12 Aralık 2018 - Çarşamba
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği

Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2008/5-427

K. 2008/440

T. 18.6.2008

• KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ ( Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği )

• KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZIN DAVACI İDARE ADINA TESCİLİ ( Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği )

• HUSUMET ( Kamulaştırma Bedelinin Tespiti – Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği )

• YARGILAMA SIRASINDA TAŞINMAZI DEVİR VE TEMLİK EDİLMESİ ( Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği )

• TARAF SIFATI ( Yargılama Sırasında Taşınmazı Devir ve Temlik Eden Davalı/Eski Malik Mirasçılarının Artık Taraf Sıfatının Bulunmadığından Husumetin Taşınmazı Devralan Gerçek Hasıma Yöneltilmesi Gerektiği )

ÖZET : Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Yargılama sırasında taşınmazı devir ve temlik eden davalı/eski malik mirasçılarının artık taraf sıfatının bulunmadığı; husumetin, taşınmazı devralan gerçek hasım … Limited Şirketi’ne yöneltilerek davaya devam olunması ve yeni malik yönünden hüküm oluşturulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 21.10.2003 gün ve 2002/701 E.-2003/716 K. sayılı kararın incelenmesi davacı idare ve müdahil vekilleri ile, davalılar Nilüfer Uluocak ve Nilgün Zeytinci tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 19.10.2006 gün ve 2006/10466-11040 sayılı ilamı ile;

( … Dava konusu taşınmazın tapuda Şükrü Cesur adına kayıtlı iken 02.11.2000’de üzerine Kamulaştırma Kanununun 7. maddesine göre kamulaştırma şerhi konduğu, daha sonra taşınmazın 15.08.2003’de Tantanoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat ve Petrol Ürünleri Pazarlama Sanayi Limited Şirketine satıldığı anlaşılmıştır. Bu şirketin davacı idare tarafından 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14. maddesine göre davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulması ve eski malik Şükrü Cesur mirasçıları hakkındaki davanın reddi gerekirken eski malik Şükrü Cesur mirasçıları hakkında hüküm kurulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından yeni malik vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne; Dairemizin 01.05.2006 gün ve 2006/3653-5377 karar sayılı Bozma kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;

Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın ilk tapu maliki Şükrü Cesur mirasçıları yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm Şükrü Cesur mirasçılarından davalı Nilüfer Uluocak ve davalı Nilgün Zeytinci ile; davacı idare ve müdahil davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı Nilüfer Uluocak ile davalı Nülgün Zeytinci tapuda malik olmadıklarından temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Müdahil davalı limited şirket vekili ile davacı idare vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

1- Dava konusu taşınmazın tapu kaydına göre son malik olan limited şirketin 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 14. maddesi uyarınca davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulması ve eski malikler hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- Kabule göre de;

A- Arsa niteliğindeki taşınmaza, emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça, yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.

Dava konusu taşınmazın bulunduğu Gebze Tavşanlı Köyünde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğaldır. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

B- Değerlendirme tarihi olan 2002 yılında dava konusu taşınmaz ile, bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayalı kamulaştırma bedelinin tespiti ve sicil kaydının terkini istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkili idare tarafından kısmi kamulaştırma kararı alınan Gebze İlçesi Tavşanlı Köyü 2251 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılan bölümünün pazarlıkla satın alınacağı resmi taahhütlü yazı ile davalı mal sahibi Şükrü Cesur’a bildirilmesine rağmen netice alınamadığını ileri sürerek, kamulaştırma bedelinin tespiti ile sicil kaydının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Şükrü Cesur’a dava dilekçesi, kamulaştırma belgeleri ve duruşma gününü bildirir davetiye 30.9.2002 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği halde duruşmaya katılmamış; davalı Şükrü Cesur’un yargılama sırasında 18.4.2003 tarihinde vefatı üzerine mirasçılar Nilüfer Uluocak, Nilgün Zeytinci ve Halil Hakkı Cesur vekili duruşmaya katılmıştır.

Yargılama sırasında taşınmazı davalıdan temlik alan Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili; mahkemece takdir edilecek kamulaştırma bedelinin müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

Mahkemenin, “Davanın kabulü ile, kamulaştırma bedeli olarak takdir edilen ve kamulaştırma tarihinde tapu maliki olan Şükrü Cesur adına Ziraat Bankası Gebze Şubesine yatırılan 71.623.250.000 TL’nin Şükrü Cesur mirasçılarına miras payları oranında ödenmesine, 2251 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılan kısmının tapu kaydının iptali ile davacı idare lehine yol olarak terkinine, İntikale ilişkin muhtemel haklar yönünden hukuki sorunun intikalin taraflar arasında giderilmesi hususunun taraflarca değerlendirilmesine” dair verdiği karar; Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece, “yeniden emsal celbi ile keşif yapılması ve dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri araştırılarak bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi gereğine” değinen ( 2 ) numaralı bozma gerekçesine uyulmuş, “tapu kaydına göre son malik Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat ve Petrol Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulması ve eski malikler hakkındaki davanın reddi gereğine” işaret eden ( 1 ) numaralı bozma gerekçesine ise direnilmiştir.

1- Yerel Mahkemece, bozma ilamının 2. bendinde yer alan ve “yeniden emsal celbi ile keşif yapılması ve dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerleri araştırılarak bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi gereğine” değinen bozma nedenine uyularak, bozma gerekçesi yönünde emsal celbi ile yeniden yapılan keşif sonucu bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşturulan yeni hüküm Özel Dairece incelenmemiştir.

Belirtilen nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

2- Bozma ilamının 1 numaralı bendinde yer alan ve “tapu kaydına göre son malik Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat ve Petrol Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulması ve eski malikler hakkındaki davanın reddi gereğine” işaret eden bozma nedeni yönünden direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava tarihinden sonra taşınmazı tapuda başkasına temlik eden eski maliklerin taraf sıfatının bulunup bulunmadığı, dolayısıyla hükmün, taşınmazı devralan son malik hakkında mı yoksa eski malikler hakkında mı kurulması gerektiği noktasındadır.

Bilindiği gibi bir dava açıldıktan sonra ve davanın devamı sırasında, dava konusu olan mal veya hakkın ( müddeabihin ) üçüncü kişiye devredilmesi, temlik edilmesi caizdir. Dava konusu yapılmış olan mal veya hakkın başkasına devredilmesi ile, o mal veya hakka bağlı olan dava hakkı da birlikte devredilmiş sayılır. Dava hakkı asıl haktan ayrı bir hak değildir ve bu nedenle yalnız başına başkasına devredilemez.

Taraflardan birinin, dava sırasında müddebihi başkasına devretmesi halinde, artık o davanın konusu olan mal veya hak üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmaz. Başka bir ifadeyle, müddeabihi devreden tarafın, artık o davada taraf sıfatı kalmaz.

Şu hale göre, dava konusu mal veya hakkı başkasına devretmiş olan tarafın, o davaya ( eski hali ile ) taraf sıfatıyla devam etmesine veya kendisine karşı o davaya ( eski hali ile ) devam edilmesine olanak bulunmamaktadır. Davaya kim tarafından veya kime karşı nasıl devam edileceği HUMK.nun 186. maddesinde düzenlenmiş olup; anılan hükme göre, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri müddeabihi başkasına temlik ederse, diğer taraf dilerse temlik edenle olan davasından vazgeçip müddeabihi temellük eden kimseyi dava eder, dilerse davasını temlik eden hakkında zarar ve ziyan iddiasına çevirir.

Dava sırasında müddeabihin davadan hariç bir şahsa temliki halinde, son temellük eden şahsa karşı dava ikame edilebilmesine olanak tanıyan bu genel hükme paralel bir düzenlemeye, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4650 sayılı Kanunla değişik 14/5. maddesinde yer verilmiş; anılan maddede “İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur.” Hükmü öngörülmüştür.

Bu açık hüküm karşısında; kamulaştırma davalarında aleyhine dava açılan malikin başka kişi olması veya tapu malikinin davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde dava reddedilmeyerek gerçek malikin veya ölünün mirasçılarının dahil edilmek suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği gibi; davadan sonra taşınmazın başkasına devredilmesi halinde dahi, yeni malikin davaya dahil ettirilerek onun hakkında hüküm kurulması ve artık taraf sıfatı kalmayan eski malik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Burada önemle vurgulanmalıdır ki; davanın açılmasından, bu dava hakkında verilen hükmün kesinleşmesine kadar ki dönem içinde, müddeabihin başkasına temlik edilmiş olması halinde; husumetin, yargılamanın her aşamasında resen ele alınarak, gerçek hasmın belirlenmesi zorunludur.

Somut olaya gelince; davacı idarece kamulaştırma kararı alınan 2251 parsel sayılı taşınmaz dava tarihi itibariyle Şükrü Cesur adına tapuda kayıtlı olup, idare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve sicil kaydının terkini istemiyle tapu maliki Şükrü Cesur aleyhine eldeki dava açılmış; yargılama sırasında Şükrü Cesur’un 18.4.2003 tarihinde ölümünden sonra taşınmaz, mirasçıları Nilüfer Uluocak, Nilgün Zeytinci ve Halil Hakkı Cesur tarafından Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne satış suretiyle temlik edilmiştir.

Taşınmazın son maliki Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili vekaletname ibrazı ile takdir edilen bedelin müvekkiline ödenmesini talep etmesine karşın, Mahkemece eski malik Şükrü Cesur mirasçıları hakkında hüküm kurulmuş ve hükmün yeni malike tebliğine karar vermekle yetinilmiştir.

Az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, yargılama sırasında taşınmazı devir ve temlik eden davalı/eski malik Şükrü Cesur mirasçılarının artık taraf sıfatının bulunmadığı; husumetin, taşınmazı devralan gerçek hasım Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat Petrol Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne yöneltilerek davaya devam olunması ve yeni malik yönünden hüküm oluşturulması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması ve son malik Tantaoğlu Uluslararası Taşımacılık İnşaat ve Petrol Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin davaya dahil ettirilerek hakkında hüküm kurulması, eski malikler hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- ( 1 ) numaralı bentte gösterilen yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

2- ( 2 ) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı davacı idare ve müdahil vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında yazılı nedenlerle HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 18.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates