20 Eylül 2018 - Perşembe
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Tazminat Davası – Davalının Yetkili Kişi Olmadığı Halde Haciz İhbarnamesini Tebellüğ Ettiği/Davacının Zararından Sorumlu Tutulmasının Doğru Olduğu

Tazminat Davası – Davalının Yetkili Kişi Olmadığı Halde Haciz İhbarnamesini Tebellüğ Ettiği/Davacının Zararından Sorumlu Tutulmasının Doğru Olduğu

 

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/7122

K. 2010/1038

T. 9.2.2010

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Tazminat Davası – Davalının Yetkili Kişi Olmadığı Halde Haciz İhbarnamesini Tebellüğ Ettiği/Davacının Zararından Sorumlu Tutulmasının Doğru Olduğu )

• HACİZ İHBARNAMESİ GÖNDERİLMESİ ( Davalının Yetkili Kişi Olmadığı Tebellüğ Ettiği /Davacının Zararından Sorumlu Tutulmasının Doğru Olduğu – Tazminat Davası )

• TAZMİNATTAN İNDİRİM YAPILMASI ( Davalının Yetkili Kişi Olmadığı Halde Haciz İhbarnamesini Tebellüğ Ettiği – Davalı Yararına Uygun Bir Tutarda İndirim Yapılmayıp Gerçekleşen Zararın Tamamından Davalının Sorumlu Tutulmasının İsabetsiz Olduğu )

ÖZET : Davacı, dava dışı Şirket’in açtığı olumsuz saptama ( menfi tespit ) davasında, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve o davanın davalısı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri ile sorumlu tutulduğunu belirterek, davalının eylemi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalının, yetkili kişi olmadığı halde haciz ihbarnamesini tebellüğ ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının zararından sorumlu tutulması doğrudur. Ne var ki davalının haciz ihbarnamesi gönderilen B. Antalya Havalimanı Uluslararası Terminal İşletmeciliği A.Ş’nin elemanı olmamakla birlikte, bu şirketin de yer aldığı B. Holding A.Ş’nin elemanı olduğu ve haciz ihbarnamesi gönderilen dava dışı Şirketin de eski vekili olduğu görülmektedir. Yerel mahkemece açıklanan olgular ve Borçlar Yasası’nın 43. maddesi gözetilerek, davalı yararına uygun bir tutarda indirim yapılmayıp gerçekleşen zararın tamamından davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun aykırıdır.

DAVA : Davacı Türkiye İ. Bankası A.Ş vekili Avukat Uğur Esen tarafından, davalı Güler Ö. aleyhine 18/08/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 03/03/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 09/02/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Tahsin Türkçapar ile karşı taraftan davacı banka vekili Avukat Uğur Esen geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Öteki temyiz itirazına gelince; davacı, dava dışı borçlular aleyhine başlattığı icra takibi sırasında, dava dışı B. Antalya Havalimanı Uluslararası Terminal İşletmeciliği A.Ş’ye İcra ve İflas Yasası’nın 89. maddesi gereğince gönderilen birinci haciz ihbarnamesini, herhangi bir yetkisi olmadığı halde davalının tebellüğ etmesi nedeniyle gönderdiği ikinci haciz ihbarnamesinin mahkemece iptal edildiğini, dava dışı anılan Şirket’in açtığı olumsuz saptama ( menfi tespit ) davasında, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini ve o davanın davalısı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri ile sorumlu tutulduğunu belirterek, davalının eylemi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ise, personeli bulunmayan ancak, ticaret sicil müdürlüğünde merkezi ve ikametgah adresi aynı gösterilen B. Holding grubuna ait şirketler adlarına gelen tebligatların da bu adreste tebellüğ edilerek yetkilileri fax ile haberdar ettiklerini, kendisinin de B. Holding A.Ş’de SSK’lı çalışan tek avukat olarak tebellüğ edip ilgilinin avukatına durumu faks ile bildirdiğini, haciz ihbarnamesi gönderilen dava dışı Şirket vekillerinin görevlerini yapmayarak zarara neden olduklarını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur

Dosyadaki kanıtlardan; davalının, yetkili kişi olmadığı halde haciz ihbarnamesini tebellüğ ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının zararından sorumlu tutulması doğrudur. Ne var ki davalının haciz ihbarnamesi gönderilen B. Antalya Havalimanı Uluslararası Terminal İşletmeciliği A.Ş’nin elemanı olmamakla birlikte, bu şirketin de yer aldığı B. Holding A.Ş’nin elemanı olduğu ve haciz ihbarnamesi gönderilen dava dışı Şirketin de eski vekili olduğu görülmektedir.

Yerel mahkemece açıklanan olgular ve Borçlar Yasası’nın 43. maddesi gözetilerek, davalı yararına uygun bir tutarda indirim yapılmayıp gerçekleşen zararın tamamından davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının maddi tazminat belirlenmesine ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…43.602,00…” ve “…15.000,00…” biçimindeki sayıların ayrı ayrı silinerek yerlerine sırasıyla “…20.000,00…” ve “…5.000,00…” sayılarının yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “…3.164,51…” ve “…2.373,31…” biçimindeki sayıların ayrı ayrı silinerek yerlerine sırasıyla “…1.350,00…” ve “…558,80…” sayılarının yazılmasına; davacı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 3 nolu bendinde yer alan “…6.088,16…” biçimindeki sayıların silinerek yerine “…2.900,00…” sayılarının yazılmasına; aynı bendin sonuna “…karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen tutar üzerinden davalı yararına hesap ve takdir edilen 3.760,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” biçimindeki sözcük dizisinin eklenmesine, yargılama giderlerine ilişkin 4 nolu bendinde yer alan “…1.820,40 TL yargılama giderinin…” biçimindeki sayı ve sözcük dizisinden sonra gelmek üzere “…35/100’inin…” oran ve sözcüğünün eklenmesine; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 09.02.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dava, davalının dava dışı tüzel kişi adına çıkartılan birinci haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin tebligatı alma yetkisinin olmamasına rağmen usulsüz tebligat nedeniyle haciz ihbarnamesinin iptal edilmesinden doğan zararın tahsili ile ilgili tebligatı çıkaran davacı İ. bankası tarafından tebligatı alan davalı aleyhine açılan bir davadır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 1. maddesine göre kazai merciler tarafından çıkartılacak tebligatların Posta Telgraf ve Telefon işletmesi veya memur vasıtası ile yapılması zorunludur.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre ise, somut davamızda olduğu gibi tüzel kişilere yapılacak tebligatın geçerli olması için yetkili mümessillerine yapılması gerekir. Tebligat yapılacak kişinin yetkili mümessil olup olmadığını araştırmak 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun l. maddesinde belirtildiği gibi PTT işletmesinin görevlisine ait bir sorumluluktur.

Somut olayımızda yapılan tebligat kazai bir tebligat olup tebligatı alan davalının dava dışı tüzel kişinin tebligatı alacak yetkili mümessili olmadığı, davalının PTT görevlisini yetkili olduğuna dair yanılttığı konusunda iddia ve delil bulunmadığı, dava dışı tüzel kişi adına çıkartılan tebligatın geçersiz sayılmasının nedeninin PTT İşletmesi tebligat görevlisinin yetkili mümessilin kim olduğunu araştırmadan yetkisiz kişiye tebligat yapması olduğu anlaşıldığından bu davada davalının pasif husumet ehliyeti, davalı olma sıfatı bulunmadığından davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyorum.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates