18 Ekim 2018 - Perşembe
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Tenfiz Kararı İçin Yabancı Mahkemeden Hukuk Davalarına İlişkin Olarak Verilmiş ve O Devlet Kanunlarına Göre Kesinleşmiş Bir İlamın Olmasının Gerekir.

Tenfiz Kararı İçin Yabancı Mahkemeden Hukuk Davalarına İlişkin Olarak Verilmiş ve O Devlet Kanunlarına Göre Kesinleşmiş Bir İlamın Olmasının Gerekir.

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/9007

K. 2001/11406

T. 5.12.2001

• TENFİZ ( Yabancı Mahkemeden Hukuk Davalarına İlişkin Olarak Verilmiş ve O Devlet Kanunlarına Göre Kesinleşmiş Bir İlamın Olmasının Gerekmesi )

• TANIMA VE TENFİZ DAVASI ( Tenfiz Kararı İçin Yabancı Mahkemeden Hukuk Davalarına İlişkin Olarak Verilmiş ve O Devlet Kanunlarına Göre Kesinleşmiş Bir İlamın Olmasının Gerekmesi )

• KARŞILIKLILIK KOŞULU ( Tenfiz Kararı Verilmesi İçin İlamı Veren Ülke İle Türkiye Arasında Karşılıklılık Koşulunun Olmasının Gerekmesi )

ÖZET : Tenfiz kararı verilebilmesi için, öncelikle yabancı mahkemeden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bir ilamın bulunması gerekir. Ayrıca iki ülke arasında karşılıklılık koşulunun bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması davalının savunma hakkının kısıtlanmaması, Türk Vatandaşlarının kişilik hallerine ilişkin davalarda Türk Kanunlar İhtilafı Kurallarının gösterildiği hukukun uygulanmış olması gerekir. Tanıma için ise tenfiz için gerekli olan karşılıklılık ile davalının savunma hakkının kısıtlanmaması hariç, diğer koşulların bulunması gerekir. Tenfiz ve tanıma istenen kararların, yasanın bu aradığı şartları taşıyıp taşımadığının araştırılıp denetlenebilmesi için, gerekçelerinin de olması gerekir. Davacı tarafından ibraz edilen kararların gerekçesi olmadığından, bu denetlemeyi yapmak olanaksızdır. Ayrıca tenfiz ve tanınması istenen Gelnhausen Yerel Mahkemesinin 18.8.2000 tarihli, Hunfeld Yerel Mahkemesinin 31.7.2000 tarihli kararları, icra kararlarının infazına yönelik karardır. Bu haliyle de ilam niteliğinde değildir. Bu hususların mahkemece resen gözönünde tutulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR : Davacı, davalı aleyhine Hünfeld Yerel Mahkemesinde açtığı davada, 16.1.1998 tarih ve 13 B 293 820/97 sayılı, 5.2.1998 tarih ve 10 B 298 957/97 sayılı, 8.6.1998 tarih ve 11 B 091 959/98 sayılı, 10.2.1999 tarih ve 02 B 336 980/98 sayılı icra kararlarını verdiğini, Gelnhausen yerel mahkemesinin de 19.2.1998 ve 55 C 1783/97 sayılı icra kararını verdiğini, bu kararların kesinleşmiş gıyabi kararla aynı haklara sahip olup, geçerli olduğu ve kayıtsız şartsız cebri icra uygulanacağının belirtildiği Gelnhausen Yerel Mahkemesinin 18.8.2000 tarihli, Hünfeld Yerel Mahkemesinin 31.7.2000 tarihli kararlarının tanınmasına ve infazı için tenfizine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Yabancı mahkeme kararlarının tenfiz ve tanınması, 2675 sayılı yasanın 34 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Tenfiz kararı verilebilmesi için, öncelikle yabancı mahkemeden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bir ilamın bulunması gerekir. Ayrıca iki ülke arasında karşılıklılık koşulunun bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması davalının savunma hakkının kısıtlanmaması, Türk Vatandaşlarının kişilik hallerine ilişkin davalarda Türk Kanunlar İhtilafı Kurallarının gösterildiği hukukun uygulanmış olması gerekir. Tanıma için ise tenfiz için gerekli olan karşılıklılık ile davalının savunma hakkının kısıtlanmaması hariç, diğer koşulların bulunması gerekir. Tenfiz ve tanıma istenen kararların, yasanın bu aradığı şartları taşıyıp taşımadığının araştırılıp denetlenebilmesi için, gerekçelerinin de olması gerekir. Davacı tarafından ibraz edilen kararların gerekçesi olmadığından, bu denetlemeyi yapmak olanaksızdır. Ayrıca tenfiz ve tanınması istenen Gelnhausen Yerel Mahkemesinin 18.8.2000 tarihli, Hunfeld Yerel Mahkemesinin 31.7.2000 tarihli kararları, icra kararlarının infazına yönelik karardır. Bu haliyle de ilam niteliğinde değildir. Bu hususların mahkemece resen gözönünde tutulması gerekir. Mahkemece, davanın bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2- 2675 sayılı kanunda, tenfiz yabancı mahkeme kararlarının tenfizi 34. maddede tanıma ise 42. maddede de düzenlenmiştir. Tanıma, tenfize göre daha dar kapsamlıdır. Tenfizin içinde tanımada mevcuttur ve daha geniş kapsamlıdır. Davacının talebi tenfiz olmadığında tanıma şeklinde görülüp, kabul edilerek ikisinden birisine karar verilmesi gerekirken her ikisine birden karar verilmesi kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 5.12.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates