15 Aralık 2018 - Cumartesi
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Sağlık ve Tıp İşleri

Sağlık ve Tıp İşleri

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU

E. 2006/4286

K. 2007/60

T. 8.2.2007

• SAĞLIK VE TIP İŞLERİ ( SSK İle Türk Eczacılar Birliği Arasında Eczanelerden Temin Edilecek İlaçlarla İlgili Olarak Yapılacak Sözleşmeler İçin Uygulanacak Esasları Belirlemek Amacıyla İmzalanan Protokolün İdari Davaya Konu Olacağı )

• SSK İLE TÜRK ECZACILAR BİRLİĞİ ARASINDAKİ SÖZLEŞME ( Uygulanacak Esasları Belirlemek Amacıyla İmzalanan Protokolün İdari Davaya Konu Olacağı )

• İDARİ DAVA ( SSK İle Türk Eczacılar Birliği Arasında Eczanelerden Temin Edilecek İlaçlarla İlgili Olarak Yapılacak Sözleşmeler İçin Uygulanacak Esasları Belirlemek Amacıyla İmzalanan Protokolün İdari Davaya Konu Olacağı )

• TEK YANLI İDARİ İŞLEM ( Sosyal Sigortalar Kurumu İle Türk Eczacılar Birliği Arasında Eczanelerden Temin Edilecek İlaçlarla İlgili Olarak Yapılacak Sözleşmeler İçin Uygulanacak Esasları Belirlemek Amacıyla İmzalanan Protokol )

ÖZET : Sosyal Sigortalar Kurumu ile Türk Eczacılar Birliği arasında eczanelerden temin edilecek ilaçlarla ilgili olarak yapılacak sözleşmeler için uygulanacak esasları belirlemek amacıyla imzalanan protokolün, idari davaya konu olacak tek yanlı idari işlem niteliğindedir.

İstemin Özeti : Danıştay Onuncu Dairesinin 10.8.2006 günlü, E:2006/4497, K:2006/5053 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Davalı İdarelerin Savunmalarının Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Muhsin Yıldız’ın Düşüncesi : Kamu kurumu olan Sosyal Sigortalar Kurumu ile kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup, Anayasa’nın açık hükmüne göre kamu tüzelkişisi olan Türk Eczacılar Birliği’nin bir araya gelerek hazırladıkları protokolün, iki idarenin irade açıklamasıyla oluşan tek yanlı idari işlem olduğu ve bu haliyle idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olduğu açık bulunduğundan, davanın esasının incelenerek bir karar verilmek üzere, Danıştay Onuncu Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Hüseyin Ünal Kara’nın Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ile Türk Eczacılar Birliği arasında 9.5.2006 tarihinde imzalanarak 10.5.2006 tarihinde yürürlüğe giren Protokolün bazı maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi adına karar veren Danıştay Nöbetçi Dairesi 10.8.2006 günlü, E:2006/4497, K:2006/5053 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2. maddesinde idari dava türlerinin sayıldığı ve iptal davasının idarenin İdare Hukuku alanında kamu gücünü kullanarak tek yanlı irade açıklanmasıyla yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimini yapan dava türü olduğunun hükme bağlandığı, bu davalara konu olacak idari işlemlerin en önemli özelliğinin, idarenin tek yanlı irade açıklanmasıyla hukuksal varlık kazanmaları, yani tek yanlı olmaları olduğu, iki iradenin yarışmasıyla vücut bulan sözleşmelerin iptal davasına konu olabilecek nitelikte idari işlem olmadığı, dava konusu protokolün bir sözleşme olduğu ve sözleşmelerin, istisnasız karşılıklı iki farklı iradenin bir noktada uzlaşmasıyla oluşan hukuki durumlar yaratan metinler olduğu, dava konusu protokolün, diğer tüm sözleşmeler gibi davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı iradesi ile hizmet veren durumunda olan ve bu durumu itibariyle idare edilenlerin statüsünden farklı statüde bulunmayan diğer davalı Türk Eczacılar Birliğinin iradesinin uzlaşması ile oluştuğu, yani davalı idarelerin tek yanlı irade açıklamalarının ürünü olmadığı ve bu nedenle de iptal davasına konu edilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasa’nın 15. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

Davacı, usul ve hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun, sağlık tesisi kurma ve sözleşme yapma yetkisini düzenleyen 123. maddesinde, Kurum’un bu Kanunla kendisine verilmiş bulunan görevleri yerine getirebilmek ve sağlık yardımlarını yapabilmek için, hastane, sanatoryum, yataklı ve yataksız dispanser, sağlık istasyonu, eczane ve benzeri müesseseler işletebileceği gibi gerekli gördüğü yerlerde hastane, eczane, hekim, eczacı ve ebelerle ve diğer gerçek ve tüzel kişilerle sözleşmeler yapmaya da yetkili olduğu, Kurum’un ayrıca lüzum gördüğü hallerde ve yerlerde serbest eczanelerden biri veya birkaçı ile anlaşma yapabileceği hükme bağlanmış; Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği’nin 10. maddesinin 1. fıkrasında, tedavinin resmi sağlık kuruluşlarınca sağlandığı takdirde, tabibin hastanın almasını gerekli gördüğü ilaçlar kurumca sağlanıyorsa hastaya imza karşılığında kurumca verileceği, bu mümkün değilse ve kurumca bir veya birkaç eczane veya ecza dolabı ile anlaşma yapılmışsa, ilaçların doktorun verdiği reçete ile ve imza karşılığında bu eczane veya ecza dolaplarından alınacağı, bu da mümkün olmadığı takdirde herhangi bir eczane veya eczane dolabından reçetede yazılı ilaçların alınacağı, ilaç alınan yerin yetkilisi tarafından reçetedeki ilaçların verildiği ve tutarının ne olduğunu gösterir bir fatura verileceği, bu fatura tutarının resmi sağlık kurumlarında yatarak tedavilerde tamamı, ayakta veya meskende sağlanan tedavilerde %80’i kurumca, %20’sinin hasta tarafından ödeneceği kuralına yer verilmiştir.

“4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin ( h ) Bendinde Belirtilen Alımlara İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinde de; tedavisi kurumlarınca üstlenilen kişilerin ayakta tedavileri sırasında reçete edilen ilaçların tabi oldukları mevzuat hükümleri çerçevesinde, kurumların varsa kendi eczanelerinden anlaşmalı veya anlaşması olmayan eczanelerden alabilecekleri, Bakanlık sağlık kurumu ve kuruluşları tarafından ayakta tedavileri sağlanan kişilerin reçete edilen ilaçlarının teminine ilişkin koşulları belirlemek üzere Türk Eczacıları Birliği ile Protokol düzenleyebileceği, ilaç bedellerinin, kişilerin kurumlarınca ilgili mevzuatında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ödeneceği kuralı getirilmiş, 6643 sayılı Türk Eczacılar Birliği Kanunu’nun 39. maddesinin ( J ) bendinde ise, eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla anlaşmalar yapmak, imzalanan protokole uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı dağıtmak, Türk Eczacıları Birliğinin merkez teşkilatını oluşturan organlardan biri olan Merkez Heyeti’nin görevleri arasında sayılmıştır.

Değinilen düzenlemelere dayanılarak, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan Protokol ile; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre sağlık yardımlarından yararlandırılanlar, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa göre hastalık sigortası yönünden sağlık sigortasından yararlandırılanlar, işsizlik ödeneği alan sigortalılar ve hak sahipleri, iş kaybı tazminatı alanlar, diğer ülkelerle yapılan Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri kapsamında yer alan yurt dışı sigortalılar ile bunların diğer hak sahipleri ve SSK bünyesinde 657 sayılı Yasa’ya tabi olarak çalışanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişileri kapsamak üzere eczanelerden temin edilecek ilaçlarla ilgili olarak Sosyal Sigortalar Kurumu ile eczaneler arasında yapılacak sözleşmeler için uygulanacak esaslar düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeye göre, reçete muhteviyatı ilaçları indirimli olarak vermeyi kabul eden ve sözleşmeyi bağlı bulunduğu Bölge Eczacı Odasına onaylatarak Kuruma başvuran eczanelerle anlaşma yapılacağı ve protokolde belirlenen hükümlerin de bu anlaşmanın ekini oluşturacağı anlaşılmaktadır.

Danıştay Onuncu Dairesi adına karar veren Danıştay Nöbetçi Dairesi, dava konusu edilen protokolün bir sözleşme olduğu, idarenin tek yanlı irade açıklamasının bir ürünü olmadığı, bu bakımdan da iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Yasa’nın 15. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendi uyarınca, incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

Bir kamu hizmetinin yürütülmesi için gereksinim duyulan mal veya hizmetin sağlanması sırasında “idarede kanunilik” ilkesi gereğince idarenin belirli usul ve esaslara uyması zorunludur.

Hukuk aleminde idarenin değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları şeklinde genel ifadesini bulan “idari işlem”ler, Anayasal sınırlar içinde “görevli ve yetkili” olan idarenin, yükümlüklerini yerine getirme ve özellikle kamu hizmetlerini görebilmede sahip olduğu başlıca araçlardan biridir. Kişilerin, hukuksal durumlarını statülerinin belirlediği idare hukuku alanında bu statülere giriş ve çıkış hep idari işlemler vasıtasıyla olmaktadır.

Bu bağlamda, bir tasarruf veya kararın idari işlem sayılabilmesi için, bunun bir kamu kurumunca yada idare örgütü içinde yer alan bir idari makamca verilmiş olması ve idarenin idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyetlerle ilgili bulunması zorunludur. Diğer bir anlatımla, idarece kullanılan yetki ile açıklanan kamusal irade, etki ve sonuçlarını idare hukuku alanında göstermelidir.

İdari işlemlerin temel nitelik ve özelliklerinin tek yanlılık, kanunilik ve uygulanabilirlik şeklinde sıralandığı bilinmektedir. İnceleme konusu protokol bakımından önem taşıyan, bu özelliklerden “tek yanlılık” niteliğidir. Tek yanlılık, kavram olarak tek bir irade açıklaması demektir. Ancak burada “iradenin tek yanlılığından tek bir kişi yada organın iradesi değil, birden fazla idare organının birlikte tek bir irade açıklamasının kastedildiğinin anlaşılması gerekmektedir. Bu nedenle, idari işlemdeki irade, tek bir makam yada organ tarafından açıklanabileceği gibi, birden fazla idari makam yada organın da tek bir irade açıklaması için biraraya gelmesi mümkündür ki, tüm bu durumlarda idari işlemin tek yanlı olduğu kabul edilmelidir.

Bu çerçevede, kamu tüzelkişisi olan Sosyal Sigortalar Kurumu ile kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan ve kamu hizmeti yaptıkları gözönünde tutularak Anayasa’nın “idare” bölümü içinde düzenlenen, Anayasa’nın açık hükmüne göre yine kamu tüzelkişisi olan Türk Eczacılar Birliği’nin görev alanlarını ilgilendiren bir konuda bir araya gelerek, kapsamına aldığı kişilerin uyacakları esasları belirledikleri protokolün, iki idari organın birlikte tesis ettiği tek yanlı idari işlem olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmek üzere Danıştay Onuncu Dairesinin 10.8.2006 günlü, E:2006/4497, K:2006/5053 sayılı kararının BOZULMASINA, 08.02.2007 günü oybirliği ile karar verildi.

 

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates