24 Kasım 2017 - Cuma
Basın Duyuruları
Anasayfa » Ceza Hukuku » Tıp Hukuku ve Hekimin Yasal Sorumlulukları

Tıp Hukuku ve Hekimin Yasal Sorumlulukları

Sorumluluk hukukun vazgeçilmez bir unsurudur. Toplum düzenini sağlayabilmek için mutlaka sorumlulukları düzenleyen bazı kuralların olması gerekir. Hukuksal sorumluluğa aykırı davranışlar veya başka bir tanımlama ile ceza hukukunda yasaklanan eylemlerin yapılması suç olarak nitelendirilir ve cezai yaptırımları beraberinde getirir. Ceza ise toplumun suçlulara karşı korunması, suçluların ıslah edilmesi ve cezalandırılmasının yanı sıra, bireyin daha fazla hata yapmasının ya da diğer bireylerin aynı hataya sürüklenmelerinin önünde caydırıcı bir rol oynar.

Hekimlik eski çağlardan günümüze ulaşan en eski mesleklerden biri olup; MÖ 1700 yıllarında bile Hammurabi Kanunları aynı zamanda hekimlerin hakları ve yükümlülüklerini belirleyerek, hastasını öldüren veya yaralayan hekimin sorumluluklarını ortaya koymuştur.

Günümüzde, hekimlik uygulamalarının sınırları, gerek ulusal, gerekse uluslararası düzeyde bir çok yasa ve yönetmelikle belirlenmektedir. Hekim, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak mesleki uygulamasından hukuk prensipleri önünde sorumludur. Tüm meslekler arasında insan ile en yakın ilişkisi bulunan hekimlik mesleğinin, bu nedenle yasal sorumluluğu da oldukça fazladır. Hayati konularda acil karar vermek zorunda olan sağlık personelinin sağlam bir hukuk bilgisine sahip olması gerekir. Her gün tıpta yeni gelişmeler meydana gelmekte, buna paralel olarak hukuk kurallarında da değişiklik olmaktadır. Hekimlerin kendileriyle ilgili yasaları ve yaptırımları bilmemeleri, onları sorumluktan kurtarmaz. Türk Ceza Kanununun 4. maddesine göre “ceza yasalarını bilmemek mazeret değildir”.

SORUMLULUĞUN TİPLERİ

CEZA SORUMLULUĞU

Anayasamızın 38 maddesinde ve TCK (Türk Ceza Kanunu)’ nun 20. maddesinde “ceza sorumluluğunun şahsi olduğu” belirtilmekte ve yine TCK’ nun 20., 21., 22. ve 23. maddelerinin yorumlanmasına ilişkin ceza hukuku kavramı çerçevesinde “kusursuz ceza olamayacağı” bildirilmektedir. Kişinin bir eylemden dolayı sorumlu tutulabilmesi için en azından taksir ile hareket etmesi gereklidir. Sonuç öngörülebilir değilse, kişi kendisinden beklenen özeni gösterse bile netice meydana gelebiliyor, dikkat ve özene rağmen fiilin meydana gelmesine engel olunamıyorsa bu gibi neticeleri doğurabilecek hareketlerden çekinmesi hiç kimseden istenemeyeceği için ortada kusurluluk dolayısıyla sorumluluk yoktur.

Bir kişinin, bir suçtan sorumlu tutulabilmesi için 5 unsur söz konusudur. Bunlar;

1. Kişinin kişilik haklarına yönelik bir fiil yapılması,

2. Fiilin hukuka aykırı olması,

3. Fiili işleyen kişinin kusurunun bulunması,

4. Fiil sonucu zarar oluşması,

5. Zarar ile eylem arasında illiyet (nedensellik) bağı olmasıdır.

Kusurluluğun 2004 yılında kabul edilen TCK tanımlamalarına göre kast, olası kast, taksir, bilinçli taksir olarak dört türü vardır. Her dört kusur tipinde de ortak olan fiilin işlenmesidir. Dolayısıyla suçlar da kasıtlı, olası kasıtlı, taksirli veya bilinçli taksirli suçlar olmak üzere dörde ayrılabilir.

Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK 21/1. madde). Kasten öldürme (TCK 81. ve 82. maddeleri) ile kasten yaralama (TCK 86. ve 87. maddeleri) suçları bu tip suçlardandır. Kişinin başka bir kişiyi ona silah yöneltip öldürme kastıyla ateş edip öldürmesi, bir kişinin yaralamak amacıyla başkaları üzerine araç sürüp, onları yaralaması kasıtlı suçlar kapsamında değerlendirilir.

Olası kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların öngörülerek gerçekleştirilmesidir (TCK 21/2. madde). Bir düğün salonunda havaya ateş etmekte olan kişinin bir süre sonra silah üzerindeki hakimiyetini kaybetmesine rağmen ateş etmeye devam etmesi, bir süre sonra silahın yatay pozisyona gelmesiyle bir başka şahsı alnından vurması veya kırmızı ışık yandığını gören ancak buna rağmen geçmeye devam eden bir araç sürücüsünün, yeşil ışıkta geçmeye çalışan yayalara çarparak ölümlerine sebebiyet vermesi örneklerinde olduğu gibi, kişi olacak sonucu öngörmüş, ancak kişi fiili işlemeye devam etmiştir. Olası kast çerçevesinde değerlendirilebilecek başka bir suç tanımlaması; “Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” dir (TCK 83/3).

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates