19 Kasım 2017 - Pazar
Basın Duyuruları
Anasayfa » Anayasa Şikayeti » Anayasa Yargısı - Bireysel Başvuru » Tutukluluk Süresinin Her Suç İçin Ayrı Ayrı Hesaplanamayacağı

Tutukluluk Süresinin Her Suç İçin Ayrı Ayrı Hesaplanamayacağı

            Anayasa Mahkemesi, AA. bireysel başvurusunda (B. No: 2013/9352), 02.07. 2015 tarihli kararı ile başvurucunun kanuni tutukluluk süresinin aşıldığı yönündeki iddiasının kabulüne karar vermiştir:

                “…5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren İşlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği ancak uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma sûreleri dâhil olmak üzere toplam tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır…”

                Başvurucu, anılan kanun maddesi gereğince azami tutukluluk süresinin aşıldığından bahisle tahliye talebinde  bulunmuştur.  Tahliye talebi isnat olunan suçların kanunda öngörülen yaptırımları ayrı ayrı dikkate alınarak reddedilmiştir.

            Anayasa Mahkemesi, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler İhlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele almamaktadır.   Tutukluluk konusundaki kanun  hükümlerinin yorumlanması ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa ya bariz şekilde aykırı yorumlar ve delil değerlendirmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunması hâlinde hak ve özgürlük İhlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda İncelenmesi gerekmekte olup, Anayasa Mahkemesi tarafından 02.07.2015 günlü aşağıda özetlenen karar ile Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir:

                5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami kanuni süreler düzenlenmiştir. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin aynı dosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrı uygulanamayacağı, uygulanan bir tutuklama tedbirinin yargılama sürecinin bütünü açısından sonuç doğuracağı daha Önce belirtilmiştir”

            “5271 sayılı Kanun’daki azami tutukluluk süresinin ağır cezalık İşler bakımından uzatmalarla birlikte azami beş yıl olduğu, bu hâliyle düzenlemenin öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır. Ancak derece mahkemelerinin aynı dosya kapsamındaki suçlar yönünden kanuni tutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündeki yorumu, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve öngörülemez bir şekilde uzatmaya elverişlidir. Zira bir kişi hakkında birden fazla suç isnadı olması halinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrı hesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemez bir şekilde uzayacaktır. Bir hukuk devletinde henüz suçluluğu hükmen sabit hâle gelmemiş bir bireyin mahkemenin benimsediği yorum nedeniyle belirsiz bir süre boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması düşünülemez “

            “Somut olayda başvurucunun Yargıtay aşamasında geçen tutukluk süresi 1 yıl 9 ay 26 gün olup, bu süre çıkarıldıktan sonra tutuklulukta geçirdiği toplam süre 5 yıl 2 ay 7 gündür. 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami tutukluluk süresi ise hüküm tarihinden önceki 11/9/2013 tarihinde dolmuştur.

             Bu durumda başvurucunun bu tarihten sonraki tutukluluk hâli kanunda aranan
şekil ve şartlara uymamaktadır.

             Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”

 

Share
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates