlış anlaşılmaktadır. Müvekkilimiz isnad edilen suçu işlememiştir. Bu nedenle beraatine karar verilmesini talep ediyoruz dedi.

Sanık müdafi Av.Cem Kaya Karatün esas hakkındaki son savunması soruldu: Müvekkilimiz hukuk kurallarına göre özellikle usül hukukun tam olarak uygulanması taraftarıdır ve bu yönde ısrarcı davranmaktadır.Bu nedenle eylemleri suç teşkil etmemektedir. Teammüllerle yürütülmeye çalışılan usul konusundaki uygulamalarda müvekkilim yazılı kuralların uygulanması gerektiği görüşünde olduğu için bu tür sıkıntıları sıkça yaşamaktadır.Dava konusu olayda da müvekkilim bahsettiğimiz şekilde hukul kurallarının uygulanmasını istemiştir. Bunedenle görevli hakim ve cumhuriyet savcısına bu hususu ilettiği için hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmış sanık olarak yargılanmaktadır.Müvekkilimin eylemi suç teşkil etmemektedir. Bu nedenle mütalaaya katılıyoruz beraatine karar verilmesini talep ediyoruz dedi.

Sanık müdafi Av.Hüseyin Köprülü esas hakkındaki son savunması soruldu: Diğer meslektaşlarımın savunmalarına katılıyorum müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ediyorum

T.C. İSTANBUL ANADOLU 10. AĞIR CEZA MAHKEMESİDuruşma Tar: 11/03/2014 Dosya No : 2013/140 Esas dedi.

Sanık müdafi Av.Müşir Deliduman esas hakkındaki son savunması soruldu: Müvekkilimiz orada başka bir avukat arkadaşına yardıma gitmiştir. 1136 sayılı avukatlık kanunun hükümleri gereği bu yardımları sağlamıştır. Avukatlık meslek kurallarına göre davranmıştır. Görevini kötüye kullanacak memura mukavemet edecek bir eylemi olmamıştır. Burada yoksul bir halk çocuğunun savunmaya gittiği için bu şekilde suçlanmıştır. Berkin Elvan’ı öldüren kamu görevlilerinin cezasızlıkla ödüllendirildiği dönemde müvekkilimize ceza verilmesi adalet duygusunu zedeler bu nedenle mütalaa doğrultusunda müvekkilimizin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz dedi.

Sanık müdafi Av.Onur Kale esas hakkındaki son savunması soruldu: Ben mersin barosuna kayıtlı avukatım. Mersin barosunu temsilen meslektaşımız olan sanığı mesleki dayanışma adına savunmasını yapmak istiyoruz. Müşteki mesleki nüfuzunu kullanmak suretiyle müvekkilimden şikayetçi olmuştur. İddianameyi hazırlayan cumhuriyet savcısıda müştekinin bu mesleki nüfuzunu kullanmasına müsade ederek böyle bir dava açmıştır. Açılan bu dava tabiri caiz ise hukuki bir komedidir. Mahkeme heyeti ilk duruşmada beraat kararı vermesi gerekirken bizce kendilerini boşuna yorarak yargılamayı bugüne kadar devam ettirmişlerdir. Toplanan deliller dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre müvekkilimin isnad edilen suçu işlemediği aşikardır. Mahkeme heyetince beraat karar verilmesini talep ediyorum dedi.

Sanıktan esas hakkındaki son savunması soruldu: Bugün sabah uzun süre direndikten sonra 15 yaşındaki bir lokmacık bedeni daha fazla dayanamadığından devlet silahıyla öldürülen Berkin Elvan evladımızın adli tıp işlemlerinde olmam gerekirken bu salonda kendimi savunmak durumunda kaldığım için üzüntümü belirtiyorum. Ayrıca olay yerine yönetim kurulu tarafından görevlendirilmiş ve üyesi olduğum İstanbul barosu başkanlığını temsilen Sultanbeyli adliyesine gitmiş isem de, bu dava boyunca savunmamı üstlenmek gibi bir görev yapmayan İstanbul baro başkanlığı yerine mesleki çalışmalarımı uygun gördüklerinden dolayı savunmamı üstlenmek üzere avukat meslektaşımızı görevlendirilen Mersin baro başkanımız sayın Alpay Antmen ve yönetim kurulu üyeleri şahsında mersinde tüm avukat meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bu aşamadan itibaren savunma en iyi ayakta yapılır ilkesi çerçevesinde ben savunmama ayakta devam edeceğim dedi.

Sanık avukat ayakta savunmasına devam ederek; bu dava müşteki Uğur Gökkoyun’un İstanbul barosuna yazdığı şikayet dilekçesinde “kavilizm akımı nedeniyle disiplin soruşturması açılması isteyen yazısı nedeniyle kamuoyunda KAVİLİZM DAVASI olarak bilinmektedir.” 1998 yılında Avukat Hakları Merkezi’nin ilk kurucularından olup kesintisiz olarak o tarihten bu yana bu görevimi sürdürdüm. Hakkımda dava açılmasına neden olan olayda İstanbul barosu başkanlığı özel temsilcisi olarak Sultanbeyli adliyesine gittim. CMK ‘dan şüpheli için görevlendirilen avukat arkadaşa yardımcı olmak için orada bulundum. Baro yönetim kurulu tarafından görevlendirilmem üzerine birçok arama da baro başkanlığını temsilen bulundum. Aramaların yasal usul kurallarına uygun yapılması için gerekli gayreti sarfettim. Duruşmada sanığın nerede oturacağı hususunda yada hakkımda açılan davalarda sanık olarak yargılandığım için savunmamı ayakta yada oturarak verip vermeyeceğim hususunda mahkeme heyeti yada hakimler tarafından görüş ayrılığına düştüğüm için hakkımda davalarda açıldı. Hakkımdaki dava ile ilgili olan olayda daha önce savunmamda ayrıntılı şekilde anlattığım şekilde şüphelinin yasa gereği özel avukatı bulunduğundan ve beklenmesi gerektiğinden bu hususu şüpheliyi gözaltında tutan görevli polis memurlarını ve şüphelinin görevli cumhuriyet savcısı tarafından sorguya sevk edilmesi nedeniyle görevli hakime de anlattım. Zaten görevli hakim tarafından şüphelinin sorguya savcı tarafından sevk edilmesi nedeniyle yasa gereği müdafii huzurunda müdafi hazır olarak sorgusu yapılması gerektiğinden özel müdafisi olduğundan müdafisinin gelmesi bekleniyordu. Ben hiçbir şekilde görevli memurların şüpheliyi sorguya götürmelerini engellemedim. Engellemeye kalkışmadım. Çünkü zaten henüz sorgu aşaması başlamamıştı. Çünkü zorunda müdafii bekleniyordu ve henüz gelmemişti. Bu durumda bana iddia olunan yakıştırmanın işlenemez suç niteliğinde olduğu açıktır. Benim davranışımın isesadece usul ve kanundan söz etmekten ibaret kaldığını dinlenen tanıklar da ifade etmişlerdir. Mahkemenizce dinlenilmesini istediğim ve tanık olarak dosyada ifadesi bulunan şüphelinin sorgusunu yapan hakim Dilek Gökkoyun’un talebimize rağmen mahkemenizce tanık olarak dinlenmemiştir. Ancak Dilek Gökkoyun tanık olarak verdiği ifadesinde benim için “görevli polislerin şüpheliyi sorguya getirmelerini engellediğini gördüm “şeklinde beyanda bulunmasına rağmen bu beyan doğru değildir. Çünkü sorgu odasında olması gereken bu tanık engellemenin iddia edildiği yer olan L şeklindeki kolidoru ve asansörün olduğu yeri oturduğu yerden görmesi imkansızdır. Kaldı ki benim memurları engelleme olarak iddia edilenhususun sadece kanun ve AİHM ile sözleşmesinden söz etmekten ibaret kaldığını yeminle ifadesi alınan iki polis memuru tanık ifadelerinde belirtmişlerdir. Benim eylemim suç teşkil etmediği, ortada da bir suçun olmadığı açıktır bu nedenle suçu işlemediğim açık olduğundan bu gerekçeyle beraat yönünde hüküm kurulmasını talep ederim dedi.

Sanıktan son sözü soruldu: Ortada suç olmadığından dolayı beraat yönünde hüküm kurulmasını, dosyada aleyhime en ufak delil bulunması halinde mahkemenizce mahkumiyet yönünde hüküm kurulmasını talep ederim dedi.

Dosya tetkik edildi. Duruşmanın bittiği bildirildi.

HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;

Her ne kadar sanık Ömer Kavili hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan TCK 257/1 maddesine göre cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın eylemi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın eylemlerinin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle CMK 223/2-a maddesi uyarınca sanığın müsnet suçtan BERAATİNE,

Beraat eden sanık kendisini müdafileri aracılığıyla temsil ettirmiş ve müdafilerinin duruşmalara katıldığı görülmüş ise de, dosyada usulüne uygun düzenlenerek ibraz edilmiş herhangi bir vekaletname bulunmadığı anlaşılmakla vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına,

Yargılama masraflarının kamu üzerinde bırakılmasına,

Dair, sanık ile sanık müdafilerinin yüzlerine karşı, tefhimden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile veya tutanak tutulması koşuluyla mahkememizin zabıt katibine yapılacak beyan ile Yargıtay’a temyizi kabil olmak üzere mütalaaya uygun ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2014

Başkan 34385      Üye 40891        Üye 42604       Katip 166733

E imzalıdır      E imzalıdır      E imzalıdır      E imzalıdır

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates