16 Kasım 2018 - Cuma
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Temyiz Aşamasında Kanıt Sunma Yasağı-İstisnası

Temyiz Aşamasında Kanıt Sunma Yasağı-İstisnası

*T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu

E:2009/9-586

K:2010/31

T:27.01.2010*

 ** TEMYİZ AŞAMASINDA KANIT SUNMA YASAĞINA AYRIK DURUM

* BORCU KESİN OLARAK ORTADAN KALDIRAN KANITIN NİTELİĞİ*

 Kural olarak, yargılama aşamasında sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delilin o davaya konu olan borcu kesin olarak ortadan kaldıran bir nitelik taşımasıdır. Borcun ödendiğini gösteren makbuz veya ibraname bu istisnanın tipik örneğidir.Temyiz aşamasında ibraz edilen belgede imza bulunmamaktadır. İmzasız olan bu belgenin yukarıda söz edilen istisna kapsamında olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki “İşçi Alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Kadıköy 1. İş Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 18.12.2006 gün ve 2006/1159 E.-748 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 27.06.2008 gün ve ‘2008/17306 E.-17930 K. sayılı ilamı ile :

 (…Davacı 1999, 2000, 2001 yıllarında yapmış olduğu fazla çalışmalarının ödenmediğini belirterek davalıdan tahsilini istemiştir.Davalı, “ibra ve sulh sözleşmesi” başlıklı belge gereğince davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece ibranameye değer verilerek dava reddedilmiştir. Davalı tarafından sunulan “sulh ve ibra sözleşmesi” başlıklı belgede davacı fazla çalışma ücretlerini aldiğini ve işvereni ibra ettiğini belirtmiştir. Yargılama sırasında da söz konusu belgeye bir itirazı olmamıştır. Mahkemece ibranameye itibar edilerek dava reddedildikten sonra temyiz aşamasında *”ibraname ve tesellüm belgesi”* başlıklı fazla mesai alacağı yönünden miktar içeren, davacının imzasını taşımayan yeni bir belge sunulmuştur. *Mahkemece, bu yeni belgeye karşı davacıdan diyecekleri sorulmalı, belgenin davacı tarafından imzalanıp imzalanmadığı araştırılmalı sonucuna göre her iki belgede bir değerlendirmeye tabii tutularak karar verilmelidir,…)* gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

 HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 Dava, fazla mesai ücret alacağı istemine ilişkindir

 Davacı Recai, 1999 yılının Kasım ayında 112 saat, Aralık ayında 100 saat, 2000 yılında ise toplam 783 saat, 2001 yılında da toplam 768 saat, olmak üzere toplam 1763 saat, fazla mesai çalışması yaptığını, fazla mesai alacaklarının ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500.000.000.-TL. (İslah talebiyle birlikte 2.785.200.000.-TL.) fazla çalışma ücretinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı V. Isı Sanayi Tic. Ltd. Şti. vekili, yazılı savunmada bulunmamış, yargılama aşamasındaki beyanlarında, 01.11,2004 tarihli “ibra ve sulh sözleşmesi” doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

 Mahkemece; dosyaya ibraz edilen “sulh ve ibra sözleşmesi” başlıklı belgede, davacının, fazla çalışma ücretlerini, hafta tatili, genel tatil ücretleri aldığını ve işvereni ibra ettiğini beyan ettiği ve bu ibranamedeki imzasını inkar etmediği, ibranın hakkı ortadan kaldıran belge olduğu, gerekçesiyle, ibranameye değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

 Özel Dairece, yukarıda belirtilen nedenle bozulmuştur.

 Yerel Mahkemece; önceki gerekçelerle ve ayrıca temyiz aşamasında ibraz edilen ve davacı tarafından imzalanmadığı açık olan ibraname ve tesellüm belgesinin, davacıya imzalanıp imzalanmadığının sorulmasının olmayan imzanın varlığının araştırılması anlamına geleceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir, Mahkemenin direnmeye ilişkin kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu online gelen uyuşmazlık; davacı tarafından temyiz aşamasında, “ibraname ve tesellüm belgesi” başlıklı davacının imzasını taşımayan yeni bir belge ibraz edilmesi karşısında, bu yeni belgeye karşı davacıdan diyeceklerinin sorulmasına ve belgenin davacı tarafından imzalanıp imzalanmadığının araştırılmasına, dolayısıyla yargılama aşamasında ibraz edilen diğer “ibra ve sulh sözleşmesi” belgesi ile birlikte değerlendirmeye tabi tutulmasına gerek olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

 *Kural olarak**,* yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. *Bu kuralın tek istisnası*, dayanılıp sunulan delilin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır. (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.04.2000 gün ve 2000/11-745 E.-734 K., 28.05.2003 gün ve 2003/13-354

E.-368 K. sayılı Kararlan).

 İbra sözleşmesi, İş Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda düzenlenmediği halde özellikle İş Hukuku uygulamasında önemli bir yere sahiptir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay uygulamasında borcu sona erdiren hallerden birisi olarak kabul edilmektedir. İbra, alacak ve borcu doğrudan doğruya ve kesin olarak ortadan kaldırmaktadır. Tam ibrada borcun tamamı, kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona ermektedir. Bunun sonucu olarak da, borçlu borcundan kısmen ya da tamamen kurtulmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2008 gün ve 2008/9- 639 E.-653 K. sayılı Karan)

 Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde, “Hakimin re’sen nazan dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi i!e dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. (Prof. Dr.

Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 Bası, Cilt 2, s. 1343. Prof. Dr. Saim Üstündağ; Medeni Yargılama Hukuku Cilt 1-II-İst. 1997 s.28 ve 871). *Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu da dikkate alınmalıdır.

Dava hakkının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerden olması karşısında, Yüksek Özel Dairece, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır.*

 *Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği* davalı, *temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir.*Diğer bir anlatımla yargılama aşaması, borcu itfa eden belge değerlendirilmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkar eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez.

Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin (HUMK m.202) kabulü zorunludur.

 Ne var ki, somut olayda; temyiz aşamasında, davacı tarafından ibraz edilen “ibraname ve tesellüm belgesi”, davacının imzasını taşımadığından, borcu söndüren bir belge niteliğinde değildir. Diğer yandan anılan belge, davacının el yazısı ile yazılmış bir belge olmadığından, yazılı delil başlangıcı kabul etme imkanı da bulunmamaktadır.

 O halde, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

 SONUÇ:

 Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ONANMASINA, 27.01.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

 Kaynak:İSTANBUL BAROSU DERGİSİ 2010-2

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates