14 Aralık 2018 - Cuma
Basın Duyuruları
Anasayfa » Mevzuat » Yargı Kararları » Zabıt Katibinin İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusuna Dahil Edilemeyeceği

Zabıt Katibinin İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusuna Dahil Edilemeyeceği

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2009/3-58

K. 2009/166

T. 16.6.2009

• ZABIT KATİBİNİN İMZASI ( Kararda Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusunu Oluşturmayacağı – Konu İlgili Sahtelik İddiası İleri Sürülmüş Olsa Dahi Yargılamanın İadesi Kapsamında Ele Alınabileceği )

• KARARDA İMZA EKSİKLİĞİ ( Zabıt Katibinin İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusuna Dahil Edilemeyeceği – Sahtelik İddiası İleri Sürülmüş Olsa Dahi Yargılamanın İadesi Kapsamında Ele Alınması Gereği )

• YASA YARARINA BOZMA ( Zabıt Katibinin Kararda İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusunu Oluşturmayacağı – Sahtelik İddiası İleri Sürülmüş Olsa Dahi Yargılamanın İadesi Kapsamında Ele Alınabileceği )

• YARGILAMANIN İADESİ ( Kararda Zabıt Katibinin İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusuna Dahil Edilemeyeceği – Sahtelik İddiası İleri Sürülmüş Olsa Dahi Yargılamanın İadesi Kapsamında Ele Alınması Gereği )

• SAHTE İMZA İDDİASI ( Zabıt Katibinin Kararda İmzasının Bulunmadığı/Yasa Yararına Bozma Konusunu Oluşturmayacağı – Sahtelik İddiası İleri Sürülmüş Olsa Dahi Yargılamanın İadesi Kapsamında Ele Alınabileceği )

ÖZET : Uyuşmazlık; gerekçeli karar başlığında zabıt kâtibi isminin ve kararda zabıt kâtibi imzasının bulunmamasının yasa yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağına ilişkindir. Olağan temyiz denetiminde her hukuka aykırılığın, bu kapsamda isim ve imza gibi eksikliklerin belgelendirme değerini ortadan kaldırabileceği gerekçesi ile bozma konusu yapılabilmesi olanaklı olmasına karşın bu tür hukuka aykırılıklar yasa yararına bozma konusu olamayacaktır. Diğer taraftan, hükümdeki sayılan bu tür noksanlıklar nedeniyle sahtelik iddiası ileri sürülmüş olsa dahi, bu hususun yargılamanın iadesi konusunu oluşturacağına dikkat edilmelidir.

DAVA : Hükümlünün Orman Yasasına aykırılık suçundan 6831 sayılı Yasasının 93/2-3. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 765 sayılı TCY’nın 68 ve 71. maddeleri uyarınca sonuç olarak 2 yıl 12 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCY’nın 53/3. maddesinin uygulanmasına ilişkin B. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 30.05.2007 gün ve 31-63 sayılı hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 25.06.2008 gün ve 12974-9267 sayı ile;

“… 1- Gerekçeli kararda katip imzası bulunmaması, ( CMUK’nun 232/7. maddesi )

2- Suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde yazılı hak mahrumiyetlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu hususların da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine…”,

Karar verilmiş, Adalet Bakanlığı tarafından 25.09.2008 gün ve 49419 sayı ile;

“… 5271 sayılı Kanun’un 232/2c maddesi gereğince suç tarihi ve zaman diliminin gerekçeli kararda gösterilmemesinin maddi hata olduğu ve mahallinde düzeltilebileceği düşünülerek yapılan incelemede,

1- Sanığın üzerine atılı olan 29.03.2001 tarihli eylemiyle ilgili olarak, 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesinde yazılı cezanın nev’i ve miktarına göre, sanık hakkında savunmasının alındığı 10.05.2001 tarihi ile hükmün verildiği 30.05.2007 tarihi arasında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun dikkate alınmamasında,

2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun ‘Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar’ başlıklı 232/2-b maddesi gereğince zabıt katibinin açık kimliğinin hükme yazılması gerektiği hususuna dikkat edilmeksizin gerekçeli kararda sadece hakim isminin bulunmasında,

3- 5271 sayılı Kanun’un 232/7. maddesi gereğince gerekçeli kararda katip imzasının bulunmamasında,

4- Suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde yazılı hak mahrumiyetlerine hükmedilemeyeceği…”,

Nedenlerine dayalı olarak yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesince 26.01.2009 gün ve 18965-516 sayı ile;

“… Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden B…. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.05.2007 tarih ve 2001/31 esas, 2007/63 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına,

Bozma nedenleri doğrultusunda:

1- Sanığın 29.03.2001 tarihli eylemi nedeniyle hakkında 30.03.2001 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine,

2- Sanığın 09.05.2003 tarihli eylemi nedeniyle 2, 3 ve 4 nolu bozma nedenlerine göre mahkemesince yeniden yargılama yapılmasına…”,

Karar verilmiştir.

Yargıtay C. Başsavcılığı ise 11.03.2009 gün ve 207073 sayı ile;

“… Yerel mahkemece 30.05.2007 tarihli oturum sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Bu duruşma tutanağının başlığına hâkim ve zabıt kâtibinin isminin yazıldığı, tutanakların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalandığı, yargılama aşamasına ilişkin diğer tüm oturumlara ait tutanaklarda hâkim ve zabıt kâtibi isimlerinin yazıldığı ve herhangi bir imza noksanlığı bulunmadığı, ancak gerekçeli kararın başlığında zabıt kâtibinin isminin yazılmadığı ve gerekçeli kararda zabıt kâtibinin, imzasının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Gerekçeli kararın başlığında zabıt kâtibinin isminin ve bu kararda zabıt kâtibinin imzasının bulunmaması, 5271 sayılı Yasanın 232/2-b ve 7. fıkra hükümlerine aykırıdır. Ancak, söz konusu yasaya aykırılık nedenleri, kesinleşen hükmün kanun yararına bozulmasını mümkün kılan, ciddi boyutlardaki hukuka aykırılık hali sayılamaz. Bu nedenler, hükmün olağan yasa yolu olan temyiz incelemesi için hükmün bozulmasını gerektirebilir. Aksi durum, temyiz incelemesinde bozma nedeni sayılan her türlü hukuka aykırılığın kesinleşen hükümlerin bozulması sonucunu sağlar ki, bu kesin hükmün otoritesini sağlama ve kanun yararına bozma yasa yolunun istisnai bir yol olma amacına aykırı düşer. Kaldı ki, bu yasaya aykırılık halleri bazen temyiz incelemesi sırasında da bozma nedeni yapılmamakta ve hatta bu noksanlıkların mahallinde giderilebilmesinin mümkün olduğuna veya bu noksanlıklar nedeniyle ortada hukuken geçerli ve temyiz denetimine elverişli bir gerekçeli kararın bulunmaması sebebiyle noksanlığın mahallinde ikmal edilmesinden sonra temyiz denetimi gerçekleştirilmesine karar verildiği görülmektedir.

Söz konusu hukuka aykırılıklar, mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulmasını mümkün kılacak ciddi boyutlardaki hukuka aykırılık hallerinden değildir. Söz konusu karar, gerekçeli kararın sıhhatine yönelik bir iddia ileri sürülmeden kesinleşmiş bulunmaktadır. Kararın gerçeğe aykırılığı iddiası ise ancak 5271 sayılı Yasanın 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabilir. Bu itibarla, kanun yararına bozma isteminin bu nedenler yönünden reddedilmesi yerine, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının ( b ) bendi uyarınca mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına karar verilmesi isabetli görülmemiştir…”,

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; gerekçeli karar başlığında zabıt kâtibi isminin ve kararda zabıt kâtibi imzasının bulunmamasının yasa yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Kesinleşmiş bulunan kararın tefhim edildiği oturuma ait 30.05.2007 tarihli duruşma tutanağında zabıt kâtibinin isim ve imzasının bulunmasına karşın, gerekçeli kararın altına “personel yokluğu nedeniyle kararın hâkim tarafından yazıldığı” şerhi düşülerek, zabıt kâtibinin isminin kararın başlığına yazılmadığı ve kararın altının da zabit kâtibi tarafından imzalanmadığı anlaşılmaktadır.

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan yasa yararına bozma olağanüstü yasayolunun koşulları ve sonuçları “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Yasanın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Yasa yararına bozma yasa yoluna istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle, bu yasayolu dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. 26.10.1932 gün ve 29/32 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da yasaya aykırılık halleri açıklanıp, bunların uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Daire kararlarında da usule ilişkin aykırılık hallerinin, hükme etkili olması halinde ancak yasa yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilerek, bu yöndeki uygulama süreklilik kazanmıştır.

Uyuşmazlığa konu olan gerekçeli kararın başlığında zabıt kâtibi isminin ve kararın altında zabıt kâtibi imzasının bulunmamasıyla ilgili olarak 5271 sayılı CYY’nın “Hükmün Gerekçesi ve Hüküm Fıkrasının İçereceği Hususlar” başlıklı 232. maddesi;

“… ( 2 ) Hükmün başında;

b ) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği…yazılır.

( 7 ) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir” şeklinde hükümler içermektedir.

Olağan yasayolu olan temyiz incelemesinde, hükmün hâkim veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmamış olması, gerekçeli karar başlığında isim eksikliğinin bulunması veya tutanaklarda buna benzer eksikliklerin yer alması halinde, hükmün yasaya uygunluğu konusunda bir kuşkuya neden olunmaması ve tutanaklara duyulan güvenin korunması amacıyla bozma konusu yapılmakta ise de, tüm yasal işlemler yerine getirilerek kesinleştirilmiş olan hükümlerde bu tür eksiklikler olağanüstü bir yasayolu olan yasa yararına bozma konusu yapılmayacaktır. Başka bir anlatımla olağan temyiz denetiminde her hukuka aykırılığın, bu kapsamda isim ve imza gibi eksikliklerin belgelendirme değerini ortadan kaldırabileceği gerekçesi ile bozma konusu yapılabilmesi olanaklı olmasına karşın bu tür hukuka aykırılıklar yasa yararına bozma konusu olamayacaktır. Yine aynı şekilde, yasa yararına bozma yasayolunun bu özelliği nedeniyle, hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar örneğin; temel ceza miktarının saptanmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi, cezada artırma ve indirme yapılırken kullanılan oranların seçimindeki isabetsizlik gibi hususlar ile kanıtların takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle bu yola başvurulması da, bu olağanüstü yasayolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacaktır.

Yasa yararına bozma kurumu, ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar nedeniyle oluşabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısından kabul edilmiş olup bu yolla hükümdeki aykırılığın kural olarak Yargıtay tarafından hiçbir yargılama yapılmaksızın, istisnai olarak ise ilk derece mahkemesince yeniden yargılama yapılarak giderilmesi amaçlanmıştır. Gerekçeli karardaki isim ve imza eksikliği nedeniyle yasa yararına bozma istemi üzerine yapılacak bozma, bu amaçlardan hiçbirine hizmet etmeyeceği gibi hiçbir eksiklik ve hukuka aykırılık içermeyen ve aynı zamanda hükmün esasını oluşturan kısa kararın da sıhhatinin zedelenmesine yol açabilecektir.

Diğer taraftan, hükümdeki sayılan bu tür noksanlıklar nedeniyle sahtelik iddiası ileri sürülmüş olsa dahi, bu husus 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddeleri kapsamında değil, 311 vd. maddelerinde düzenlenmiş bulunan yargılamanın iadesi konusunu oluşturacaktır.

Bunun dışında, yerel mahkeme 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesiyle ilgili olarak; “Sanığın 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi gereğince aynı Kanunun 53/l-C maddesindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından hapis kaldığı süre boyunca, 53/1. maddesindeki diğer haklarından ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, kanunen mahal olmadığına” şeklinde karar vermiştir. Özenle seçilmiş bir ifade biçimi olmasa da yerel mahkemenin 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdiği anlaşılmakta olup Adalet Bakanlığının bu konudaki 4 nolu yasa yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin yasa yararına bozma kararının 09.05.2003 tarihli eylem yönünden kaldırılmasına, Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin 2, 3 ve 4 nolu nedenler yönünden reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Genel Kurul Üyesi; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.01.2009 gün ve 18965-516 sayılı yasa yararına bozma kararının, hükümlünün 09.05.2003 tarihli eylemine ilişkin olarak KALDIRILMASINA,

3- Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin 2, 3 ve 4 nolu nedenler yönünden REDDİNE;

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2009 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Share

Cevapla

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Free WordPress Themes - Download High-quality Templates