24 Mayıs 2018 - Perşembe
Basın Duyuruları
Anasayfa » Sözleşmeler Hukuku » Şahsi Hakka Dayalı Muvazaa Nedeniyle Açılan Tapu İptali ve Tescil Davası

Şahsi Hakka Dayalı Muvazaa Nedeniyle Açılan Tapu İptali ve Tescil Davası

T.C.

YARGITAY

8. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/3032

K. 2012/75

T. 16.1.2012

• MUVAZAA ( Tapu İptali ve Tescil – Davalılar Arasında Gerçekleştiği İleri Sürülen Muvazaalı İşlem Davacı Yönünden Haksız Eylem Niteliğinde Olup Davacının Katkı Payı Alacağının Tahsilini Sağlamak Bakımından Eldeki Davayı Açmakta Hukuksal Yararı Bulunduğu )

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Muvazaa – Muvazaalı İşlem Davacı Yönünden Haksız Eylem Niteliğinde Olup Davacının Katkı Payı Alacağının Tahsilini Sağlamak Bakımından Eldeki Davayı Açmakta Hukuksal Yararı Bulunduğu/Genel Mahkemelerin Görevli Olduğu )

• GÖREV ( Şahsi Hakka Dayalı Muvazaa Nedeniyle Açılan Tapu İptali ve Tescil – Davanın Değerine Göre Genel Mahkemelerin Görevli Olduğu )

• KATKI PAYI ALACAĞININ TAHSİLİ ( Davalılar Arasında Gerçekleştiği İleri Sürülen Muvazaalı İşlem Davacı Yönünden Haksız Eylem Niteliğinde Olduğu/Muvazaa Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası Açılabileceği – Aile Mahkemesinin Değil Genel Mahkemelerin Görevli Olduğu )

818/m.18

6098/m.19

6100/m.1

ÖZET : Dava; şahsi hakka dayalı muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar halen evli iken, davalı kocanın evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalıya devrettiğini ileri sürerek istekte bulunmuştur, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davanın yasal dayanağının Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup, davacının katkı payı alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri, 6100 sayılı HMK’nun 1 vd. maddeleri uyarınca aile mahkemesi görevsiz olup, davanın değerine göre genel mahkemeler görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, kendiliğinden de göz önünde tutulması gerekmektedir.

DAVA : E. ile K. ve M. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Adana 5. Aile Mahkemesi’nden verilen 20.01.2011 gün ve 550/20 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, asliye hukuk mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davacı E. ile davalı M.’in halen evli olduklarını, ancak davalı eşin diğer davalı K. ile beraber yaşadığını, 2003 yılında 711 ada 1247 parsel sayılı taşınmazı, davalı M.’in, mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak diğer davalı olan K.’ye devrettiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptaline ve eski hali gibi tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece, davanın Aile Hukukuna ilişkin olduğundan bahisle 16.02.2010 tarih, 2010/118 Esas – 2010/88 Karar sayılı karar ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve görevsizlik kararı taraflarca temyiz edilmediğinden 24.05.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

Davalı M. vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında Gebze Kocaeli 1. Aile Mahkemesi’nin 2010/2026 Esas sayılı dosyası ile boşanma davasının devam ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taşınmazın aile konutu vasfında olmadığını, tarafların yedi yıldır ayrı yaşadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı K.’ye yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu 711 ada 1247 parsel sayılı ev ve bahçe vasfındaki taşınmazın 178/4140 hissesi, 23.01.2003 tarihinde satış yoluyla davalı K. adına tescil edilmiştir.

Dava; şahsi hakka dayalı muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar halen evli iken, davalı kocanın evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalıya devrettiğini ileri sürerek istekte bulunmuştur, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davanın yasal dayanağının Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar arasında gerçekleştiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde olup, davacının katkı payı alacağının tahsilini sağlamak bakımından eldeki davayı açmakta hukuksal yararı bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri, 6100 sayılı HMK’nun 1 vd. maddeleri uyarınca aile mahkemesi görevsiz olup, davanın değerine göre genel mahkemeler görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, kendiliğinden de göz önünde tutulması gerekmektedir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek dosyanın yetkili ve görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca görev yönünden bozulmasına ve 18,40.-TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates