18 Eylül 2018 - Salı
Basın Duyuruları
Anasayfa » Makaleler » Kamu İhale Hukuku » Danıştay 13. Daire Emsal Kararları » Şikayet Üzerine İdarece Verilen Cevapta Karara Karşı Başvuru Süresi ve Başvuru Yerinin Belirtilmemesi

Şikayet Üzerine İdarece Verilen Cevapta Karara Karşı Başvuru Süresi ve Başvuru Yerinin Belirtilmemesi

Danıştay 13. Dairesi tarafından 04.11.2016 tarihli kararı:

“Anayasanın ‘Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

Anayasa’nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasında, idari işlemlere karşı. açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş;3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle Anayasa’nın 40.maddesine eklenen ikinci fıkrada ise Devletin İşlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir.

İkinci fıkranın gerekçesinde, değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar Önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.

Anayasada yer alan düzenlemeler, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer aldığından bu kuralların birbirine üstünlüklerinden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, anayasal normlar değerlendirilirken normun kabul edildiği tarihe bakılarak yorum yapılabilir.

Anayasa’nın 125. maddesinde, idari İşlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmişse de; 40. maddeye eklenen fıkrayla idari işlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idari işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir.

Dava açma süresini başlatacak olan yazılı bildirim, Anayasa’nın amir hükmü gereğince başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler Anayasa’nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresini başlatmayacaktır.

Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden, Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu İşlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk hâline getirildiği anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları kuşkusuzdur.

Anayasa Mahkemesi de 08.12.2004 tarih ve E:2004/84, K:2004/124 sayılı kararında; bireyler hakkında kurulan işlemlere karşı kanun yolları, başvurulacak merciler ile sürelerin belirtilmesi yönünden Devlete verilen görevin bir zorunluluk içerdiğine, bu zorunluluk nedeniyle her yasada özel bir düzenleme yapılması gerekmediğine değinerek, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının, mahkemelerce doğrudan uygulanır nitelik taşıdığını kabul etmiştir.

Tüm bu açıklamalar sonucunda; Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşımasından dolayı, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde bu işlemlere karşı başvurulacak idari mercileri ve kanun yolları İle sürelerini belirtmesinin zorunlu olduğu, Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, başvuru süresi ve yeri bildirmeyen işlemlerin dava açma süresini başlatmayacağından, açılan davaların süre yönünden reddedilmeyip, işin esasına girilmesi gerekmektedir.

 Dosyanın incelenmesinden “İstanbul Sarıyer Bahçeköy Türkan Efe İ.Ö.O. İnşaatı İşi” ihalesinin 29.11.2006 tarihli karar ile en avantajlı teklifi veren davacı şirket üzerinde bırakılması üzerine idarenin 25.12.2006 tarih ve 20454 sayılı yazısı ile sözleşmeye davet edildiği, ancak, davacı şirketin ihale tarihi olan 16.11.2006 tarihinde 9.644,17-TL kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olduğunun tespiti üzerine sözleşme İmzalanamadığı ve teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı, 16.1.2007 tarih ve 5 sayılı kararla ihale kararının onaylanarak en avantajlı diğer teklifi veren Akyapı İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.nin sözleşmeye davet edildiği, anılan şirket ile sözleşme imzalanarak davacının yatırmış olduğu 49.500-TL tutarındaki geçici teminatın ihaleyi yapan idarenin 20.2.2007 tarih ve 2514 sayılı onayı ile irat kaydedildiği, davacı tarafından anılan tutarın iadesi isteğiyle İdareye yaptığı başvurunun 12.3.2007 tarihli işlemle reddedildiği, başvurunun reddine yönelik işlemin tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, Dairemizce 22.04.2016 ve 21.10.2015 tarihli ara kararlarıyla tebligata ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği ancak İdarece tebligata ilişkin herhangi bir belge gönderilmediği, yine Dairemizce 20.01.2016 tarihli ara kararıyla İstanbul 6. İdare Mahkemesinden getirtilen dosyadan, davacı tarafından ilk olarak 10.4.2007 tarihinde İstanbul 6. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, anılan Mahkeme’nin 26.5.2008 tarih ve E:2007/735, K:2008/954 sayılı kararı ile idari başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle dava dilekçesinin Kamu İhale Kurumu’na tevdiine karar verildiği, dava dilekçesinin 20.8.2008 tarihinde Kuruma tevdii üzerine, Kamu İhale Kurumu’nca dava konusu işlemle on beş günlük yasal süre geçirilerek yapılan itirazen şikâyet başvurusunun, ileri sürülen iddialar ciddi bulunmayarak bu kapsamda incelemeye geçilmeden reddedildiği ve bu ret kararının iptali istemiyle anılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

                        Bu durumda, davacının idareye yaptığı şikâyet başvurusunun süresinde olduğu anlaşıldığından, başvurunun süre yönünden reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.”

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates